Orhan Kemal’in Oğlu Işık Öğütçü’ye Mikrofon Uzattık

11 Mayıs 2017, 00:56
Orhan Kemal’in Oğlu Işık Öğütçü’ye Mikrofon Uzattık
Günün Röportajı
banner83

Sitemiz editörlerinden Sevil Adıgüzelman, Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü ile Orhan Kemal’in eserleri ve günümüze yansımaları, edebi kişiliğinin yanı sıra sanat ve edebiyata dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

56 yıllık yaşamında, gece gündüz demeden, yazı işçiliği adına yapabileceği ne varsa yapıp yaşamını kazanmıştı. Orhan Kemal 50’ye yakın eser vererek, aramızdan ayrıldı. Orhan Kemal’in yapıtlarını okurlarıyla buluşturan, ustanın roman ve yazılarını gün ışığına çıkaran oğlu Işık Öğütçü babasını anlattı…

Sevil Adıgüzelman: Işık Öğütçü kimdir, kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

1 Kasım 1957 yılında İstanbul’da doğdum. İlkokulu üç ayrı okulda okuyarak tamamladım. Ortaokul birinci sınıfta babamı kaybettim.1975 yılında Yeşilköy 50.Yıl Lisesinden mezun oldum.1977 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Metalurji Fakültesine girdim.1982 yılında Kimya Mühendisi olarak mezun oldum. İki yıl özel bir şirkette ve daha sonra beş yılda kendi kurduğum şirkette kimyasal maddeler pazarlaması yaptım. Daha sonra yurtdışına yönelik iş enformasyon hizmeti veren şirkette 27 yıl görev yaptım. Daha sonra emekli oldum.2000 yılında Orhan Kemal Müzesini açtım. Bu geçen süre zarfında on kitap yayınladım. Orhan Kemal’in üç eserini tiyatroya uyarladım. Kayıp üç romanını bularak Türk edebiyatına katkı yaptım. Şu an çeşitli okullarda, kitap fuarlarında üstat ile ilgili konferanslar vermekte, geleceğe taşınmasında çaba sarf etmekteyim. Evliyim ve bir çocuk babasıyım.

S.A: Orhan Kemal yargılanıp hapis yatmasına rağmen eserlerinde çağdaş ve benzerleri bir ideolojiyi ön plana çıkarmamış daha çok gerçek hayattan kesitler sunmuştur. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Orhan Kemal toplumcu gerçekçi bir yazardır.İnsana ait her sorunu eserlerine konu olarak almıştır.İnsanların sömürülmesine ve haksızlığa uğramasına karşıdır.En iyi şartlarda yaşamaları için mücadele vermiş ve yazdıkları onların mücadelesine katkı sağlamıştır.Bu saydıklarımın hepsi evrensel değerlerdir.Şayet insanları seviyorsak kimsenin bunlara karşı bir düşünce geliştirmemesi gerekmektedir.Gerçek hayatların anlatımı acıdır.Orhan Kemal bu hayatları görmüş onların refaha ermesi için kalemini kullanmıştır.Onu hapise atanlar bugün yoklar.Orhan Kemal var olduğuna göre demek ki hayata doğru yerden bakmış ve yazmıştır.İdeolojisi yoktur diyemeyiz. İnsan sevgisi bir ideolojidir. Bu eserlerinde samimiyetle mevcuttur.

S.A: Orhan Kemal eserlerini okunduktan sonra bile yazdıklarının bugünde canlılığını koruduğu anlaşılmakta sizce bu olguyu nasıl yaratmıştır?

İnsana ait sorunlara doğru bakarak, görmüş acıyı hissetmiş ve ezilenlerin yanında durarak satırlara dökmüştür. Bunların hiçbirine değinmeden insanları eğlendiren şeyler de yazabilirdi. Ama o zor olanı, çileli bir hayatı yaşayanların hayatını yaşayarak gereğinde parasız kalarak, kalemini satmayarak halkın ve sessizlerin sesi olarak mücadele etmiş. Bunda da başarılı olmuştur. Sizin de sorduğunuz gibi tüm eserleri bugün de canlılığını korumakta, küçük insanların yaşama tutunma serüvenleri devam etmektedir.

S.A: Babanızın adına Cihangir’de müze kurdunuz. Müzenin kurulma fikri nasıl ortaya çıktı? Sizin için müzenin değeri nedir? Müzeye en fazla kimler ziyaret etmektedir?

Ailemizin gerçekleşmesini istediği bir düşünceydi. Ancak 2000 yılında bu imkân oluştu. Günümüzde görselliğin ön planda olduğu bir yaşamımız var. Böyle büyük bir yazarın merak edilen yaşamı bir müzede sergileniyor olması, okurların hayal dünyaları için bir zenginlik. Üstadı müzede her şeyiyle hissediyorlar. Benim içinde değeri erken yaşta babamı kaybetmiş olmamın acısını müzede hatıralarıyla beraber olarak acımın hafiflemesi ve onu daha iyi tanımama vesile olması. Müzeye herkes gelmekte... Özellikle öğrenciler çok ilgi göstermekteler.

S.A: Orhan Kemal toplumla bütünleşmiş kıymetli bir yazardır. Peki, Orkan Kemal nasıl birisiydi?

Hayatın içinde insanlarla barışık ve her yerde olan bir insandı. Halkla iç içe pazarda, halde, otobüste, vapurda, kahvede yani insana ait ne varsa orada bulunan, kendini dev aynasında görmeyen mutevazi dost canlısı birisiydi ki, eserlerinde bu saydıklarımı görmeniz mümkündür.

S.A: Küçükken babanızla yaşadığınız unutamadığınız anınız oldu mu? Babanızın yazılarında ben de bunu yaşamıştım dediğiniz bir yazı var mı?

Çikolata öyküsünün sonunda çocuğun çikolatanın sarılı olduğu parlak kağıdı büyük bir hasretle yalaması, benim yaptığım bir hareketti. Bunu bir öyküsünde görmek beni çok duygulandırmıştı.

S.A: Babanızın eve paralı mı, parasız mı olduğunu kapı çalışından anlardık demişsiniz bu çok ilginç bir durum bu konuyu biraz açabilir misiniz?

Bu ağabeyimin bir anekdotu. Bizler evdeyken babam dışardan geldiğinde kapıyı melodik ve ritimle çalarsa paralı geldiğini anlardık. Şayet çok sert, hızlı, sabırsız bir şekilde çalınıyorsa, bu da gösterirdi ki, babam yine alacağı parasını alamamış ve eve parasız gelmiştir. İçeri girmeden annem tembih eder, fazla gürültü yapmayın, babanızı rahatsız etmeyin derdi. Babam bir süre dinlenir. Sonra yanımıza geldiğinde neşesini takınmış, iyimser olarak bizlere takılmaya başlardı.

S.A: İlk okuduğunuz Orhan Kemal kitabını hatırlıyor musunuz?

Büyük bir ihtimalle Baba Evi’ydi. Çünkü ağabeyim benim kitap okumamda iyi bir rehberimdi. Onun önerileriyle hem babamın hem de dünya edebiyatının en önemli eserlerini okudum.

S.A: Orhan Kemal’in tamamen kendi ailesini ya da sıkıntılı dönemlerinden bahsettiği bir kitap var mı? Varsa bunu açıklayabilir misiniz?

Bütün eserlerinde hem kendi ailesinin hem tüm insanlığın ortak sıkıntılarını görmek mümkündür. Ama otobiyografik romanları olan Baba Evi,Avare Yıllar,Cemile,Dünya Evi ve Arkadaş Islıkları kitapları ailemizden büyük kesitler içerir.

S.A: Orhan Kemal’in birçok eseri yabancı dillere çevrildi. Yurtdışında durumlar nasıl. Orada hak ettiği değeri bulabiliyor mu?

Yurtdışında okunuyor. Ama yeterli değil. İnanıyorum ki hem yurtiçi hem yurtdışı okurlar üstadı bir gün tam anlamıyla keşfedecek ve vazgeçilmez olacak. Bu zamanın geleceğine inanıyorum.

S.A: Orhan Kemal nasıl bir aile babasıydı?

Her aile babası gibi ailesine düşkün, eşini, çocuklarını seven onlara daha iyi bir gelecek sağlamak için çırpınan bir aile babası. Dar gelirli ailelerde nasıl tüm aile bireyleri birbirine kenetleniyorsa, her türlü sıkıntıda da tüm aile fertleri bir ve beraber o zor yaşamı paylaşırdık. Hiçbir zaman babamın parasızlığından dolayı şikâyetçi olmadık. Çünkü kendi kişisel kurtuluşundan çok toplumun refaha ermesini isteyen, herkesi kucaklamayı ilke edinen büyük bir edebiyatçıydı. Biz de onunla birlikte bu hayatı acısıyla, tatlısıyla, mutluluğu, mutsuzluğuyla paylaşıyorduk.

S.A:  Orhan Kemal’i diğer yazarlardan ayıran en güçlü yön nedir?

İnsanların ezilmesine ve sömürülmesine karşı duruş diyebiliriz. Bunu da yaparken sanatı, sanat estetiğini ihmal etmeyen sadece insanların sıkıntılarını göstermeyip, çözümü anlatıp onların düşünmelerini sağlamayı tercih etmesidir. Bu soruyu yazarlara sormanız daha doğru olur. Sorunlar var olup giderken, bunları yazıyorlar mı yazmıyorlar mı? Onlar cevap versinler.

S.A: Orhan Kemal’in bir zamanlar çalışmak için Malatya’ya geldiğini bilmekteyiz. Bu konu hakkında bilgi verebilir misiniz?

1944 yılında eylül ekim aylarında Malatya Mensucat’ta çalışmış. Fakat kısa süre sonra tekrar Adana’ya dönmüştür. Bu dönüşünü “Dönüş” isimli öyküsünde çok güzel anlatır.

S.A: Orhan Kemal birçok fabrikada işçi olarak çalışmak zorunda kalmış o dönemde yaşanan zorluklar nelerdir?

Hem babasının ülkede olmaması hem ekonomik sıkıntılar hem de 1937 yılında annemle evlenmiş olması okulu bırakarak işçilik ve kâtiplik yaparak hayatını kazanmasını gerektirmiştir. Bu zorlu süreç ona büyük deneyimler kazandırmış, eserlerinin ana konuları buralarda yaşadıklarıyla oluşmuştur.

S.A: Orhan Kemal ne zamandan itibaren bir şeyler yazmaya başladı onu bu konuda dertlendiren şey nedir?

Çocukluk yıllarında kısa piyesler yazdığını bir röportajında söylemiştir.1938’den itibaren şiir yazmış,1940 yılında Nazım Hikmet’le hapishanede tanıştıktan sonra onun önerisi üzerine düz yazıya yönelmiş öykü ve romana ağırlık vermiştir. Bir mesleği olmaması, çalıştığı yerlerden çıkarılması onu kalemiyle geçinen bir yazara dönüştürerek artık bu alanda yürümesi bir zorunluluk olmuştur. İyi ki olmuş, yoksa bu güzel eserleri hiçbir zaman okuyamayacaktık. Evet, büyük sıkıntılar çekti, hapislere girdi belki istediği gibi yaşayamadı ama Türk edebiyatında ölümsüz bir isim olarak varlığını sürdürüyor. Bu bile her sıkıntıya bedeldir.

Röportaj-SEVİL ADIGÜZELMAN

Foto-KADİR İNCESU

banner143

    Yorumlar

TÜMÜ Yazarlar
Hava Durumu

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv