Sizin de sosyal yaşantınız aşırı terleme ile aksıyor mu?

Ulutaş, aşırı terlemenin normalde sağlığa zarar vermediğini, ancak kişilerin sosyal yaşantısını, öğrenimini, iş hayatını, psikolojik durumunu etkiliyorsa tedavi edilmelisi gerektiğini söyledi.

18 Mayıs 2017 Perşembe 12:19
Sizin de sosyal yaşantınız aşırı terleme ile aksıyor mu?


Günümüzde ki önemli sorunlardan bir tanesi “aşırı terleme”. Özellikle havaların sıcak olmaya başlamasıyla birlikte bizi olmadık zamanda zor durumda bırakabilmektedir. Bu durumdan rahatsızlık duyup utanma, çekinme davranışları sergileyebilmekteyiz. Hiperhidrozis değimiz aşırı terleme ile ilgili açıklamalarda bulunan Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalından Doç. Dr. Hakkı Ulutaş konuya açıklama getirdi. Ulutaş, aşırı terlemenin normalde sağlığa zarar vermediğini, ancak kişilerin sosyal yaşantısını, öğrenimini, iş hayatını, psikolojik durumunu etkiliyorsa tedavi edilmelisi gerektiğini söyledi.

Çoğu zaman aşırı terlemenin sosyal ortamlarda çekinmemize neden olduğunu dile getiren Doç. Dr. Hakkı Ulutaş, "Okulda ders notu yazmak, birisinin elini sıkmak, özellikle gençlerde arkadaşları ile el ele tutuşmak, elleri ile mesleklerini yerine getiren (kuaför, garson, satış temsilcisi) kişilerde bu durum sosyal açıdan ciddi rahatsızlık vermektedir ve bu yüzden de el teması gerektiren tüm ortamlardan kendilerini uzak tutmaya çalışırlar. Bir çoğu aynı zamanda aşırı miktarda el (Palmar hiperhidrozis), ayak (Plantar hiperhidrozis), koltukaltı (Aksiller hiperhidrozis) terlemesinden veya nadiren de yüz kızarmasından (Facial flushing) şikayetçidirler. Aşırı terleme normalde sağlığa zarar vermez, ancak kişilerin sosyal yaşantısını, öğrenimini, iş hayatını, psikolojik durumunu etkiliyorsa tedavi edilmelidir " dedi

Hakkı Ulutaş, fizyolojik sınırlar içinde doğal terleme dışında, sempatik sinir sisteminin aşırı çalışması sonucu sistemik ya da bölgesel aşırı terlemeye hiperhidrozis, halk dilinde aşırı terleme olduğunu ifade etti. Aşırı terlemenin bulgularından bahseden Ulutaş "Terleme egzersiz esnasında, sıcak veya soğuk havalarda vücut sıcaklığını ayarlamak için gerekli fizyolojik bir mekanizmadır. Bunların dışında stres ve heyecan nedeniyle terlemede artma olabilir. Terleme miktarı; terimizin kokusu, beslenme alışkanlıklarımız, kullandığımız ilaçlar, bazı hastalıklar, vücudumuzdaki hormonal dalgalanmalar ve hatta o anki psikolojik durumumuz ile doğrudan ilişkilidir ve zaman zaman değişiklik gösterebilir. Bazı kişilerde ise bu özellik, (özellikle el ve ayakların aşırı terlemesi) kalıtsal olarak bir sonraki nesile aktarılır. "şeklinde açıklama yaptı.

Hakkı Ulutaş toplumdaki erişkin nüfusunun yaklaşık %1 inde bölgesel aşırı terleme ve/veya yüz kızarması görüldüğünü ifade etti. Sözlerine devam eden Ulutaş "Görülme sıklığı erkeklerde daha fazladır. Bu kişilerin çoğunda şikayetler başlangıçta sosyal yaşamlarını çok fazla kısıtlamayacak şekilde hafif/orta şiddettedir. Ortam sıcaklığına bakmaksızın bu kişilerin el ve ayak ayaları, bileklerine kadar her zaman nemli ve/veya soğuktur. Stres veya başka bir uyaran ile birlikte el ve ayak parmağı uçlarından bol miktarda ter damlamaya başlar. Özellikle yaz aylarında eğer yeterince su ve mineral alınmaz ise, bu kişilerde aşırı su ve tuz kaybı (dehidratasyon) belirtileri görülebilir." diyerek aşırı terlemenin sakıncalarından bahsetti.

Tanısının nasıl konulduğuna değinen Ulutaş, hastaların şikayetleri ve muayene bulgularının spesifik ve hastalığın tanısında çok fazla güçlük çekilmediğini ve tamamen klinik muayene ile tanı konulduğunu söyledi. Ancak, guatr bezinin aşırı çalışması (Hipertiroidizm), şeker hastalığı, geçici tansiyon yükselmeleri ve yüz kızarmalarıyla seyreden bir hormon hastalığı (feokromositoma) gibi aşırı terlemeye neden olan diğer hastalıklar ayırıcı tanı için her zaman göz önünde bulundurulması gerektiğinden bahsetti. Bu hastalıklarda terleme sadece el, ayak ve koltuk altlarında sınırlı kalmadığını ve çoğunlukla genel vücut terlemesi şeklinde olduğunu ifade etti.

Tedavi seçeneklerinden bahseden Ulutaş " İki çeşit yöntem vardır. Birincisi medikal tedavi; Terleme önleyici pomad ve losyonlar, İyontoforez, Botox enjeksiyonu şeklindedir. İkincisi ise cerrahi tedavisi ; VATS ile torakal sempatektomi dir. Medikal tedaviler hiçbir zaman kesin tedavi seçenekleri olarak kabul görmemiştir. Göğüs Cerrahisi çoğunlukla el ve koltukaltı terlemesinin tedavisi ile ilgilenir. VATS ile torakal sempatektomiyi açıklayacak olursak endoskopik bir tedavi şeklidir. Özellikle el ve koltuk altı terlemelerinde uygulanmaktadır. Kalıcı çözüm sağlar. Cerrahi tedavinin esası aşırı çalışarak fazla terlemeye neden olan sempatik sinirlerin kesilmesi veya çıkarılmasıdır. Bazen sempatik zincir ve dalları klips ile sıkıştırılabilir veya koter ile yakılabilir. Bu sinirlerin terleme dışında fonksiyonu olmadığı için; ameliyatın felç oluşturma, his kaybı, refleks azalması gibi etkileri olmaz.” Şeklinde konuştu.

VATS ile torakal sempatektomi, tek taraflı yada aynı seansta bilateral cerrahi tedavi şeklinde uygulanabildiğini belirten Ulutaş, “Koltuk altından açılan 1 cm kadar küçük 1 veya 2 delikten sokulan kamera ve küçük aletlerle işlem gerçekleştirilmektedir. Hastaya genel anestezi verilir. İşlem süresi bir saatin altındadır. Ameliyatın etkisi hemen ortaya çıkar. Hasta uyandığında elleri kuru ve sıcaktır. Operasyon sonrası hasta 12-24 saat kadar hastanede takip edilir. Ameliyat sonrası çok az rahatsızlık verir. Deri kıvrımları içinde kaybolacak kadar çok küçük bir iz bırakır. İyileşme bir veya birkaç gün gibi kısa bir sürede olur. Hastaların çoğu 1 haftada normal çalışma düzenlerine dönerler. Ağır kalp-akciğer hastalığı olan, plevral hastalık veya akciğer ameliyatı geçiren, tedavi edilemeyen tiroid hastalığı olanlar cerrahi tedavi için uygun değildir. Etkili, kalıcı, emniyetli ve çok az rahatsızlık veren bir tedavi yöntemidir." diyerek tedavi yöntemlerini açıkladı.

Tedavi sonrasında çok düşük miktarda yan etkilerinin olduğunu söyleyen Doç. Dr. Hakkı Ulutaş" Bu yöntemle, el terlemesinde: %98, koltuk altı terlemesinde: %80 üzerinde başarılı sonuç alınmaktadır. Günümüzde; aşırı terleme oranı beklenenden daha fazladır. Tamamen sosyal ve kozmetik problem olarak kabul edilmektedir ve kesin tedavisinin cerrahi olduğuna inanılmaktadır. " şeklinde sözünü tamamladı.
 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    Bumerang - Yazarkafe


    haberler
    Hava Durumu

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Arşiv