Malatya 7.kitap fuarına dair

11 Mayıs 2018, 13:45
Malatya 7.kitap fuarına dair
Nilüfer ZONTUL AKTAŞ
Atılan tohumlar toprağını bulunca yeşerir. Doğru zaman, doğru bakım hızlandırır bu yeşermeyi...
Kelimeler yüreklerde can bulur okundukça, yaşandıkça çoğalır zenginleşir...
Bu her türlü zenginleşmenin kaynağıdır. Rabbin kelamıdır "oku"...
Hammaddesidir ağaç kağıdın. Tohum, fide, fidan ve sonra ağaç. Kağıt, kalem, harf, kelime metin ve sonra kitaplar... Hepsi birbirinden, topraktan ve bizim canımıza tekabül eden yaratılış özümüzden...
Okumayı hayat biçimi haline getiren bireyler "oku" ayetiyle çoğalırlar çoğaltırlar...
Kitap fuarları, söyleşiler, kültürel etkinlikler, okur yazar buluşmaları bunlardan...
Bunlarla birlikte başka bir güzelliğe vesile olundu bu sene ki fuarda ...Tema olarak Kudüs seçilmişti.
Geçen yıl Ah Kudüs "başlığıyla yazdığım mektupla Kudüs 'e yol almıştım.
Bu hassasiyetimizi her alana taşımak, gönüllerimizi ayık tutmak borçtur.
Bir şehirde yapılan tüm etkinlikler anlamlıdır elbette ki, lakin kitap fuarı kültüre ve şehre yapılan en önemli katkıdır.
Dokuz gün az bir süre değildir. 360 yazarın misafir edilmesi de hakeza öyle.
Malatya Büyükşehir Belediyesi bu yönde farklılığını göstermiştir ve gösterecektir.
Hangi yazar dostla hasbihal etsek bu husustaki memnuniyetini, emeği dile getirmiştir.
Yedi yıldır devam eden bu etkinlikte yazarların gidiş gelişleri konaklamaları, rahat ettirilmeleri, misafirperverlik hususu hep söylenmiştir. Mihmandar meslektaşlarıma da bizzat yakından şahit olduğum gayretlerinden dolayı kutluyorum.
Yazarların okullarla buluşması, kitaba ve okumaya dair nice tohumlar atılmasına vesile oluyor.
Öğrencilerin velilerin hevesi de heyecanlanmaya, yeni çalışmalara yol almaya değer.
Yazarlar okullarda, çiçeklerle sevgiyle karşılanıyor.Çocukların,gençlerin yazarlara ulaşılır olunmasına şahit olmaları da okuma ve yazmanın artmasına etken.
Güzel olan bir hususta öğrenciler için hazırlanan 10 'ar liralık hediye çeki idi. Harçlığı ile gelen çocuklar yanında, parası olmayan yavrularımız en az bir iki kitapla evlerine dönebildiler.
Bir çok kitabı yayınevini bir arada bulmanın kolaylığını yaşadılar.
Stantlar doldu, boşaldı. Misafirler, çaylar, sohbetler. Ve tabi ki hepsi kitap ile tatlandı.
Malatya 'nıngün kurusu, çekirdeği, lokumu Vs. ikramları da gönülleri yakın kıldı. Görünür görünmez dostlukları pekiştiren bu süreç hayr ile tamam oldu.
Herkes kazandı elbet. Okuyan okutan, gelen giden, haber veren, alan aldıran, sohbete dahil olan, olduran. Velhasıl maddi manevi kazandı şehrim.
Tüm İnönü caddesi baştan başa direklere asılan yazarların resimlerinden yapılmış bayraklarla donatıldı.
Tüm billboardlarda kitap sevdalıları için duyurular vardı.
İlgisi olmayana bile dikkat kattı.

Vakte anlam katan süreç için Malatya Valiliğine, Malatya Büyükşehir Belediyesine, organize eden Kültür AŞ’ye teşekkürü bir borç biliriz.
Nice güzel işlere yol verilmesini temenni ederken geçen yıl Yeşilyurt belediyesi tarafından ödüle layık görülen "Ah Kudüs “başlıklı mektubumuzla sözlerimizi noktalayalım. Selam ve muhabbetle...

Ah Kudüs!
Kurulmuş saatlerin yanılgısındayım
Tüm vakitler ahde vefayı gösterirken...

Yüreğimle yazdığım nice mektuptan birinin yazıya dökülmüş halidir bu satırlar…
Şiirler de yazdım sana, aydınlık resmine bakıp ve içinde göveren çocuklarına filiz filiz…
Çağıltının sürgünlerinden renklendim, dirildim her damla büyüttü beni senin göğsünde. Yandı yüreğim kan rengi güllerinin tavında, sonra dürüldü yaprak yaprak… Ah Kudüs şahitliğim ki, şehitlerinden aldığım sevdadandı, ömrüm ki iki parmak arasında tuttuğum gül mesabesinde olmalıydı ve ölüm ki gülü tutarken parmaklarımın mesafesi kadardı hep...
Sen gül’dün Kudüs ve güldün rüyalarımda, yazılarımda hep bana
Ölümü aşk kılan duruşun ve sana yakın olanların soylu direnişi idi ruhuma satır satır akan…
İnsan susarsa sesinin aktığı bir kap vardır dolarsa da işte! Akar bazen mürekkebiyle, kurutmak istemez akar...
Hayalini rüyama saran özlemini gözyaşıma nakşeden yüce Rabbime hamdolsun ki sana seslenebiliyorum mahzun Kudüs. Dua Dua yakarış yakarış sesleniyorum…
Yüreğime bir bebecik gibi şefkatimle sardığımdın, sinemde bir vuslatı beklerken ateş misali yanandın ah Kudüs!
Yollarımız kesişir mi bilmem lakin yeşil bir yurttan bayrağımın terennümüyle kokluyorum avuçlarını ve ıslanıyorum işte o vakit gözyaşımı rahmetinin serinliğine katarak... Yaşlar büyürken gözlerimde her birinde sen oluyorum senden oluyorum, camdan fanusa nakşolmuş bir kuş sessizliğinde yaralı. Aralanırken yaralarım, kanarken kat be kat sen oluyorum sence oluyorum.
Özlüyorum seni… Cemreleri alıp bağrıma susturulan ezanlarını sesime, seni de adımlarıma katarak sana gelmek... Özlemini nefesime ekliyorum derinden der’ince…
Gözyaşı sular mı bahar değmiş toprağı, kurutur mu yoksa tuzu. Ağlasam yeşerir mi dalların bağışlar mı acep beni ah Kudüs !
Kırık düşlerin yolcuları kırılırken, fırtınaya uğramış ağaçlar gibi dalları, oysa sende hep umut vardı ey Kudüs. Kırılan kollar, kırılan dallar seni düşürmedi dizden, bizleri kuşattın her kuşatılışında gördüğümüz değildi, duyduğumuz değildi sendeki. Derindi senin için, oyulmuş sinende sakladığın nice deryalar vardı mahzenlerin inlerken, açık pencerelerinden ışıklar saçılırdı
Kim gösterebilirdi ki kalbimdeki heyecanı sonra mecalsizliği seni her okudukça, seni her gördükçe utandım kendimden ve sonra güçlendim tekrar tekrar ey Kudüs.
Dikenler ayağımı acıtsa da kaç vakit örülürdü ki bu acıyla, ben ıstırap gemilerini Hakk’a âşık olalı beri yakmıştım ve sana açılan yollar için dikenleri gül saymıştım...
Senden uzaktayım sadece bedenen hangi yorgun akşamlar bir nefes üflerdi de sükût çökerdi gök kubbene hangi yorgun akşamlardı ki gözlerine çaldığı sürmenin harelerinde uyku karıştırırdı! Tenini sessizleştirirdin.
Aydınlığa bakan geceleri sevdik biz Kudüs, ruhundaki aydınlığı da
-Konuş bizimle-
Nun’da nokta misali al bizi kucağına al bizi… Doğrulalım beraber sımsıkı ketum bir Mim sıcaklığı sonra... Bir meltem inşirahı yayılsın dalga dalga müminlerin birliğinden o vakit. Selâhattinler kucaklasın ışığımızı. Zehirli tüm buselerin sarhoşluğunu atıp gönlümüzden sana gelelim ufukla ey Kudüs, sen sevin biz bayram edelim…
Gelmeliydi ruhum sana, Çıkmalıydı gecenin kalbinde kıyama durur gibi çıkmalıydın sende kalbime her zamankinden daha çok, cevval duruşlu masum bakışlı kutsal şehir…
Ağrılarımı bastırarak çıkmalıydın kalbimin burçlarına. Dizilen gözyaşım tesbih tanesi adımlarım kavuşmak için yakarış, karış karış toprağın yüklendiğim özlem... Acın kadar özlemim var yaraların kadar ıstırabım gölgelerin kadar karanlığım güneşlerin kadar aydınlığım. Çıkmalıydım bende senin kalbine Miraç’a varır gibi savruluşlarımı yürüyüşe çeviren adımlarla gelmeliydim sana yıldızlar ayak izim olmalıydı güneşe götüren beni bana seni bize ver şafak sökmeden teslim etme ne kendini ne bizi yorgun akşamlara dur bekle tüm ihtişamınla tüm sabrınla bekle geliyoruz artık hem de koşarak...
Geliyorum ey Kudüs! Kokundan alacaklarım sana vereceklerim var vesselam...
 

banner315

    Yorumlar

Hava Durumu

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv