Neden 3 – 2 – 1 diyorum?

03 Haziran 2018, 17:18
Neden 3 – 2 – 1 diyorum?
Seçimlere giderken aday adaylığı sürecince ve adaylar belli olduktan sonra için kısa değerlendirmelerimi bazen sosyal medyadan bazen de dostlar arasında yapmış olduğum sohbetlerde açık yüreklilikle dile getirmiştim.
Beni tanıyanlar “fanatik” bir “taraftar” olmadığımı ve değerlendirmelerimin objektif olduğunu bilirler. Çünkü ben her şeyden önce bu ülkenin bir vatandaşı ve aynı zamanda da bu kentte medya ile iştigal eden ve kendince “yazıp – çizen” dolayısıyla halkın gözü önünde olan bir kardeşinizim. Herkes gibi benimde kendimce bir dünya görüşüm ve siyasi kimliğim ve elbette kendi doğrularım var. Ancak; yazılarımda da bu düşüncelerimi bir yana bırakıp olabildiğince objektif davranabilmek gibi birde misyonum var… (Yazılarıma başlamadan önce bu noktaların tekrar, tekrar altını çizmekten de fena halde rahatsız olduğumu belirtmek isterim)
Hatırlarsanız geçtiğimiz yaz ortalarında “2018’de erken bir seçime gidilebilir” dediğimde bazı dostlarım beni fena halde “haşlamış” ve sonrasında da “birilerin adamı” olmakla itham edilmiştim. Nihayet Aralık ayında sosyal medyadan “tarihe not düşüyorum, mayıs sonu veya haziran başlarında seçim olabilir” diyerek henüz ilan edilmemiş seçimin yaklaştığını söylemiş ve oldukça da sert eleştirilere muhatap olmuştum.
Ülke gündemini ve siyaseti yakinen takip edenler o günleri hatırlayacak olursa ekonomide kötü bir gidişin olduğunu ve krizin ayak seslerinden “kötü günlerin kapıda olduğunu” sonucunu çıkarabilirdi. Merkez bankasının doları baskılamak üzere faizlere müdahale etmesi ve borç yapılandırması, varlık barışı gibi bir dizi önlemlerle “günü kurtarma girişimi” aslında yaklaşan seçimin ayak sesleri idi. Bizde buradan yola çıkarak bu “darboğazın” başka türlü aşılamayacağını ön görmüş ve erken seçim kapıda demiştik.
Gelelim yerel siyasi gündeme. Yine o günlerde AK Partinin mevcut vekilleri aday göstermesi halinde ve yine MHP’nin kamuoyu tarafından kabul edilebilecek adayları listeye alması halinde MHP üç vekil çıkarabilir demiştik. Bunu söylerken de bazı isimleri zikretmiştik mesela; Güzin Koçak, Saime Palancıoğlu, Şinasi Kazancı, Hakan Yılmaz ve Bülent Avşar gibi isimler listeye girerse o zaman Ak Parti yine beş vekili zorlar ancak CHP bu durumda iki vekil çıkarır diyorduk.
Neden böyle diyordum biraz daha açayım.
Bunları söylerken adaylar henüz netleşiyordu. MHP adaylarını açıkladığında kamuoyu tarafından hayal kırıklığı yarattı. Herkesin üzerinde mutabık kalabileceği yeni isimler listede yoktu. Malum adaylar beklentiyi karşılamadı ve böyle olunca da AK Partinin kızgın seçmenlerine gidebilecekleri yeni bir liman kalmadı. Sandığa gittiklerinde “kerhen” bile olsa gidip AK Parti oy verecekler veya Riese oy attıktan sonra vekil oyunu boş kullanacaklardır.
AK Parti seçmenleri yıllardır mevcut yönetimin değişmesini istiyor ve mevcut vekilleri listede görmek istemiyordu.
Bu bakımdan da seçmenler yüksek sesle “oyumuz Reis’e ancak vekillikte MHP’yi destekleriz” diyordu. Bunu diyen seçmenlere hiçte “şık” olmayan ifadeler kullanılarak adeta FETÖ yakıştırması yapmanın sonucu olarak Erdoğan’ın yapmış olduğu mitinge katılım önlendi.
Mitinge katılım oranına bakılınca bu durum açıkça görülecektir. Hava şartları Erdoğan sevgisinin önüne başka türlü geçemezdi.
Bu mitingin bana göre kararsız seçmene itici bir güç vermesini bekliyordum. Erdoğan, seçmene “yeni bir şey” söyler ve küskünler tekrar AK Partiye oy verir diyordum olmadı…
***
Adayların şahsında bir değerlendirme yapmak istemiyorum ancak bir istisna olarak “stratejik” aday Selahattin Palandöken faktörüne kısaca değinmek istiyorum.
Malumunuz MESOB Başkanı Şevket Keskin, “şelale” üzerinden epey bir gürültü koparmıştı. Konuşmalarının birinde “tüm bildiklerimi söylemeye devam edeceğim” diyordu. Keskin!in sesini bağlı bulunduğu konfederasyonun başkanının oğlunu aday göstermekle kesmiş oldular. Geçmişte “şelaleci” diyerek itham ettiği isimlerle kola kola seçim gezilerine katılarak AK Partiye destek istemek noktasına gelmek az bir şey değildir…
Geçenlerde listeler üzerinden sohbet edilirken söz dönüp dolaşıp aday belirlemeye geldiğinde şunları söyledim. Eskiden aday belirleme süreci “ahbap – çavuş” ilişkisi üzerinden yapılmazdı bunun yerine her ilin veya ilçenin ileri gelen mümtaz şahsiyetleri olan STK temsilcisi veya kanat önderi dediğimiz isimlere birkaç aklı başında insan gidip “sizi partimizin içinde görmek ve birikimlerinizden istifade etmek isteriz. Sizi mecliste görmek istiyoruz…” benzeri ricalarla adaylar belirlenirdi. Yani halkın içinden ve kamuoyu tarafından beğenilen ve herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir isim listeye alınır ve halkın tercihi doğrultusunda listeler şekillenirdi.
Son zamanlarda ise durum bunun tam tersi. Şöyle ki; diyelim ki hasbelkader bir partinin yönetimine geldiniz. İlk işiniz hemen parti delegelerinin listelerini güncellemek oluyor. Eşinizi, dostunuzu, ahbabınızı ve bilumum emmi, dayı ve yeğenlerinizi ve hatta kızınızı gelininizi dahi delege yaparak olası seçimlerde kendinizi seçtirmeyi garantiye alıyorsunuz. Bu işin böyle olmasına ise “anti demokratik seçim yayası” çanak tutuyor maalesef. Sadece partilerde değil tüm dernek ve sendikalarda da işleyiş aynı.
Hal böyle iken kamuoyunun içine sinen bir aday belirlemek mümkün olmuyor. Diyeceksiniz ki “temayül yoklaması” yapılıyor. Geçiniz efenim geçiniz. Bunu pekâlâ sizlerde biliyorsunuz ki “teşkilatların gazı alınmak” için yapıyorlar. Temayülde “bakın sizleri adam yerine koyuyoruz, sizler oy vererek adayı belirliyorsunuz…” denilerek STK ve tüm ilçe ve mahalle başkan ve temsilcilerinin gözü boyanıyor. Siz hiç duydunuz mu temayülde en fazla oy alanın açıklandığını veya temayülde en fazla oy alanların listeye konulduğunu… Bu işleyiş tüm partiler için böyledir. Kimse kimseyi kandırmasın.
Tekrar başa dönelim dilerseniz. İllerde en çok oy alan birinci parti ilk üç vekili alıyor. Sonra sırasıyla ikinci ve üçüncü parti vekil çıkaracak kadar oy alıyor. Bunların dışında kalan örneğin, saadet, İyi Parti ve Hüdapar ve diğer küçük partilere giden oylar yeterli vekil çıkarmaya yetmediği için en çok oy alan ikinci partinin hanesine yansıyor.
Bu durumda ilimizde ikinci parti olan CHP fazladan bir vekil sahibi oluyor. Başta söylediğimizi yeniden tekrar edersek AK Parti Üç vekil Çıkarırken CHP Porgalı’yı da meclise taşıyarak iki vekil çıkarır. MHP AK Partinin küskünlerinden alacağı tepki oylarıyla ancak bir vekil çıkarabilir.
Bu satırların yazarı bunları söylerken bir partiye mensup olarak değil ilimizde gördüğüm atmosferden çıkardığım tamamen objektif değerlendirmelerdir.
Sosyal medyadan tarafıma atılan yakışıksız mesajlara cevap bile verme gereği duymuyorum. Başta da söylediğim gibi ben gördüklerimi yazıyorum. Yanılıp yanılmadığımı seçimlerden sonra hep birlikte göreceğiz.


 

banner143

    Yorumlar

banner310
Hava Durumu

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv