Dün bir Nevruz daha geçti. Kutlamalarıyla, eğlenceleriyle ve gerekse siyasileştirilmesiyle tüm resmi kurum ve kuruluşlar ile devlet erkanı kutladı. Nevruz’un bu yılki kutlamaları birkaç etkinlik ve olay dışında sönük geçtiği gözlerden kaçmadı. Peki Nevruz’un ne olduğu, tarihi ve efsanesi nedir. Bunu herkes biliyor mu? Bence hayır. Ya da bazılarının kutladığı gibi bahar şenliği mi? Yoksa bazılarının kutladığı gibi özgürlük ve kurtuluş günü mü? Bu ve bu gibi soruların cevabı Nevruz’un tarihinde saklı bence. Nevruz her yıl 21 Mart günü farklı ülkelerde farklı kutlanır. Genel olarak bahar bayramı olarak kutlanır.Nevruz’un isim kökeni ise Farsçada ‘’Nev’’ yeni ve ‘’Ruz’’ gün olarak birleşince Yenigün olarak söylenir. Zazaca da ‘’Roz’’, Kurmancice de ‘’Roj’’ olarak geçer. Nevruz geleneğinin tarihi Buzul Çağının bitmesinden hemen önce yani 15.000 yıl öncesine kadar dayanır. Efsanevi Pers Kralı Cemşid, Indo – İranlıların avcılıktan hayvancılığa ve yerleşik yaşama geçişini temsil eder. Zor geçmiş bir kışın ardından gelen bahar tabiat ananın çiçekleri, yeşillenen bitkiler, hayvanların doğum yapması büyük sıkıntıların geçmesi ve rahat bir yaşamın müjdelenmesi , bolluğun canlanması demekti. Bu geleneği başlatanın Kral Cemşid olduğunu Efsane bize söyler. Nevruz Orta Asya’da, İran’da ve Anadolu’da son yıllarda kutlanmaya başlandı. Değişik ülkelerde değişik zaman ve şekilde kutlanır. Tüm Türki Cumhuriyetlerinde kutlanan Nevruz 22 Mart 1922 yılında Ankara’nın Keçiören semtinde Atatürk tarafından şenlikler düzenlenmiş ve bizatihi kendisi de iştirak etmiştir. Türklerde ilk olarak Hunların Nevruz şenlikleri yaptıkları kaynaklarda geçmektedir. Kürtlerde ise Nevruz tarihi ya da mitolojisi farklılık göstermektedir. Kürt tarihinde 21 Mart Nevruz Şenliği Demirci Kawa Efsanesine dayanmaktadır. Kimi kaynaklara göre 5000 yıl kimi kaynaklara göre ise 2500 yıl öncesinde yaşanan Demirci Kawa efsanesine dayanmaktadır. Uzun yıllar önce henüz kimsenin yer yüzünde olmadığı dönemlerde ‘’Zervan’’ adlı tanrının iki oğlu olmuştur. Birinin adı bereket ve ışık saçan anlamına gelen Hürmüzdür. Diğerinin adı ise kötülük ve kıtlık saçan anlamına gelen ‘’Ehriman’’dır. Fırat ve Diclenin yaşam bulduğu ‘’Ahura Mazda’’nın kutsadığı topraklarda Hürmüz hep iyiliğin ve uygarlığın temsicisi, Ehrimanda iyiliğin karşıtı yani kötülüğü temsil etmiştir. Hürmüz dünyada kendisini temsil etmesi için Zerdüşt’ü gönderir ve yüreğini sevgi ile doldurur. Zerdüşt ise bu jeste karşılık oğullarını ve kızlarını Hürmüz’e hediye eder. Bu durum Ehriman’ın zoruna gider. Yüzyıllar sürecek iyilerle savaşma macerasına girişir. Ehriman tüm iyilere ve Zerdüşt’ün soyuna kötülükte kusur etmez. Kötülükte sınır tanımayan Ehriman en sonunda içindeki nefreti ve kötülük zehrini zalim Kral Dehak’a kusar ve onu bir bela olarak Asur ve Med halkının üzerine salar. Zalim Kral Dehak halkın kanını emerken beynindeki zehir bir ura dönüşür. Ölümcül bir hastalığa dönüşür. Dönemin hekimbaşıları hastalığa çare olarak çocukların beyninin yaraya sürülmesiyle mümkün olabileceğini söylerler. Böylece Kürtlerin yaaşadığı coğrafyada katliam başlar hergün iki çocuğun beyni Dehak’a getirilir. Bu katliamlar sürerken sıra Med halkının çocuklarına gelir. Gençler öldükçe Fırat’ın, Diclen’nin, Mezrabotan’ın hali içler acısıdır. Bu süreç bu şekilde işlerken daha önce 17 oğlunu kayb eden Demirci Kawa’nın küçük oğluna gelmiştir. Kawa 20 mart gecesi sabaha kadar kara kara düşünürken imdadına göğün yedinci katındaki iyiliğin temsilcisi Hürmüz yetişir. NinovalıKawa’nın yüreğine iyilik ve sevgi umutları doldurur. Bileğine güç aklına ışık verir. Ona Zalim Kral Dehak’tan kurtuluşun yollarını öğretir. 21 Mart sabahı oğlunu kendisi Dehak’ın sarayına götürür. Yanınada da sabaha kadar dövdüğü örsünü alır. Sarayın kapısına ve Kralın karşına çıktığında örsüyle Dehak’ın kafasına vurur orada öldürür. O andan itibaren Ninova’da kötülüğün ateşi söner . Kısa sürede bütün Ninova ve bölge halkı isyan eder ateşler yakarak saraya yürürler. Zulme karşı isyan başlatan Kawademir ocağında çalışırken giydiği ; sarı, Yeşil ve Kırmızı önlüğünü isyanın bayrağı, ocağındaki ateşi ise özgürlük meşalesi yapar. Ninova cayır cayır yanarken ateşler yakılır şarkılar söylenir. Kurtuluş coşkusu günlerce devam eder. 21 Martı özgürlüğün ve kurtuluşun bayramı olarak ilan ederler. Başkaldırı kahramanı olarak Kawa, Nevruz ise kurtuluş ve başkaldırı günü olarak ilan edilir. Gürülüyorki, Nevruz (Günışığı) farklı yerlerde ve farklı zamanda farklı amaçlar için var olmuştur. Türkler ve İranlılar için Bahar Bayramı iken aslında Ninovalılar için kurtuluş ve özgürlük ateşini yakıldığı gün olarak kutlanmaktaymış. Tabiki bunların hepsi Efsanelere dayanmaktadır. Gerçeklik payı ne kadardır o da tarihçilerin alanına girer. VESSELAM. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

160X600