Kılıçdaroğlu: Bedel ödenecekse biz bu bedeli ödemeye hazırız...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bu ülkenin birliği, dirliği için eğer bedel ödenecekse, bütün CHP'liler her zaman, her yerde, her ortamda bedel ödemeye hazırdır" dedi.

30 Mart 2013 Cumartesi 23:57
Kılıçdaroğlu: Bedel ödenecekse biz bu bedeli ödemeye hazırız...


 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Bu ülkenin birliği, dirliği için eğer bedel ödenecekse, bütün CHP'liler her zaman, her yerde, her ortamda bedel ödemeye hazırdır'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Dağlıca'dan gelen 8 şehit ve 16 yaralı asker haberinin herkesin vicdanını sızlattığını söyledi. 21 Ekim 2007 tarihinde de aynı bölgeye düzenlenen baskında 12 askerin şehit olduğunu, 16 askerin yaralandığını ve 8 askerin de kaçırıldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, ''Bütün yurttaşlarıma söylüyorum: Terörü bu ülkeden hepimiz en şiddetli şekilde lanetliyoruz. Terör ve onun mensupları, bu ülkenin birliğini, dirliğini asla ve asla bozamayacaklardır. Etle kemik gibi kaynaşacağız ve teröre karşı birlikte duracağız'' dedi.

Gençlerin davul zurnayla askere gönderildiğini, onlar sınırda bekledikleri sürece herkesin yatağında rahat uyuduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Biz yataklarımızda rahat uyuduk, onlar fedakarlıkta bulundu ve bu ülke için bedel ödediler. Bu ülkenin birliği, dirliği için eğer bedel ödenecekse, bütün CHP'liler her zaman, her yerde, her ortamda bedel ödemeye hazırdır. Şehitlik mertebesi yücedir. Onların tertemiz alınlarını saygıyla öpüyor, onların manevi huzurunda saygıyla eğiliyoruz. O annelerin acılarına biz ne kadar tercüman olabiliriz- Onların yaralarına ne kadar derman olabiliriz-

20 yaşında şehit olan askerlerimiz dolayısıyla bizim sorumluluğumuz yok mu- Bu soruyu kendimize sormayacak mıyız- Oturup düşünmemiz gerekiyor. Neden bu olaylar oluyor- Bütün yurttaşlarımı düşünmeye davet ediyorum. Bu olaylar devam ettikçe siyaset kurumu acaba ne yapıyor- Bu, hepimizin, üzerinde dikkatle duracağı bir konudur. Uludere'yi hatırlayın. İnsansız hava araçlarının tespit ettiklerini bombaladılar. Bir de Dağlıca... Ağır silahlarla geliyorlar, hazırlık yapıyorlar, etrafı sarıyorlar, ateş ediyorlar ve 8 asker şehit oluyor. Ellerini, kollarını sallayıp gidiyorlar. Biz sormayacak mıyız, 'Senin insansız hava araçların ne oldu-' diye. Sana istihbarat verilmedi mi-

Mustafa Kemal'in büyüklüğü, her olaydan sonra biraz daha anlaşılıyor. Amasya Tamimi'nde ilk kez egemenlikten söz ediyordu. Halkın egemenliğinden. Milletin azim ve kararlılığından söz ediyordu. Azim ve kararlılıkla yola çıkan milletlerin hedeflerine ulaşacaklarını söylüyordu. Biz terör konusunda azim ve kararlılıktan vazgeçmeyeceğiz. Bu ülkeyi her koşulda, düşmana karşı azimle ve kararlılıkla koruyacağız. Bu bizim, Mustafa Kemal Atatürk'ün ahdıdır. Biz gayrı meşru ilişkilerde aramıyoruz çözümü. Her türlü sorunu bu çatı altında çözeriz. Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse sorunun çözümü de millete aittir, o çözecektir bu sorunu.''

Gazeteci Müyesser Yıldız'ın tahliye olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, Yıldız'a seslenerek, ''Senin bir suçun yoktu. Yazı yazdığın için aylarca kaldın hapislerde. Kimse sana sahip çıkmadı ama biz her zaman mazlumun yanında olmaya özen gösterdik ve yanından olduk. Bundan sonra da olacağız. Sen kapalı cezaevinden çıktın ama geldiğin yer açık cezaevi. Türkiye'yi açık cezaevine çevirdiler'' diye konuştu.

Gazetecilerin yargılandığını, 4 üniversiteden rapor alınmasına rağmen TÜBİTAK'tan rapor beklendiğini, ancak 100 gündür bu raporun gelmediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, buna 'adalet' denilemeyeceğini söyledi.

Kalemine güvenen herkesi cesurca yazmaya davet eden Kılıçdaroğlu, ''Korkmayın, içeride de olsanız da çekinmeden yazın. Halk sizin arkanızdadır'' dedi.

Darbe rejimlerinin temel özelliğinin cezaevlerindeki işkenceler olduğunu, her darbe döneminin ardından Diyarbakır, Mamak, Metris gibi markalaşmış ünlü cezaevlerinin ortaya çıktığını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Bizim, işkencehaneleri yakından izlememiz gerekiyor. Pek çok insanın hayatı karartıldı, geleceğe yok edildi. O dramlar o dönemde söyleniyordu, bazı cesur kalemler yazıyordu ama bu cesaret eskisi kadar yok.

Bir cezaevini bana anlatın, ben o ülkede demokrasinin ne olduğunu size anlatacağım. Cezaevleri zulümhaneye döndüyse, orada demokrasiyi, insan haklarını arayamazsınız. Demokrasi ve insan haklarının kalitesinde ciddi sorun var demektir. Geldiğimiz nokta budur. 21. yüzyıldayız. Bu yüzyılda, hayvanların yaşam koşulları ile ilgili standartlar vardır. Ahırların standartları vardır. Peki insanların kaldığı cezaevlerinin standardı var mı yoktur. Bunlar cezaevi değil, ölüm evi. Binlerce insanı istif ediyorsunuz.

Nasıl oluyor da Şanlıurfa E Tipi Kapalı Cezaevi'nde 13 vatandaş diri diri yanıyor. Vantilatör koğuşta bir tane. Klima alınacak yasak. 10-15 metrekarelik yerde 30 kişi kalıyor. 2 kişiye bir metrakarelik alan düşüyor. Bazı koğuşlarda 3 kişilik ama 30 kişi kalıyor. Nefes almak mümkün değil. Her kişiye iki dakika süreyle tuvalet düşüyor. 24 saatin 20 saatinde su yok.

Ben İkinci Dünya Harbi'nden sonra Nazilerin toplama kamplarından değil, 21. Yüzyıl Türkiye'sinden bahsediyorum. Bu şartlarda insanlar isyan eder, cinnet geçirirler. Bu süreç sağlıklı bir süreç değildir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin 13 yurttaşı cezaevinde diri diri göz göre göre, bağıra bağıra yanarak öldü. işin özeti bu. Şimdi mazeret uydurmaya çalışıyorlar. Siz bu mazeretle, 'Oğlum içeride yandı' diye dışarıda ağıt yakan annenin feryadını anlayacak mısınız- O ağlarken ona hangi gerekçeyi söyleyeceksiniz-

13 yurttaştan biri biri hırsızlık suçundun yükümlü. Diğer 12'si tutuklu. Yani masumiyet karinesi gereğince onlar masum. Eğer İçişleri Bakanı'nın mantığı ile söylesek, 'Yanmasalardı yargılanırlardı' derdik. 264 kişilik cezaevinde 1054 kişi istif edilmiş. Bunların 248'i yükümlü, 796 kişi tutuklu. İnsan hakları mı evrensel hukuk mu dersiniz, bunların tamamının çöpe atıldığını görüyoruz.

Bu olay bağıra bağıra, göz göre göre geldi. 13 Nisan 2011 tarihinde Adalet Bakanı Şanlıurfa'ya gidiyor. O gelecek diye baro, cezaevinin durumu ile ilgili, sorunların açık bir şekilde yazıldığı 15 maddelik rapor hazırlıyor. Bu rapor Cumhuriyet Başsavcısı'na, Adalet Bakanı'na veriliyor. 'Sorunu çözün' diyorlar. O tarihte rapor veriliyor sonun çözülmüyor, ilgilenen yok. 13 insan yaşamını yitirdi. Neden sorun çözülmedi- Bir sorunu çözmek için o sorunun gereğini yapmak lazım. Gereğini yapmak için de adam gibi adam olmak lazım.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, cezaevlerindeki isyanın siyasi değil, ''nefes alma'' isyanı olduğunu ifade ederek, ''Siz ıslah etmek değil imha etmek için hapishane kuruyorsunuz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Şanlıurfa Cezaevi'nde meydana gelen olayı değerlendirdi.

Cezaevlerindeki olayın yeni olmadığını, Pozantı'nın unutulmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, Şanlıurfa, Pozantı'daki olayları unutturmayacaklarını, sonuna kadar takip edeceklerini belirtti.

Bakan'ın, ''Sorumlular cezalandırılacak'' açıklamasında bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, ''İki infaz koruma memuru bulacak, cezayı yazacaklar, melese bitti diyecekler. Bu meseleyi orada kapatmayacağız. Bunun hesabını Sayın Bakan sen vereceksin. Sayın Bakan'a tavsiyem ve önerim var: Sorumluyu görmek, tanımak mı istiyorsunuz; ayna alacaksınız, önünüze koyacaksınız. Aynaya baktığınızda sorumluyu göreceksiniz, size benzediğini de göreceksiniz'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, bakanda, sorumluluğun gereğini yapabilme yürekliliği olup olmadığı konusunda endişesinin bulunduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, bir kişinin sorumluluğunun gereğini yapabilmesi için yüreğinde insan sevgisi olması, hukukun üstünlüğüne inanması, insana saygı duyması gerektiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, bir kişinin, yaşanan bir olay karşısında gereğini yapabilmesi için duygudaşlık ilişkisinin ne olduğunu bilmesi, Miraç Kandili'nden hemen sonra çocuğu diri diri yanan annenin, babanın yerine kendisini koyması gerektiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, vicdan olması halinde bu sorunun çözülebileceğini dile getirdi.

Hapishanelerin, kurala aykırı insanların ıslah edilmesi için kurulduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Siz ıslah etmek değil imha etmek için hapishane kuruyorsunuz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, 2002'de 59 bin 428 tutuklu ve hükümlü sayısının, 2012'de 126 bine çıktığını dile getirerek, şöyle devam etti:

''10 yılda nüfusumuz 150 milyona mı çıktı, ikiye mi katlandı- Nasıl bir düzen, ekonomik düzen, siyasal düzen ki 10 yılda 59 binden 126 bine çıkıyor. Daha acısı 2 bin 500'e yakın çocuğumuz hapishanelerde. Bu tabloyu yaratanların önce dönüp kendilerini sorgulaması lazım. Bu suç üretim tablosunu, kim, ne zaman yaşama geçirdi- Yanıtı; iktidar. Ekonomi, siyasal politikayı iktidar belirler. Eğer bu politikaların tümü suç, adaletsizlik üretiyorsa 59 binden 126 bine çıkar.

Cezaevlerinde neden böyle bir tablo çıkıyor- Osmaniye Cezaevi 650 kişilik kapasiteyle kurulmuş, bin 212 kişi kalıyor. Gaziantep Cezaevi 550 kişi kapasiteyle kuruldu, bin 650 kişi içerde. Mardin Cezaevi 400 kişilik kapasiteyle kuruldu, tutuklu ve hükümlü sayısı 978. 282 kişi yer yatağında yatıyor. Mardin Cezaevi Kadınlar Koğuşu 20 kişilik, koğuşta 62 kadın kalıyor. 62 kadından 5'inin yaşı 70'in üzerinde. Tek tuvalet kullanılıyor, günde 2 defa yarımşar saat su veriliyor. Ben zulumhane diyorum.''

Kılıçdaroğlu, bu gerçekleri CHP'nin fark ettiğini, 2 ay önce cezaevinde yaşananlarla ilgili olarak Meclis araştırma önergesi verdiğini anlattı.

13 vatandaşın yanıp, kömür olduğunu, şimdi gözlerin cezaevine çevrildiğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Ne oluyor burada; oralarda çok şey oluyor. Oralarda insanlık, hukuk, adalet yok. Oralarda istiflenmiş insanlar var. Çoğu siyasal düşünceleri dolayısıyla yatanlar değil, kader mahkumu dediğimiz insanlar. O insanları ölüme terk ediliyor. Sonra dönüp, 'Bizde hukuk devleti var' diyoruz. Batılı karar almış, Türkiye'ye gelip, bir cezaevine baskın yapıp, duruma bakacaklarmış. Onlara günaydın. Pozantı'yı söyledik, duymamazlıktan geldin. Ne yaparsanız, hangi önlemi alırsanız alın, bu hukuk sistemi, ekonomik düzen suç üretiyor'' diye konuştu.

Toplumun ruh sağlığıyla oynandığını, imdat piminin çekildiğini, hapishanelerde ne olacağının belli olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Bu isyan siyasi değil, bu isyanın adını koymak gerekirse, bu isyanın adı nefes alma isyanı. O kadar çok sıkışık ortam ki nefes alamıyor, su kullanamıyor, tuvalete gidemiyorsunuz. Böyle koşular olur mu- Nefes alamayan toplum, cezaevinde isyan ediyor' dedi.

Kılıçdaroğlu, kardeşliklerini, adaleti, hukuku, hukukun üstünlüğünü, hoşgörüyü, birbirlerini dinlemeyi özlediklerini söyledi.

İktidarın, ülkeyi yönetemediğini, yönetme gücünü yitirdiğini savunan Kılıçdaroğlu, kaosun piminin çekildiğini, toplumun istim üstünde olduğunu söyledi.

Muhalefet yapmak amacıyla bunları söylemediğini, bunların muhalefet yapılacak alan olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, bir insanlık dramını dile getirdiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, topluma sevgisizlik egemen kılınmak istendiğini öne sürerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu ülkeyi ilelebet payidar kılmak için karşılıklı güven ilişkimizi güçlendirmeli, birbirimizi sevmeliyiz. Sevmezsek, çatışma kültürünü beslersek ayrışmayı yaratmış oluruz. Ayrışmayı değil kaynaşmayı; kavgayı değil sevgiyi, hoşgörüyü; adaletsizliği değil adaleti, bu ülkede iş, aş istiyoruz, herkesin karnı doysun, hapishaneler boşalsın, kimse olmasın istiyoruz. 'Hapishaneler boşalsın' derken yandaş medya 'af istedi' diyecek. Bir insan boşuna hapse girmez. İş, aş verirsen, akşam evine ekmek götürürse insanlar niye hapse girsin- Kim gönüllü hırsızlık yapmak, hangi kadın hapse girmek ister- Bir evde kavga, huzursuzluk varsa nedenine bakmak lazım. Niye kavga oluyor, ya beyi işsiz ya kadın çalışmıyor. Boşanma davaları rakamlarına baksınlar ürkütücü boyutlarda. Birbirini severek evleniyor, aynı yastığa baş koyuyorlar. Neden birden bire çığ gibi boşanmalar artıyor. Hapishalener tıklım tıklım doluyor. İzlenen politika nedeniyle. Yeni bir anlayış, sevgi, dostluk, hoşgörü üzerine kurulu yeni bir anlayışa, sese ihtiyacımız var. O ses, o anlayış CHP'dir.''

Kılıçdaroğlu, TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun dünkü ziyaretine işaret ederek, özgürlükçü, demokratik bir anayasaya ihtiyaçları bulunduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, darbecilerle hesaplaşmadan önce darbe hukukuyla hesaplaşmak gerektiğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, darbe hukukunun olduğu yerde, demokrasi, özgürlük, hukukun üstünlüğünün olamayacağını kaydetti.

İstanbullular'a da seslenen Kılıçdaroğlu, ''15-20 yıldır sizi yönetiyorlar, size bu işkenceleri çektiriyorlar. Bu işkenceleri, seçim sırasında sakın unutmayın'' dedi.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    Bumerang - Yazarkafe


    haberler
    Hava Durumu

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Arşiv