Kılıçdaroğlu:AKP devleti var karşımızda; valisinden, kaymakamına kadar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yarın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geleceklerini hatırlatarak, "Yeni bir açılım yapmıyoruz. Biz, çözüm yöntemi öneriyoruz. Önerimizi iyi niyetle götürüyoruz. Hiçbir ön yargımız, dayatmamız yoktur" dedi.

30 Mart 2013 Cumartesi 23:57
Kılıçdaroğlu:AKP devleti var karşımızda; valisinden, kaymakamına kadar
 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yarın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geleceklerini hatırlatarak, ''Yeni bir açılım yapmıyoruz. Biz, çözüm yöntemi öneriyoruz. Önerimizi iyi niyetle götürüyoruz. Hiçbir ön yargımız, dayatmamız yoktur'' dedi.

Kılıçdaroğlu, toplu sözleşme görüşmelerinde Memur-Sen'in de hakem heyetinde bir temsilci görevlendirdiğini, ancak bu temsilcinin, memurların aleyhine oy kullandığını savundu. Bu durumun, ''emanete hıyanet'' anlamına geldiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, sendikacılığın yürekli insanların işi olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, ''Sen oraya memurun hakkını savunmaya görevlendirildin, AKP'nin yalakalığını yap diye seni orada görevlendirmediler. Maşalı sendikacılık... Maşa da iktidarın elinde. İşçilerin, memurların paralarını yiyen, altlarında lüks arabalarla gezen insanlar bunlar'' dedi.

Haklarını arayan 305 havayolu çalışanının, SMS ile işlerine son verildiğini belirten Kılıçdaroğlu, aydınların üzerinde yapılan baskının artık çalışanların da üzerinde yapıldığını söyledi.

Türk-İş'in, bu duruma tepki gösterip göstermediğini görmek için internet sitesine baktığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Genel Sekreter açıklama yapmış, 'Yanındayız' diye. Ama yanında değiller, neredeler- Bence orayı kapatsalar daha iyi olur. Uluslararası Çalışma Örgütü standartları, Türkiye'nin imzaladığı uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'ya rağmen çalışanlar üzerinde açıkça baskı kuruluyor. Türk-İş utana sıkıla, ayıp olmasın diye basın açıklaması yapmış'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, ''havayolu çalışanlarının sürdürdüğü mücadelenin yalnızca kendileri için değil, ülkenin bütün insanları için, kula kul olmamak için verilen bir mücadele'' olduğunu dile getirdi. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'nin her zaman bu çalışanların yanında olacağını ifade etti.

Yarın Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile bir araya geleceklerini belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''CHP çözüm üreten partidir. CHP, bu ülkenin bütün sorunlarına duyarlı olan bir partidir. CHP, sorunları çözmek için mücadele eder. CHP, halka güven vermenin yolunun bu olduğunu bilir, bunun için yola çıktı.

Yeni bir açılım yapmıyoruz. Biz, çözüm yöntemi öneriyoruz. Bu sorun nasıl çözülür- Madem siyasal partiler, aydınlar, sivil toplum kuruluşları, düşünürleri, kanaat önderleri var, neden hep beraber bu sorunu çözmüyoruz. Çıkış noktamız bu. Parlamentoda bir araya gelelim. Anayasa konusunda bir araya geliyoruz. Neden bu konuda bir araya gelmiyoruz.

Milli iradeyse, gidip halka soralım: 'Bu sorun çözülsün mü çözülmesin mi-' Yüzde yüz halk çözülmesini istiyor. Biz çözüm önerimizi götüreceğiz. İyi niyetle götürüyoruz. Hiçbir ön yargımız, dayatmamız yoktur. Düşüncemiz var ama söylemiyoruz. Neden, 'CHP bunu dayatıyor' diye bir algı çıkmasın diye. Böyle bir şey söylemesinler diye. İyi niyetle gidiyoruz. Bu ülke, çözüm üretecek kapasitede ve yetenektedir. Her partide, bu sorunun çözümü ile ilgili kafa yoracak insanlar vardır. Neden bir araya gelmiyoruz-

Bütün milletin kolektif iradesini, sorunun çözümü için anahtar olarak kullanalım. Eğer bir toplum beraber konuşmayı beceremiyorsa, yan yana gelemiyorsa, anlaşamıyorsa o toplumun geleceğinden herkes endişe duyar. Bir araya gelebilmeli, konuşabilmeli, tartışabilmeliyiz. Bunu yaptığımız zaman asıl milli irade dediğimiz kavramı yüceltmiş oluruz. TBMM'nin meşru ve bağımsız iradesini bu işte ortak nokta olarak koymalıyız.

Eğer siz sorunlar karşısında çözüm üretmezseniz topluma çaresizliği verirsiniz. En büyük tehlike, toplumun kendini çaresiz hissetmesidir. Çaresizlik, demokrasinin önünde de özgürlüklerin önünde de en büyük güç olarak karşımıza çıkıyor. O nedenle aydınlara, kanaat önderlerine, siyasal partilere çağrı yaptım. Çaresizliği topluma dayatamazsınız. Bu ülke eğer, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı verip, çaresizlikten çare ürettiyse, bu konuda da çare üretir diyoruz. Üretmemesi mümkün değil. Bir araya geleceğiz, konuşacağız ve çare üreteceğiz.''

Ziyaret ettiği her şehit ailesinin ortak bir cümle kullandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

''Hepsinin ortak cümlesi, 'İnşallah bu son olur.' En son şehit Binbaşı'ya gittik, aynı şey. Bu son olacak ise siyaset kurumuna düşen görevler var. Oturacağız bu sorunu çözeceğiz. Dayatmacı mantıkla değil, aklımızı kullanacağız. Neden Türkiye'de parlamentoda ortak aklı egemen kılamıyoruz- Gerginlik politikası değil çözüme yönelik insancıl politikalar üretmeliyiz. Dayatmacı kültürü topluma yayarsak, bunun adı demokrasi olmaz. Bazı aydınlarımız yeni yeni uyanıyor. Olsun geç de olsa yeter ki uyansınlar. Geçte olsa 'Bu ülkenin sorunlarını çözebilecek ideal bir parti var' desinler. Biz hazırız.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşelidir. Sizi kandırdılar, oylarınızı aldılar, 'yetmez ama evet' diyenleri de kandırıp, oylarını aldılar. 'Şimdi ne yapacağız' diyorlar. Demokrasi ve özgürlük söylemini daha güçlü sesle dillendirin'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, gruptan önce şehit cenazesine katıldığını belirterek, Türkiye'nin en temel sorunlarından birinin terör olduğunu defalarca dile getirdiklerini söyledi.

Şehit cenazelerine katılımın gittikçe yoğunlaşmasının, kendilerini ürküttüğünü belirten Kılıçdaroğlu, ''Bir çözüm üretmek zorundayız, çıkış yolu bulmak durumundayız. İnşallah o çıkışı, girişimlerimizle başarır ve sonuç alırız. Milli iradeye duyulan saygının gereği olarak, parlamento halkın sesiyse, yurttaşların oylarıyla değişik partilerden insanlar, seçilip buraya geldilerse, o zaman ortak çabada buluşabilmeliyiz. Milli irade, var olan temel sorunlar konusunda çözümler üreten irade olmak zorundadır. Nereden olursa olsun yurttaşlarımızın bizden beklediği, 'sorunlarımızı çözün.' Sorunlarla boğuşan değil, sorunlarını çözmüş bir Türkiye yaratmak zorundayız. Yola böyle çıkarsak, başarılı oluruz'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, sadece CHP'li belediyelere baskılar yapılmadığını, Bodrum Belediye Başkanı'na yönelik de baskılar olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, Belediye Başkanı'nın, Bodrumluların gönlünde itibarlı olduğunu ifade etti.

CHP'li belediyelerin iyi, tutarlı çalıştığını, halka hesap verdiğini, her kuruşunu yerli yerinde harcadığını belirten Kılıçdaroğlu, ancak AK Parti'li belediyelerin böyle olmadığını ileri sürdü.

CHP'li ve AK Parti'li birer belediye seçilerek, televizyonlarda yarışması önerisinde bulunan Kılıçdaroğlu, vatandaşın, böylece hangi belediyenin halktan yana, halka hizmet verdiğini öğrenebileceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, 10 yıllık bir sürenin, iktidar için, ülke sorunlarını çözmek için önemli ve uzun bir süre olduğunu belirtti.

10 yıldır iktidarda olan AK Parti hükümetinin, mazeret üretemeyeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Enkaz devraldık'' edebiyatının bırakılması gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''10 yılda, 1 trilyon 397 milyar dolar harcadın. Bu kadar para harcar, dünyanın özelleştirmesini yaparsınız hangisi sorunu çözdünüz- İşsizlik mi; hayır, her 4 gençten biri işsiz. Ekonomiyi büyütüyordunuz ne oldu, işsizlik mi çözüldü- Elin parasıyla büyürseniz işsizliği çözemezsiniz, alınteri, çalışarak, üreterek büyüyeceksiniz; o zaman büyümenin işsizliğe faydası olur. Ekonomik Sosyal Konseyi anayasal kurum haline getirdiler. En son toplandığı tarih 5 Şubat 2009.

Türkiye'de herkeste derin bir endişe, derin bir kaygı var. Türkiye, hem ekonomi hem dış politikada dar alana giriyor. 10 yılın sonunda geldiğimiz noktada, çözüm üretemeyen bir Adalet ve Kalkınma Partisi var. Sorunlarla boğuşmaktan direncini, gücünü yitirmiş, sorunlara teslim olmuş, sorunların arkasından giden bir Adalet ve Kalkınma Partisi var. Bu toplumda derin kaygı yaratıyor.''

Kılıçdaroğlu, ''Kendi gazetelerindeki yazarlar, Uludere olayı dolasıyla Başbakan'ı eleştiriyorlar, 'olmaz, bunu yapmayın' diyorlar. Sen misin yapmayın diyen, işine son. Ali Akel'den söz ediyorum. Kim kendisini eleştirse tahammül edemiyor'' dedi.

Gazeteci Hakan Albayrak'ı da kutlayan Kılıçdaroğlu, Albayrak'ın ''Madem Ali Akel ile yollarınızı ayırdınız, ben de sizin gazetenizde yazmam'' demesinin, büyüklük, halk sevdalısı, demokrasi, özgürlüklerden yana tavır olduğunu ifade etti.

Başbakan'a, Uludere olayı konusunda İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in mi yoksa Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in söylediklerini mi desteklediğini sorduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, ancak cevap alamadığını belirtti. Kılıçdaroğlu, ''Özür dilemediği sürece Uludere olayı onun yakasında kalacaktır. 34 yurttaşımızın öldürülmesinin bir tek sorumlusu vardır, Hükümet'tir, Hükümeti yöneten Recep Tayyip Erdoğan'dır'' diye konuştu.

Demokrasilerde herkesin, düşüncesini özgürce açıklayabildiği bir iklimin bulunduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, ''O iklimin olmadığı demokrasi, demokrasi değildir. Demokrasi iklimi, havası kirlendi. Çevre kirliliği diyoruz, en büyük kirlilik şu anda demokraside var. Aydınlarımız nefes alamıyor, konuşamıyor, yazamıyor, çizemiyor. Aydınlardan isteğim; susmayın, konuşun, kağıt parçası bulsanız bile yazın, yazmaktan çekinmeyin'' görüşünü dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, bedel ödeyen aydınları tarihin, insanların, dünyanın unutmadığını belirterek, şehidin cephede ödediği bedel gibi demokrasilerde de aydınların bedel ödediğini söyledi.

Halkın iki nedenden dolayı gerçeklerden kopuk olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Birincisi gerilimin tırmandırılması. Başbakan o kadar güçlü bir söylemle, o kadar toplumu, aydınları itibarsızlaştıran söylemle yola çıkıyor ki toplum geriliyor. Toplum gerilince onun yandaşları acaba ne oluyor bu ülkeye diye, kendi sorununu unutuyor, başka soruna, gerçeğe kilitleniyor. Bu yapı önümüzdeki en tehlikeli yapılardan biridir. Gerilen toplumda, sağlıklı düşünce olmaz, geren kişinin arkasında kendisine göre ordu oluşur, düşünmeyen, koşulsuz destek veren bir toplum oluşur. Bu gerginliğe, tuzağa kimsenin düşmemesini isterim. Yurttaşlarımızın, 'neden sen toplumu geriyorsun, germek senin diktatör yapına süre kazandırmak için mi-' sorusunu sormalarını isterim. Toplumun gerildiği ortamda sağlıklı düşünme olmaz. Kini, öfkeyi atacağız, sevgiyi bu toplumda egemen kılacağız. Gergin siyasetin topluma vereceği bir şey yoktur.

Siyasi şov ve güç gösterileri de demokrasilerde olmaz. Akıl ve mantığınla yola çıkacaksın. En büyük güç gösterisini yapan 1940'ların Hitleriydi. Ne oldu sonu- Güç gösterisi Firavunlaşmaktır. Sen toplumu, yazarı, çizeri, esnafı, sanayici ezerim, en güçlü benim diye yola çıkarsan sonuç alınmaz noktalara, girdabın içinde kayboluruz demektir. Demokrasi, özgürlük nerede diye sormaya başlarız. Toplumun gerildiği noktada sorunlardan kopuk toplum çıkıyor. Medyayı, devleti yanına aldın, devletin üzerinde baskı kurdun, tek AKP devleti var karşımızda; valisinden, kaymakamına kadar. Bu yapı nereye kadar gidecek. Bu yapıyı her yurttaşın sorgulamazı lazım.

Bütün yurttaşlara, özellkle AKP'ye oy verenlere sesleniyorum; bu gerginlik politikası ülkeyi çıkmaza götürür, ülkede sorun yaratır. Kavgalı, sorunlarla boğuşan Türkiye var, neden barış, huzur içinde yaşamıyoruz- Ey AKP'li kardeşim; önce kendine bu soruyu sor, vicdanında tart. İşçi kardeşlerime, taşeron yanında çalışan kardeşime soruyorum; Başbakan 2004'te 'ben aldığım başbakanlık aylığıyla geçinemiyorum, şirket kurdum' demişti Sen 500-600 lirayla hayat kavgası veriyorsun. Dönüp sorgulasana, ne oluyor bu ülkede diye sorsana. Gerginlik politikasının tuzağına düşme, o girdap tehlikeli. Hayatı sorgula, ne zaman tatile gideceğim, mutlu yaşayacağım, çoluk, çoğum ne zaman okula karnı tok başı dik gidecek diye sor. Korkuyorsun, sorarsam başıma bir şey gelir mi diye. Bu ülkenin insanları, yürekli, cesur olmak zorundadır.''

Terörden daha fazla can kaybına yol açan bir sorunun da iş kazaları olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, son 10 yılda 10 bin 804 kişinin iş kazalarında hayatını kaybettiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, bunun yarısı kadar kişinin hayatını kaybettiği bir Avrupa ülkesi gösterilmesini istedi.

Kılıçdaroğlu, AK Parti düzeni, bu düzenin halktan yana, halkı kucaklayan değil, halka karşı düzen olduğunu ileri sürerek, halktan yana düzenin CHP olduğunu söyledi.

Demokrasilerde sendikacılığın önemine işaret eden Kılıçdaroğlu, kamu görevlilerinin sendikaya kavuşmasına yönelik anayasal düzenleme yapıldığını anımsattı. AK Parti'nin referandum sırasında bastırdığı kitapçıktan bir bölüm okuyan Kılıçdaroğlu, evrensel kurallara aykırı grev yasaklarının kaldırılacağının söylenmesine rağmen tam tersi yapıldığını savundu. Kılıçdaroğlu, ''AKP ikiyüzlüdür. Okuduklarımdan dolayı sevgili vatandaşlarıma bir şey daha söyleyeceğim unutmayın; cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşelidir. Sizi kandırdılar, oylarınızı aldılar, 'yetmez ama evet' diyenleri de kandırıp, oylarını aldılar. 'Şimdi ne yapacağız' diyorlar. Demokrasi ve özgürlüğü bırakmayın, demokrasi ve özgürlük söylemini daha güçlü sesle dillendirin. Siz, demokrasi, adalet, özgürlük dedikçe yanınızda CHP olacaktır'' dedi.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hava Durumu

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Arşiv