Şeker İş Sendikası Malatya Şubesi GDO’lu ürünlere savaş açtı.

Şeker İş sendikası Malatya şubesi başlattıkları “GDO’lu ürünlere ve suni tatlandırıcılara hayır”imza kampanyası ile seslerini Başbakana duyurmayı düşünüyorlar...

30 Mart 2013 Cumartesi 23:57
 Şeker İş Sendikası Malatya Şubesi GDO’lu ürünlere savaş açtı.
TÜM FOTOĞRAFLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

Malatya Şeker İş Sendikası 12 Haziranda başlattıkları “GDO’lu ürünlere ve suni tatlandırıcılara hayır” kampanyasına 15 Haziran saat 18.00’e kadar devam edecekler. Kampanya çerçevesinde hazırlanan broşürler ve el ilanlarıyla GDO’lu ürünlerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz örneklerini halka anlatılırken başlattıkları imza kampanyası ile de halktan destek bekliyorlar.

Malatya Şeker İş Şube Başkanı Nuri Murat öncülüğünde ilimiz eski Belediye Binası önüne kurdukları stantlarla seslerini duyurmaya çalışan Şeker İş Sendikası Malatya şubesi işyeri Temsilcileri, Abbas Coşkun, Metin Karabulut ve Fahrettin Gönültaş, yaptıkları açıklamada standın Cuma gününe kadar açık olacağını ve toplanan imzaların Başbakanlığa iletileceğini belirttiler.

Her kesimden vatandaşın yoğun ilgi gösterdiği imza kampanyasına sizlerde imzalarınızla destek olabilirsiniz denildi.

Şeker İş’ten yapılan açıklamada Şeker Fabrikasında üretimin durmaması ve ithal tatlandırıcılarla vatandaşın sağlığı ile oynanan oyunların son bularak Mısır şurubu gibi çeşitli kimyasal tatlandırıcıların soframızda yer almamsı istendi.
İlimizde şeker pancarı üreticilerinin çok zor durumda olduğu belirtilen açıklamada “Ülkemiz tarafından ithal edilen Nişasta bazlı şeker (NBŞ)üretiminde de kullanıldığı düşünülen mısırın genetiğinin değiştirilmiş (GDO) olma ihtimali çok yüksek” denilerek “etkisi tam olarak bilinmese de çok ciddi iddialar ortaya atılıyor” denildi.

Sağlığımız tehdit altında mı?

GDO’ların toprak ve su kirliliği, bitki deseninde ve eko sistemde değişim, mevcut mikroorganizmalarda değişim, popülasyonda değişim gibi çevresel risklerin yanı sıra, pek çok sosyo-ekonomik risk ile bazı GDO’larda domuz geni kullanılmasından kaynaklanan dini ve ahlaki riskleri de içerdiği iddia ediliyor.

 
İnsan ve diğer canlıların sağlığı açısından taşıdığı ileri sürülen potansiyel riskler ise; alerjenlik, toksisite (zehir etkisi), kanserojenlik, beri beri (gece körlüğü), antibiyotiklere direnç, besin değerinde bozulma olarak sıralanıyor.

Bitkilerdeki genetik yapı değişikliğinin beslenme ile insan organizmasına aynen taşındığı, buna bağlı olarak Alzhaimer ve Deli Dana hastalığı artışının bu tip değişikliğe bağlı olduğu belirtiliyor. Bu durum GDO’ların bilinmeyen etkilerinin zamanla olağanüstü boyutta birer tehdide dönüşebileceğini ortaya koyuyor.
NBŞ’ler doğal mısırdan üretilseler bile, üretimleri esnasında çeşitli kimyasal katkılar ve modifiye enzimler kullanılıyor.

Kimyasal (Yapay) tatlandırıcılar da yine başta kanser olmak üzere pek çok hastalığa yol açtıklarından, kullanımı sınırlandırılıyor ve izne tabi tutuluyor.

Yapay tatlandırıcılar, içerdikleri riskler nedeniyle tüm dünyada sağlık çevrelerin ve tüketicilerin tepkisini çekiyor. Hatta İngiltere’de kanser yaptığı gerekçesiyle aspartamın ve aspartam içeren ürünlerin yasaklanması tartışılıyor.

Ancak ülkemizde “merdiven altı” diye nitelenen yasadışı imalathanelerde kontrolsüz bir şekilde gıda üretiminde kullanıldığı düşünülüyor.
Pancar şekeri ise tamamen doğal olan pancar hammaddesinden, tamamen doğal yollarla elde edilen en katkısız, en sağlıklı besindir.

 
“Sağlıklı bir hayat ve sağlıklı nesiller için, pancar şekeri kullanalım.”

Üreticiler neden pancar şekeri yerine NBŞ ve kimyasal tatlandırıcıları tercih ediyor
NBŞ’ler ve kimyasal tatlandırıcılar, ucuz oldukları için pancar şekerine tercih ediliyor ve yaygın bir biçimde kullanılıyor.

Aynı birim şekere göre 200 ile 200 bin kadar etkili tatlandırıcılar üretilebiliyor. Şeker eşdeğeri yüksek olan tatlandırıcıların bir bavulu, 40 tır dolusu şekere eşit.

Ancak bunların kullanımıyla hem ülkemizin çok değerli kaynakları dışarıya transfer ediliyor, hem sağlığımız riske atılıyor.

NBŞ ile pancar şekerinin satış fiyatı arasında sadece 50 Kr fark olması, pancar şekerine tercih edilmelerine neden oluyor.

Bu tercih sonucu her yıl Bakanlar Kurulu kararıyla NBŞ kotaları % 50 artırılarak adeta NBŞ kullanımı teşvik ediliyor.

Kotanın % 50 artırılması nedeniyle 117 bin ton daha fazla NBŞ üretiliyor, pancar şekeri üretimi ise 117 bin ton düşüyor.

Kg. başına 12 TL katma değer yaratan pancar şekeri yerine NBŞ kullanıldığında, 50 Kr’lik kar için 11,5 TL’lik katma değer kaybedilmiş oluyor.
NBŞ kotasının %50 arttırılması, yani 117 bin Kg. fazla NBŞ üretilmesi ise, 1 milyon 345,5 bin TL’lik değerden vazgeçildiği anlamına geliyor.

 
“Unutmayın! Pancar Şekeri Sektörünün Kaybı, Türkiye’nin Kaybıdır…”
 
NBŞ kotaları Keyfi olarak Her Yıl Rutin Şekilde Arttırılamayacak

Bakanlar Kurulu’nun NBŞ kotasını her yıl rutin olarak %50 oranında arttırması üzerine  (Şeker İş) Sendikamızca her yıl Danıtaş’da dava açılarak yürütmenin durdurulması kararları alındı. Ancak her defasında bu hukuk kararlarının çiğnenmesi ve kota artırımına devam edilmesi üzerine Sendikamızca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuruldu. AİHM’nin lehimize karar vermesi durumunda NBŞ kotaları her yıl rutin olarak ve keyfi bir şekilde artırılamayacak.

Sendikamızın (Şeker İş) bu mücadelesi sonucunda:
·         NBŞ üretimi 117 bin ton düşecek, pancar şekeri üretimi ise aynı oranda artacak.
·         Ülkemizin pancar üretiminde yaklaşık 850 bin ile 1 milyon ton arasında artış olacak.
·         Pancar tarımına, 60 in üretici aile kazandırılmış olacak.
·         Türk tarımına 200 bin dönüm sulu tarım arazisi kazandıılacak.
·         Aynı zamanda 400 bin dönüm arpaya eşdeğer yem üretilmiş, taşımacılık sektörüne yılda yaklaşık 2 milyon ton iş hacmi yaratılmış olacak.
·         NBŞ üreticileri yaklaşık 150 milyon TL zarar edeceklerini iddia etseler de, ülkemiz yılda yaklaşık 250 milyon dolar ilave katma değer kazanacak.

NBŞ’ler ve Kimyasal Tatlandırıcılar Nerelerde Kullanlıyor

İlaç sektöründe ve diyabetik ürünlerde kullanılan nişasta bazlı şekerler ve kimyasal tatlandırıcıların, pancar şekerini ikame etmek üzere gıda üretiminde kullanımı da yaygınlaşıyor.

Son yedi yılda kimyasal tatlandırıcı ithalatının 13 kat artmasına rağmen, ilaç üretmimizde aynı artışın yaşanmaması, bunların gıda üretiminde kullanıldıklarını doğruluyor.

Özellikle son yıllarda sıkça görülen diyet yapma tutkusu ve diyet ürünlerine olan talebin artışı da kimyasal tatlandırıcıların bilinçsiz kullanımını körüklüyor.
Gen teknolojisi en çok ısır, kolza, soya, patates ve pamuk üretiminde kullanılıyor. Mısır ise NBŞ üretimi sayesinde meşrubat, meyve suyu, bira, şekerleme, lokum, baklava, helva, dondurma, reçel, bisküvi, çiklet ve ketçap gibi pek çok gıda ürününe hammadde olarak giriyor. Soyanın 900, mısırın ise 700 çeşit üründe kullanıldığı belirtiliyor.

Ülkemizde çok ayrıntılı bir gıda kodeksi bulunmamasına rağmen, özellikle denetimsiz üretim yapan kaçak işletmelerde buna uyulmaması ve etiketlerinin ürünün içeriğini tam olarak yansıtmaması nedeniyle tüketicilerin karşı karşıya kaldıkları riskler artıyor.

Gerçekten pancar şekeri pahalı, NBŞ ucuz mu?

Ülkemizde pancar şekerinin maliyet ve fiyatı AB ülkeleri seviyeinde iken, NBŞ satış fiyatları dünya fiyatlarının kat, kat üzerinde.

Örneğin ABD’de ton fiyatı 308 dolar iken, Türkiye’de 716 dolar. Ancak NBŞ’ler % 30 oranında su içerdiğinden, gerçek satış fiyatı daha da yükseliyor.

Pancar şekerinin en yüksek kar oranı %38 iken, NBŞ’de kar marjı GDO’lu mısırda % 587 ila % 711 arasında, normal mısırda ise % 334 ila % 414 arasında değişiyor.

Bu oranlar ucuz olduğu sanılan NBŞ’lerin aslında ne kadar pahalı olduğunu ortaya koyuyor.

Bu kadar tatlı kar hangi sektörde var? (Kaynak: Şeker İş Sendikası afiş ve bildirilerinden derlenmiştir)

Malatya Şeker Fabrikası Kısaca:

“Erzincan, Elazığ, Elbistan ve Malatya şeker fabrikaları Kolin-Limak'a 266 milyon dolara satılmıştı. (Yaklaşık 500 milyon TL ediyor) Oysa sadece Malatya Şeker Fabrikası arsasının, ödenen emlak vergisi ve emsalleri gözönüne alındığında 540 milyon TL değerinde olduğu anlaşıldı.”

“Malatya Şeker Fabrikası'nın 2010 yılı için Malatya Belediyesi'ne 240 bin lira emlak vergisi ödediği ortaya çıktı. Sadece bu ödenen emlak vergisi bile geçtiğimiz hafta yapılan 'şeker özelleştirmesini' şimdiden tartışmalı hale getirdi. Emlak vergisinden de anlaşılacağı üzere Malatya Şeker Fabrikası'nın rayiç bedele göre sadece arsa değeri 240 milyon lirayı buluyor.”

Emsale göre 540 milyon TL

“Sözkonusu şeker fabrikası arazisinin, Malatya Belediyesi'nin 2009 yılında Hollandalı bir firmaya satışını yaptığı ve bugünlerde üzerindeki caminin yıkılmasından dolayı tekrar gündeme gelen eski hal binasının olduğu arazinin satış değerleriyle karşılaştırıldığında ise rakam daha da korkunç bir boyuta taşınıyor. Belediye, 2009 yılında şehrin merkezindeki 32 bin metrekarelik bir alana sahip olan eski hal binasını Hollandalı bir firmaya 52 milyon liraya satmıştı. Bu satıştan yola çıkarak Malatya Şeker Fabrikası'nın arsasının değerini hesaplamaya kalktığınızda ortaya 540 milyon lira gibi bir değer çıkıyor. Çünkü şehrin en değerli bölgesinde bulunan Malatya Şeker Fabrikası'nın arsası, eski hal binasının arsasının 10 katından fazla bir büyüklüğe sahip.”

“Öte yandan Kolin-Limak, 266 milyon dolarla fabrika ve arsaların yanında bu portföye ait 131 bin 400 tonluk 'A' şeker kotasını da almış durumda. Türkiye'de şeker kotası artırılmadığı için bu kota, aynı bankacılık lisansı gibi çok değerli. Şeker kotasına sahip olmak şirketler için büyük bir değeri ifade ediyor. Zaten firmalar, şeker özelleştirmesine üretimden ziyade fabrikaların arsalarına ve şeker kotalarına sahip olmak için giriyorlar. Yani Kolin-Limak ortak girişim grubu, 131 bin 400 tonluk 'A' şeker kota hakkını en düşük 200 milyon dolara müşteri sıkıntısı yaşamadan satabilir.”

Ayrıca Özelleştirme İdaresi'nin ihale şartnamesinde üretimde süreklilik garanti altına alınmıyor. Üretim şartı 5 yılla sınırlı. Yani ihale şartnamesinde 'üretim' düşünülmüyor. Bu noktada da 'özelleştirme ihalesi neden fabrika satışı olarak yapıldı' sorusu akla geliyor.” (Haber Kaynağı: F.Akkaya, Akit)

Yıllara Göre Malatya Şeker Fabrikası:

1997-1998 Yılları arasında 113 günlük kampanya süresi içerisinde 7.336 Hektar alana 7.429 çiftçimiz ekim yapıyordu. Fabrikada 368.000 ton pancar işleniyor ve 44.610 ton kristal şeker üretiliyordu. Ayrıca 98-2001 yılları arasında yaklaşık 10 ton şeker “ihraçlık” olarak işlem görüyordu.

2004-2005 yıllarına gelindiğinde ise 63 günlük kampanya süresi içerinde 4.717 Hektar alana 5.349 çiftçimiz ekim yapıyordu. Buna göreyse 227.500 ton pancar işleniyor 28.100 ton kristal şeker üretiliyordu.

2009-2010 yıllarına gelindiğinde üretimde gözle görülür bir düşüsün aksine kısmi bir artış olmakla birlikte geçen yıllara nazaran hem üretim azalıyor hem de pancar üretilen alan ve çiftçilerimiz azalıyor. Bu yıllarda 68 günlük kampanya boyunca 5.052 Hektar alana 2.271 çiftçimiz ekim yapıyor ve 248.200 ton pancar işlenerek 32.600 ton kristal pancar elde ediliyordu…

1998 ve 2010 yılları arası ortalama 23 ila 35 bin ton arasında değişen kristal şeker üretimi gerçekleşmiş.

1998 yılında 13.820 ton Melas ve 4.705 Litre alkol üretilirken 2003 yılına gelindiğinde 8.750 ton Melas ve 1.620 Litre alkol üretilmiş. 98’de 119.452 ton yaş küspe üretilirken bu sayı 2010 yılına gelindiğinde 9.658 ton Melas, 81.390 yaş küspe ve alkol üretimi 2003 yılından sonra durdurulmuş.

1997-1998 yılları arasında 170 memur, 293 daimi işçi ve 217 geçici işçi çalışıyorken 2009-2010 yıllarında bu sayı 102 memur,287 daimi işçi ve 74 geçici işçi olarak istatistiklere girmiş. (İlisuluk Haber,Özel:K.Turgut Göle)

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hava Durumu

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Arşiv