Taş ve Tunç Devrinden Sonra Şimdi de Bakır Devri Kapanıyor

14 Haziran 2017, 23:45
Taş ve Tunç Devrinden Sonra Şimdi de Bakır Devri Kapanıyor
Günün Röportajı


Malatya Bakırcılar Çarşısının son temsilcilerinden olan Cumali Güner, bakırcılığın geçmişten günümüze nasıl ulaştığı, bakırın kullanıma hazır hale gelene kadar geçirdiği aşamaları ve bakırın günümüzde nasıl unutulmaya yüz tuttuğuna yönelik açıklamalarda bulundu.
  “ Nasırlı ellerin zamana karşı direndiği mesleklerden biri olan bakırcılık bir zamanların en gözde mesleği iken gelişen teknoloji ve hayat şartları sonucunda artık eskisi gibi rağbet görmüyor. Bakırcılık mesleğini sürdürecek elemanlar yetişmemekte ve bu mesleğin artık unutulacağı kaçınılmaz bir gerçektir. Zamanında evlerde bakır eşyalar kullanılırdı. Haliyle bu mesleğinde bir kıymeti vardı. Şimdi ise el emeğine rağbet olmamakta”.
Malatya’da bakırcılığın son temsilcilerinden Cumali Güner’le sitemiz Malatya Son Havadis adına Sevil Adıgüzelman keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Keyifli okumalar diliyoruz…
S. A:Cumali Bey öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Cumali Güner,1967 Malatya doğumluyum. İlkokulu bitirdikten sonra babam kolumdan tuttu ve beni bakırcılık yapan abimin yanına bıraktı ben de itiraz etmedim ve bakırcılığa başladım. İşi öğrendim ve bugüne kadar getirdim.38 seneden beri, bakırcılık yapmaktayım. Abimin mesleğini devamını getirmek için uğraştım. Babam çiftçiydi benim kalaycılığa gitmemi istedi o günden beride hiç ara vermeden bu işe yapmaktayım. Benim ne okuma sevdam oldu ne de ailemin beni okula gönderme imkânı…
 
S.A: Bakırı işlerken sabit bir ses duymaktayız bu ses nasıl oluşuyor?
Bakırı döverken ortaya çıkan tık tak sesi işlenmemiş olan malzemenin tabanının düzgün çıkmasını sağlar. Dövüldüğü zaman bir yerden başladıktan sonra diğer taraflar biraz kavis alır sonrasında vurma amacımız bakırın kalan geri tarafını sürekli olarak yukarı doğru şişirmektir. Vuruldukça tabanın düz çıkma olasılığı yükselir. Bu bakırcılarda olan bir sestir.
S.A: Bakırın rengi nasıl ortaya çıkmakta?
Bakırın normalde rengi ateş kırmızısıdır. Kalaylandığı zaman beyaz olur. Parlatıldığı zaman daha açık bir renk alır. Osmanlıdan günümüze gelen bakır kalaylı bakırdır. Oluşu kırmızıdır kullanıma hazır hale gelmesi için kalaylanması gerekir. Osmanlıdan ve daha önceden bugüne kadar kalay vardır. Kalaysız bir bakır düşünülemez.
S.A: Neden bakır kullanılmaktadır?
Bakırın yapılıp meydan getirilmesi kolaydır. Eskiden de bakırdan başka alternatif olmadığı için mecburen kullanılmaktaydı. Bakır günümüze kadar gelmiş ama günümüzde mutfaklarda fazla rağbet görmeyen bir maden başka alternatiflerin ortaya çıkmasıyla beraber bakır geride kaldı. Bakırcılık Malatya’da bitti diyebilirim. Mutfak malzemesi olarak bakır bitecek ama elektrik akımı veya tahsisatında bakır kullanılmaya devam edilecektir. Ben bakırcıyım evimde de bakır var ama hanımlar fazla bakıra meyil etmiyorlar sürekli diğer alternatiflere yönelmekteler.
S.A: Bakırda pişen yemeklerin tadı neden farklı oluyor?
Tadı gerçekten de başka oluyor. Bu lezzetin sebebini bizde tam olarak bilmiyoruz. Bir naylon terlik giydiğiniz zaman ayaktaki rahatlığı insanlarımız bakırda da bulabiliyor. Közde cezvede yapılan kahve veya bir bakır demlikte yapılan çay çok farklı. Nedeni, bakır kireci mıknatıs gibi kendine çeker ve kireci içerisinde tutar. Çelik çaydanlıklarda kireç tutma olasılığı yoktur. Bakır kapta olan çayda, yemekte güzel olur. Günümüzdeki malzemelerde insanlar susuz yemek yapabiliyorlar. Nasıl bir buhar oluyorsa pişirme hızlanmakta. Bakırda yapılacak yemekler kısık ateşte veya odun ateşinde ağır ağır pişirilirse daha lezzetli olur. Osmanlıdan bu yana bu şekilde kullanılmıştır. Bakırdaki bu farklı lezzetin nasıl oluştuğunu bizlerde bilemiyoruz.
 
S.A: Bakırcılığın kullanım alanı istenilen düzeyde mi? Bakırda kalayın önemi nedir?
Bakırcılığın eski kullanımı yoktur. Bakır günümüzde sadece lokantalarda kullanılmakta. Kebap tabağı, ayran tası olarak fazlaca talep görüyor ama asıl önemli olan yemeğin pişirildiği kapların bakır olmasıdır. O da şu an kullanılmıyor zaman gelir kullanılır mı? Bilemiyoruz. Kalaysız bir bakır düşünülemez. Bakır artı kalay olmak zorundadır. Kapların rahat kullanılması için kalay şarttır. Kalay olmayan bakırlarda var.
S.A: Bakırın işleme aşamasından bahsedebilir misiniz?
Malatya bakırcılığında işlemeler yoktur. Ama isteye göre işlemeler yapılabilir. Bakırdaki dövmelerin yani hafiften desenli noktaların her biri bir çekiçtir. En azından bir tasın üzerindeki desenleri hesaplamaya kalsak tasın üzerinde üç yüz beş yüz tane çekiç değmiştir. Çekiç olmadan bakır meydana gelmez. Çekiç işi bittikten sonra tokmakla şekli ve şemaili verilir. Dövme aşamasından birden fazla çekiş kullanılır her bir çekişin kendine göre bir görevi vardır. Elbette bunların bir sıralaması var. Döve döve şekil verilir. Şekil verildikten sonra çekiçlenir ve dövme işlemi yapılır. Kalay yapılır ve aksesuarları takılır.
S.A: Bakırcılığa gençlerin ilgisi var mı?
Bakırcılıkta hevesli gençlerimiz yok. Taş devri, tunç devri kapandı denir ya şimdi de bakır devri kapandı diyebilirim. Benim üç çocuğum var ben onlardan birinin bu mesleğe gelmesini isterdim ancak hiç birini bu mesleğe getirmedim. Bu mesleğe talep azaldı. Benim mesleğe başladığım zaman 1989’lı yıllardı ve mesleğimizin parlak bir dönemiydi. Bir müşteri geçtiği zaman o kadar yoğunduk ki geçen müşteriye buyur demezdik.0 denli bakır işimiz yoğundu. Bakırcılık o zamanlardan şu ana kadar devam etmiş olsaydı ben de çocuklarımı getirtir bu mesleği öğretirdim. Yapılması zor olan bir meslek en küçüğü bir ayran tası en büyüğü bir bulgur kazanıdır. Önceden yemek kaşıkları bile bakırdı. Bir evden 30-40 tane çatal bıçak gelirdi. Günümüzde artık yapılmıyor. Bu pazara girince her sokakta bakırcı ve kalaycılar yoğundu. Şimdi bu sokakta 4 arka sokakta da 4 tane bakır işçiliği yapan ustalarımız kaldı. Yetişen yok git gide bitmekte. Ne bize çırak geliyor ne de biz kimseyi burada tutabiliyoruz. Bizim çırağa vereceğimiz bir şey yok.
S.A: Unutulmayan bir anınız var mı?
Eskiden işlerimizin çok olduğu zaman daha çok Ramazan aylarında geceleri sahurlara kadar çalışırdık. Bayaya güzel vakit geçirirdik. Dükkânlarda iftar açardık. Sabahları çalışırdık.7’de iş başı yapar, bire ikiye kadar çalışırdık sonrasında dinlenirdik. Ocakta çalışan insanlar için söylüyorum. Sıcakta çalışmak bayaya zor bir işti. Malatya’nın sıcağında 40 derece sıcaklıkta o ocakta Zonguldak’tan gelen kömürle kızan ateşin karşısında insan tükeniyor. Orada çok zor durumda kalsak ta çok güzel anılarımız vardı. İftara yaklaşınca 5-6 kişi olurduk iftar soframızı kurardık ve iftarımızı yapardık. Sonrasında tekrar sahura kadar bire ikiye kadar çalışırız ondan sonra eve giderdik. Bu şekilde çok çalıştık. Ateş, kapların ısınmasını sağlar metalin bakıra yapışmasının derecesi 200- 250 derece ısı gerekmektedir. Bakırın yapım aşamasında kalay çubuğumuz var. Yumuşak bir maden bu. Ama bakırın normal bir ısıya erimeden önce ki sıcaklığı görmeden bu kalay oraya yapışmaz. Kalay yapıştığı zamanda sanırsınız bir yağlı boya dökülmüş su gibi akar gelir aşağıya doğru. Kalayın sıcaklığını bulamazsan kalay erimez. Kalaycıların en zor durumları ocakta kapları şekil vermeleridir.
S.A: Bakır kaplarda pişen yemeklerde zehirlenme olduğu ifade edilmekte siz bu konuda neler söylemek istersiniz?
Bakır oksitlenmezse kalayın içi kırmızı olur onun içinde yemek yapılır ve yenir salçalı yemek kalırsa uzun süre içinde kalırsa zehirlenme olabilir. Bakırda yemeğe bir şey olmaz. Oksitlenme de tuzlu ve salçalı olması zarar verebilir.
S.A: Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?
Bizim mesleğimizde artık sona gelindi. Mesleğimiz el sanatları olarak çok güzel bir sanat. İnsanların zor yetiştirildiği bir sanat. Sanatımızı ilerletmek isteriz tabi bunun içinse rağbet olması lazım. Sürekli birilerinin bizden talepleri olmalı ki bizde ona göre çalışalım. İnsanlar bizden bir şey istemeseler ben de bunları yapmazdım. Eskiden biz hazırlardık bahar olduğu zaman bakırlarımız satılırdı. Şu an da öyle bir talepte yok öyle bir çalışma azmimizde yoktur. Eskiden her sene insanlar evlerinde ki bakırları bizlere getirip kalay yaptırırlardı. Ama şimdi böyle şeyler yoktur. Malatya ve bazı illerde antika denebilecek bakırların oldukça fazla eski dönemlerde yapılan bakırların üzerinde damgaların olurdu ve en iyi bakırcıları Ermenilerdi. Eskiden iki önemli meslek vardı. İlki kuyumculuk ikincisi bakırcılıktı.
S. A: Bu keyifli sohbet için ve bize ayırdığınız kıymetli vakitleriniz için şahsım ve sitemiz okurları adına teşekkür ediyorum. Ve daha nice sağlıklı günlerde mesleğinizde başarılar diliyorum.
Bende sizlere teşekkür ederim. Bana böyle bir fırsat verdiğiniz için. Ayaklarınıza sağlık…
Röportaj ve Foto:  Sevil Adıgüzelman
 
   
 

banner143

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    Bumerang - Yazarkafe


    Hava Durumu

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Arşiv