Unutmayın, Hayat Çok Kısa...

11 Mayıs 2014, 21:36
Unutmayın, Hayat Çok Kısa...
Gülgün GÖKTAN
Her insan bu dünyada ancak çok sınırlı bir ömür süresi yaşar. Ve istisnasız tüm insanlar, kendileri için belirlenen bu sürenin ne zaman sona ereceğinden habersizdirler. Bir an, bir saat ya da bir gün sonra dahi neler yaşayacağını, ileride kendisini nelerin beklediğini asla bilemez. Dahası hayatının tüm bu saatlerini, günlerini toplasa bile, yaşayacağı bu ‘ömür süresi’ yine de çok kısa olacaktır. Ve ne kadar gözmezden gelmek isteseler de, her insan bu önemli gerçeğin farkındadır. Ne doğumlarına ne yaşayacakları olaylara ne de ölümlerine kendileri karar veremez ve yaklaşıp gelen ölüme de asla hiçbiri ‘Dur’ diyemez.
 Ne var ki, tüm bu açık gerçeklere rağmen, yine de insanların büyük bölümü hayatın bu kısalığı üzerinde gereği gibi düşünmez. Günlük hayatın detayları kimi insanları öylesine oyalar ki, ölümü de hayatın kısalığını da tamamen unuturlar. ‘Madem hayat çok kısa, o zaman bu kıymetli vakti en iyi şekilde değerlendireyim’ diyerek hayatlarına bu bilinçle devam etmezler.
 Bir çok insan da, ‘dünya hayatındaki vakti iyi değerlendirmek’ dendiğinde, bunu nasıl yapması gerektiğinden habersizdir. Bu yüzden de, ‘Madem ki dünya hayatı bu kadar kısa, zevkler, güzellikler ve mutluluklar madem ki bu kadar geçici, o zaman dünyanın tadını olabildiğince iyi çıkarmaya bakalım, vaktimizi böyle değerlendirelim’ diyerek büyük bir hata içerisine düşerler. Çünkü ‘Dünyadaki bu kısa vakti daha iyi değerlendirmenin’ ve ‘hayatının tadını daha iyi çıkarabilmenin’, ‘yaşamın kısalığını unutup ölüm gerçeğinden alabildiğince uzaklaşmak, gerçeklere yüz çevirip düşünmeden yaşamaya çalışmak’ olduğunu sanırlar. Bu nedenle de hızla akıp giden vakti, zamanla yarışıp, her anlarını en güzel şekilde değerlendirerek kendi lehlerine dönüştürmek yerine, umursuzca tüketirler.
 Oysa hayatın kısalığını, zevk ve güzelliklerin geçiciliğini fark eden bir kimsenin asıl yapması gereken, dünya hayatının gerçeklerini unutmaya değil, aksine iyice düşünüp şuuruna varmaya çalışmak olmalıdır. Madem ki dünya hayatı geçicidir, öyleyse insan tümüyle asıl baki kalan ve asıl gerçek olana yönelmelidir. Kendisine verilen bu kısa ve kıymetli süreyi de bu uğurda harcamalıdır. Ve asıl baki olan, varlığının sonu olmayan, Kadim; yani ezelden beri Zat, Sıfat ve  Esma’sıyla var olan ancak Allah’tır. Dolayısıyla insan kendisine verilen bu imkanı, yaşadığı her anı Allah’ın rızasını kazanacak bir hayat yaşamak için kullanmalıdır. İnsanın sonsuza dek hiçbir zaman bitip tükenmeyecek nimetler içerisinde asıl yaşamını süreceği mekan ahirettir. Ve ahiretin de ancak Allah’ın sevgisini kazanabilen, O’nun dostluğuna layık olabilen insanlar içindir.
 Büyük islam alimi İmam Gazali, bu kesin gerçeği çok güzel bir anlatımla ifade etmiştir:
 Cenab-ı Hakk'ın büyük bir saltanat dediği ahiret mülkünü sen de yüce tut! Sen de çok iyi biliyorsun ki dünya ve içindekiler çok az ve değersiz şeylerdir. Hayat kısa, dünyadaki nimetlerin devamı kısa ve çok azıcık bir süredir. Sonra bizler kalkıyoruz bu azın azını elde etmek ve azıcık bir süre onunla birlikte olmak için canımızı ve malımızı seferber ediyoruz. Bir kısmımız bunu elde ediyor, bir kısmı elde edemiyor elde edenlere imreniyor. Onu elde etmek için canını ve malını tehlikeye attığına hiç bakmıyorlar. (İmam Gazali, Cennete Doğru, (Yedi Geçit), Minhacü'l-Abidin, s. 319)
 Şu dünyada terk ettiğin herşeyin en hayırlısını ahirette bulursun. Artık sen ömründen tek bir gün kalmışcasına hazırlıklı ol...(Abdülkadir Geylani, Gönül İncileri İkazlar, Türkçeye çeviren: Celal Yıldırım, Bahar Yayınları, s. 27, 28, 29)
Peygamberimiz (sav), sonsuz sürecek ve sonsuz güzelliklere sahip Cennet ile bu çok kısa olan dünya hayatının farkını bir sözünde şöyle hatırlatmıştır:
 Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Cennette, yay kadar bir yer, Güneş'in üzerine doğduğu veya battığı şeyden (dünyadan) daha hayırlıdır."  (Buhari, Bed'ü'l-Halk 8, Tefsir, Vakı'a 1; Müslim, Cennet 6, (2826); Tirmizi, Cennet 1, (2525).)
 Dolayısıyla bu gerçeği görebilen bir insanın dünya hayatındaki bu kısıtlı vakti olabilecek en güzel ahlakı yaşayarak, en güzel davranışlarda bulunarak geçirmeyi hedeflemesi gerekir. Kalbindeki Allah’a olan sevgisi ve vicdanı insanı gününün her saniyesini ‘hayırdan yana en güzel ne yaparak geçirebilirim’ diye düşünerek geçirmeye yöneltmelidir. Ve hayırdan yana yapacağı hiçbir işte erteleme yoluna gitmemeli, aceleci olmalıdır. Çünkü insanlara iyi ve güzel işleri erteletmek şeytanın bir oyunudur. Şeytan, insanın ‘sadece erteliyorum, tamamen vaz geçmiyorum ki’ diyerek vicdanını rahatlatmasını ve verdiği telkinlerle bir süre sonra da bundan tümüyle vaz geçmesini sağlar. İşte Allah da bu nedenle ertelemenin insanları inkara sürükleyen bir davranış şekli olduğunu bildirerek insanları uyarmaktadır.
 İnsan kendisini oyalayabilecek, akılcı düşünmesini engelleyebilecek, hayatın kısalığını, ölümün ve ahiretin yakınlığını unutturabilecek her türlü boş işten yüz çevirmelidir. Tüm gününü ard arda pekçok hayırlı iş yaparak geçirse bile bunu yeterli görmemeli, bir işten boşaldığında Allah’ın  “Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et. Ve yalnızca Rabbine rağbet et.”(inşirah Suresi, 7-8) ayetleriyle hatırlattığı ahlakı yaşayarak, bir başka hayırlı işe yönelmelidir.
 İmam Rabbani de bu konuya dikkat çekmiş ve vakitlerini iyi değerlendirmeleri ve hayır işlemekte ertelemekten kaçınmaları konusunda insanlara şu tavsiyelerde bulunmuştur:
 Fırsatı ganimet bilip vakti boşa harcamamak gerekir. Rüsumlardan ve adetlerden bir şey hasıl olmaz. İllet beyan edip mehil istemek, ziyandan başka bir şey artırmaz. Salatların en tamamı ona, selamların mükemmeli ona olsun; Muhbir-i Sadık Resulullah şöyle buyurdu: -“Erteleyenler helak oldu.” Muhakkak mevcut olan ömür sermayesini mevhum bir işe sarf etmek; mevhumu dahi mevcut için korumak, cidden kötü bir şeydir. Vakit sermayesi gerekir ki, en uygun işe sarf edile... Bu mensubiyet (bağlılık) ister ki: Lüzumsuz muzehrefat işleri sonraya bıraktıra... (Mektubat-ı Rabbani, cilt 1, s. 315)
 İşte tüm bu gerçekleri bilen insanların varacağı nokta şu olmalıdır: “Madem ki hayat çok kısa, madem ki dünyadaki herşey geçici, öyleyse bu çok kısıtlı ve çok kıymetli vakti olabilecek en doğru şekilde harcamalıyım. Beni yaratan Rabbimi en derin aşkla, en sadık sevgiyle severerek, benim için yarattıklarına en güzel şekilde şükrederek, Allah’ın beğendiği ahlakı en mükemmel şekilde yaşayarak, hayatımın her anını her saniyesini en güzel davranışlarda bulunarak geçireyim, Allah’ın sevgisine, hoşnutluğuna, cennetine layık bir insan olabileyim” diyerek daima hayırlara yönelmelidir.
 
http://gulgungoktan.com/
https://twitter.com/GulgunGoktan
https://www.facebook.com/gulgun.goktan

banner143

    Yorumlar

TÜMÜ Yazarlar
Hava Durumu

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv