Bahçeli:Artık müzakereci acizlik, Oslocu çürümüşlük son bulmalıdır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hakkari'deki terör saldırısını değerlendirirken, ''Millet olarak acımız büyük, yüreğimiz buruk, terör illetine dayanma gücümüz tükenme aşamasına gelmiştir'' dedi.

30 Mart 2013 Cumartesi 23:57
Bahçeli:Artık müzakereci acizlik, Oslocu çürümüşlük son bulmalıdır
banner83
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hakkari'deki terör saldırısını değerlendirirken, ''Millet olarak acımız büyük, yüreğimiz buruk, terör illetine dayanma gücümüz tükenme aşamasına gelmiştir'' dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Dağlıca kesimindeki sınır birliklerine düzenlenen terör saldırısında 8 askerin şehit olduğunu anımsattı.

Şehitlere Allah'tan rahmet, ailelerine, silah arkadaşlarına, milletimize sabır ve başsağlığı, yaralılara da acil şifalar dileyen Bahçeli, ''Bölücü terör örgütünün kahpe ve kalleş saldırılarını şiddetle kınıyor ve var gücümle lanetliyorum. Millet olarak acımız büyük, yüreğimiz buruk, terör illetine dayanma gücümüz tükenme aşamasına gelmiştir. Bu son hunhar hadiseden sonra AKP Hükümet'i kararını ve tarafını belirlemeli, PKK terörünün kökünü kurutmak için devletin tüm imkanlarını harekete geçirmelidir'' diye konuştu.

''Artık müzakereci acizlik, Oslocu çürümüşlük son bulmalıdır'' ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti:

''AKP Hükümet'i, Türk milletinin ve devletinin hayat haklarıyla, dokunulmaz ve ilişilmez değerleriyle oynamayı bırakmalı ve görevini layıkıyla yerine getirmelidir. Kandil Dağı'nın ve teröristlere lojistik imkan sağlayan bütün unsurların gecikmeksizin etkisizleştirilmesi için Türkiye Cumhuriyeti teyakkuza geçmeli ve iktidar bu süreçte gerekli her tedbirin alınmasına önayak olmalıdır.

Başbakan Erdoğan, bundan böyle yıkım yolundan çıkmalı ve ülkemizin kanlı bir bölünme sürecine doğru hızla ilerlediğini artık görmelidir. Meselenin küçümsenecek, ihmal edilecek ve hafife alınacak tarafı kalmamıştır.

Meclis'te temsil imkanı bulan siyasi bölücüler ise demokrasi ve barış sözleri altında terörü meşrulaştırmaktan bir an önce vazgeçmeli, ana muhalefet yapay sorunları terk etmeli ve AKP iktidarı ise yıkım projesinden kesinlikle caymalıdır.

Başbakan Erdoğan ve hükümetini bundan sonra siyasi şeref ve haysiyet mücadelesi beklemektedir.''


''AKP, CHP, BDP üçlü sac ayağı arasındaki irtibat ve yakınlıklar üzerindeki karanlık noktaların da aydınlandığını'' öne süren Bahçeli, ''Artık bu şeytan üçgeninin 'sorun' diye gördüğü konuya Kandil fitnesi de olumlu anlamda müdahil olmuş ve aralarındaki bağlantı bütün hatlarıyla şekillenmiştir'' dedi.

''Ne kadar ilginç bir zamanlamadır ki bölücülükten sabıka yemiş bir kadın milletvekili Başbakan Erdoğan'ın sözde Kürt sorununu çözeceğine inandığını, buna dair umudunu ve inancını yitirmediğini söylemiştir'' diyen Bahçeli, ''bu şahsiyetin cezaevinden çıkarılmak için nasıl uğraşıldığını, AKP'nin uluslararası telkin ve bastırmalara nasıl boyun eğdiğini hiç unutmadıklarını'' söyledi.

''AKP ile BDP'nin aynı melun geminin mürettebatı, aynı karanlığın ürünleri olduklarının tam olarak gün yüzüne çıktığını, arkalarındaki filikaya yeni CHP'yi de alarak Türk milletini alacakaranlık kuşağa doğru aceleyle çektiklerini'' ileri süren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Anlaşıldığı kadarıyla bu üçlü arasında sinsice tezgahlanmış bir rol paylaşımı söz konusudur ve birbirlerine yönelik ithamları durumu ve günü kurtarmaya yönelik asılsız ve temelsiz sözler olarak görülmelidir.

Nitekim AKP'nin sulu gözlü Başbakan Yardımcısı'nın İmralı canisinin ev hapsine alınabileceğine dönük ifadesi, CHP Genel Başkanı'nın buna hemen destek verir mahiyetteki çıkışı, PKK ve BDP'nin izinden yürüdüklerini berrak bir biçimde gözler önüne sermiştir.

Başbakan Erdoğan, CHP'nin kurultay yaparak BDP ile birleşmesini önermesinin üzerinden de çok geçmemiştir. Asıl bundan sonra Başbakan Erdoğan'ın, bu iki partinin liderleriyle birlikte İmralı canisini de fiilen yanlarına alarak yeni bir 'Dalton Kardeşler' çetesini kurması kendisi açısından daha makbul ve yerinde olacaktır.''

Bahçeli konuşmasında, Anayasa Mahkemesi'nin, Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'na ilişkin kararını da değerlendirdi.

Anayasa Mahkemesi'nin, CHP'nin kanuna ilişkin itirazını reddettiğini anımsatan Bahçeli, ''Buna göre Anayasa'da ifadesini bulan '5+5' yıllık Cumhurbaşkanlığı görev süresi, fiilen '7+5' yıla dönüşmüştür. Bu her şeyden önce Anayasa'nın, Anayasa Mahkemesi tarafından delinmesi ve çiğnenmesi anlamına gelmiştir'' dedi.

Cumhurbaşkanlığı görevinin, gücünü ve kaynağını doğrudan Anayasa'dan aldığına dikkati çeken Bahçeli, 2014 yılında yapılması muhtemel olan Cumhurbaşkanlığı seçimine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün katılacak olmasının son derece ilginç bir durumu resmettiğini ifade etti.

Bahçeli, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, koltuk değişimindeki kardeşinin, gelecek seçimlerde bu defa karşısına çıkabileceğini'' belirterek, ''Bunun yanı sıra demokrasiyle idare edilen bir ülkede, iki yıl sonrasının bile koltuk taksimi, kimin nerede oturacağının hesabı yapılıyorsa ortada mutlaka bir sorun var demektir. Putin ve Medvedev ikilisinin bir benzeri Türkiye'de ortaya çıkmıştır'' diye konuştu.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatının üzerinden 19 yıl geçtiğini hatırlatan Bahçeli, o günden bugüne farklı zamanlarda Özal'ın zehirlenip zehirlenmediği konusunun gündeme taşındığını ve tartışıldığını söyledi.

Bahçeli, şöyle konuştu:

''Bugün ise yeniden merhum Özal'ın nasıl öldüğüyle ilgili görüşler almış başını yürümüştür. Devlet Denetleme Kurulu'nun hazırladığı raporda, 'merhum Özal'ın ölümünde şüpheler bulunduğu ve bunun aydınlatılabilmesi için mezarının açılması gerektiği' vurgulanmıştır. Bu rapordan sonra sorumluluk ve yetki artık adli makamlardadır. Raporda belirtilen konuların sonuna kadar gidilerek tüm ayrıntıların değerlendirmeye alınması ve ne gerekiyorsa yapılarak şaibelerin bertarafı gerekmektedir.

Ayrıca merhumun, sözde Kürt sorununu çözecekken öldürüldüğüne yönelik haddi aşan zorlama imalar da gün geçtikçe ivme kazanmaktadır. Bizim merakımız Özal ailesinin bu iddiaya nasıl yaklaştığı ve nasıl yorumladığıdır. Rahatsız olduğumuz husus ise rahmetli Özal'ın sinsi bir propagandaya alet edilmesindeki izansızlığın, kuralsızlığın ve insafsızlığın devamlı mesafe almasıdır.''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Ana muhalefet partisi CHP'nin bizimle görüşme talepleri, sözde Kürt sorunu masasına çekme gayretleri inatla sürmektedir. Elbette bizim bu yapay ve sanal sorun hakkında bırakınız bir araya gelmeyi, dolaylı veya zımnen görüşme teşebbüsünde dahi bulunmamız mümkün olmayacaktır'' dedi.

Bahçeli, Şanlıurfa Cezaevinde meydana gelen yangına değindi.

Dün bu cezaevinin çocuk bölümünde tekrar yangın çıktığını hatırlatan Bahçeli, ''İlk izlenim olarak, söz konusu cezaevinin kapasite sınırlarının üzerinde mahkum sayısını barındırdığı, huzursuzluk ve anlaşmazlıkların da bundan kaynaklandığı ortaya çıkmıştır. Yine de meselenin çok yönlü ve derinlemesine tetkik ve tahkikinin yapılarak aydınlatılması, hiçbir şeyin sır perdesi arkasında bırakılmaması mutlak anlamda sağlanmalıdır'' diye konuştu.

''AK Parti hükümetinden elini çabuk tutmasını ve bir daha benzer faciaların olmaması için lazım gelen tedbirleri almasını isteyen Bahçeli, ''Hükümet bilhassa gerginliğin diğer cezaevlerine sıçrama ve yayılma eğilimine karşı kalıcı önlemler almalı ve konuya duyarsız kalmamalıdır'' dedi.

''Dili, dini, dirliği, dokusu, dünü, düğünü ve dünyası bir olan aziz milletimiz tırpanlanmak ve etnik kimlik dinamitiyle parçalanmak istenmektedir'' ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti:

''Bir yanda müzakereciler, mütarekeciler, federasyoncular ve teslimiyetçiler vardır, diğer yanda Türk milletinin birliğini sadakatle savunan Türkiye sevdalıları bulunmaktadır. Şüphesiz bir yanda AKP, CHP, BDP, peşmerge, Okyanus ötesi ve PKK vardır, diğer yanda ise şükürler olsun ki Türk milleti ve Milliyetçi Hareket Partisi bulunmaktadır. Vicdansızlar koalisyonu, Oslo birlikteliği, Habur kafası, İmralı kılavuzluğu, güdümlü medya, boyunduruk altına girmiş iktidar, kimliğini kaybetmiş ana muhalefet, teröre sırtını dayamış siyasi bölücüler geniş bir yelpazede buluşmuş ve Türkiye'yi teslim almak için adeta sefere çıkmışlardır.

Ana muhalefet partisi CHP'nin bizimle görüşme talepleri, sözde Kürt sorunu masasına çekme gayretleri inatla sürmektedir. Elbette bizim bu yapay ve sanal sorun hakkında bırakınız bir araya gelmeyi, dolaylı veya zımnen görüşme teşebbüsünde dahi bulunmamız mümkün olmayacaktır. Tekrarında yarar görüyorum ki bizimle sözde Kürt sorunu konusunda görüşme talep eden kim olursa olsun bunlara karşı kapımız açılmayacak üzere kapalıdır. Beklentiler faydasız, çağrılar nafiledir. Zira biz yanlışta uzlaşmayız, bölünmede buluşmayız, teşhis ve tanı zafiyetine ortak olmayız. PKK'nın tezlerini, tekliflerini ve tavsiyelerini elimizin tersiyle iter ve muhataplarının yüzüne çarparız.''

''Bu aşamadan sonra ne kadar etnik kimlik varsa sorun kategorisine alınıp, haklarının verilmesi için düğmeye basılacağı'' iddiasında bulunan Bahçeli, ''Bize göre, ana dilde eğitim kararı bunun en önemli kilometre taşlarından birisi olarak karşımızdadır'' dedi.

''(Kürt sorunu) denildiği andan itibaren, bu sorunun telafisi için hangi bedellerin ödenmesi ve ne gibi diyetlerin verilmesi gerektiği esasen ortaya çıkmaktadır'' diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sözde Kürt sorunu kapsamında bizimle neyi görüşecek neyi konuşacaksınız- Türk kimliğinin ayaklar altına alınmasını mı önereceksiniz- PKK'nın affedilmesini, İmralı canisinin salıverilmesini, teröristlerin siyasete kazandırılmasını mı dile getireceksiniz- Bizimle neyi paylaşacak, neyi tartışacak ve neyi pazarlık edeceksiniz-

'Ne Mutlu Türküm Diyene' seslenişini bize miras bırakan Mustafa Kemal'in kurduğu parti bunları mı istemektedir- Bu kara tablonun neresinden tutacağız, neresine sessiz kalacağız- AKP'nin peşine düşmesinin Cumhuriyet'in kalbine hançer sallamak, BDP'nin dümen suyuna girmesinin Türk milletine ağır hakaret olduğunu kendisini yeni diye avutan CHP ne zaman idrak edecektir-''

''Ana dilde eğitimin PKK'ya teslim olmak, Türk milletinin şerefini ve çağları aşan derin kültürünü çiğnemek anlamına geleceğini'' savunan Bahçeli, ''Dili tanıdıktan sonra kültürü, bundan sonra da millet ve devletin oluşmasını seyretmek neredeyse tarihin hep aynı yönü gösteren ibresi haline gelmiştir. Dil millete giden yoldur, dil kimliktir, dil bağımsızlık öncesi son virajdır. Bu nedenle bölücü terör örgütü ana dil eğitiminde ısrarlıdır'' şeklinde konuştu.

''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, MHP alerjisi, MHP kabusu, MHP nefretinin kendisini kaygıya sevk ettiğini'' belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

''Bizim Osmanlı ve Selçuklu tarihini öğrenmemizi zerre utanma emaresi göstermeden tavsiye etmiş ve devamla 'milliyetçilik' adına reddi miras yaptığımız, Osmanlı ve Selçuklu ruhunu çiğnediğimiz hezeyanları Başbakan'ın dilinden işitilmiştir. Şu kadarını ifade etmek isterim ki Başbakan Erdoğan ve zihniyeti bizimle asla aynı ağırlık, klasman, ölçü ve çapta değildir. MHP, bugün Türk siyasetinde, ecdat yadigarı Üç Hilal'i şerefle taşıyan tek parti ve tek millet temsilcisidir.

Biz tarihe baktığımız zaman Metehan'ı, Tuğrul Bey'i, Alparslan'ı, Osman Gazi'yi, Sultan Fatih'i, Kanuni'yi, Mustafa Kemal'i görüyoruz. Başbakan baktığında, Romen Diyojen'i, Prens Lazar'ı, Kazıklı Voyvoda'yı ve General Trikopis'i görmektedir. Biz tarihe bakınca binlerce yıllık muazzam bir milli değer görüyoruz, Başbakan baktığında, 'Osmanlı Bankası Kadar Osmanlıyım' diyen Meşrutiyet dönemi mebusu ayrılıkçı Boşo Efendi'yi görmektedir.''

Hükümetin açıkladığı hububat müdahale alım fiyatlarını da eleştiren Bahçeli, ''AKP zihniyeti, geçen yıla göre buğday fiyatına yüzde 8 zam yapmış, buna karşılık 11 aylık zaman diliminde gerçekleşen tarımsal enflasyon yüzde 11 düzeyinde olmuştur'' dedi.
banner143

    Yorumlar

TÜMÜ Yazarlar
Hava Durumu

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv