EDEBİYAT-GÜLTEKİN ÖZCAN...DURUM ÖYKÜSÜ

Şehirler arası otobüsler bilmem size neler düşündürürler. Yolları tüketeceğini zanneder, geceyi gündüze katıp hep uzaklara giderler. Zifiri karanlıklara, dizi dizi sıra dağlara meydan okurlar, içinde taşıdığı hasret yolcularıyla. Hep taşır, taşınırlar gurbete. Kimi memnun kimi değil. Otogardan çıktıkları anda ayrılık onları da perişan eder kesin.

30 Mart 2013 Cumartesi 23:58
EDEBİYAT-GÜLTEKİN ÖZCAN...DURUM ÖYKÜSÜ
banner83


Şehirler arası otobüsler bilmem size neler düşündürürler. Yolları tüketeceğini zanneder, geceyi gündüze katıp hep uzaklara giderler. Zifiri karanlıklara, dizi dizi sıra dağlara meydan okurlar, içinde taşıdığı hasret yolcularıyla. Hep taşır, taşınırlar gurbete. Kimi memnun kimi değil. Otogardan çıktıkları anda ayrılık onları da perişan eder kesin.

Kendi yalnızlıkları yetmiyormuş gibi, onlarca bir araya gelmiş çaresiz, yalnız yürekleri de beraberinde yoldaş ederler. Doğu, batı, güney, kuzey her yöne.

Bu yolculukların biri Ankara'ya idi. Yanımda oturan genç kızın, bir körük gibi şişip inen derin göğüs iniltileri dayanılacak gibi değildi. Ya yüzü... Toprağa düşmüş gül gibiydi rengi. Gözleri ufka dalmış, yosunların arasında istemeden elinden düşürdüğü inci tanesini , karanlığın derinliklerinde bulmaya çalışıyordu. Zayıf, narin bedeni yorgunluktan ruhuna eş, kucağında yalnızlığı,sırdaş olmuşlar. Bu yolculuk biteceğe benzemiyor.

Bursa'da yeni yolcular vardı bekleyen. İçlerinde biri vardı, iki gözü iki çeşme. Yanında dikilen genç, vitrin mankeni gibi boş boş bakıyor, tepkisiz. Acaba içinden, kurtulacağını düşünüyor, haİn haİn seviniyor muydu? Kızın elleri tutulmayı beklerken onun eleri ceplerinde saklıydı. Üstelik ,dışarıda dudaklarıyla, daha içerde dişleriyle hapsetmişti konuşmaması için dilini, susturmuştu sesini. Ayrılık saati gelmişti. Son defa sarılmak istedi zavallı. Çabası boşunaydı. Çoktan ayrılık olmuş oysa. Otobüse yaralı bir kuş dahil olmuştu. Arka koltukta tan yeri ağarıncaya kadar göz yaşı sildi. Mendili tükendi de gözlerden dökülen dinmedi. Canının bir parçası geride kaldı. Döndüğünde orada bulabilecek miydi bilinmez. Onun da yalnızlığı koynundaydı.

Eskişehir'de inecekler binecekler için otogardayız. Kırk elli yaşlarında, saçları ağarmış esmer bir adam, elinde bileti yerini arıyordu. Ayakta zor duruyor, alkol kokusu sızıyordu istemese de. Sağ taraftaki koltuğa attı kendini. Elinde lüle taşı bir tespih, sürekli bir kadın adını sayıklıyordu. Arada ah çekip 'Ulan hayatımı gençliğimi yedin doymadın . Dört duvar arasında çürüttün. Adını tespih ettim, ne dilimden ne yüreğimden silemedim. Yine sana geliyorum bak. Bir kere omzuna başımı koyup gözlerinde ölmek istiyorum. Kaybolan yıllarımın kirasını bari böyle öde" diyerek yalnızlığına sarılıp sızdı.

Bir asker bindi, elinde bir kafes, içinde iki Hint bülbülü. Sıra, bu kafesin sırrını aralamaya gelmişti. İzne gidiyormuş zavallı. Sevdiceğine götürüyormuş. Kafesteki not sevgi. Gel de bu sevgi ile olma. Bu ne ince bir ruh hali. Hala varmış diyor insan. Şaşmamak elde değil.

Eşinden ayrı bir anneydi, yolculardan biri. Yüreğimi oydu, oydu da bir tutam ateş bıraktı. Kanser hastası yavrusunun ameliyatına yetişmek için adeta koca otobüsü sırtına yüklemişti. Gözlerinde soru yağmurları sağanağı, korku karargah kurmuştu yüreğine. Başında kasırgalar esiyor. Perişan mı perişan.

Gecenin vereceği, kattığı rengiydi sadece. Sabah ola hayrola... Şafak söktü. Güzelliği gönüllere ulaşsın,çehreler gülsün dilerim.Ankara ufukta, uyku mahmurluğunda bizi karşıladı.Hostes mikrofonu kaptı son anonsunu yapıyordu;

" Sayın gurbet yolcuları, son durak. Değerli eşyalarınızı, yalnızlığınızı unutmayın. Yeni bir yolculukta birlikte olmak dileğiyle." Söylenecek son söz bu olabilirdi.Hepimiz bir bir otobüsü, yine yalnızlığına terk edip ayrıldık adreslerimize.

banner143

    Yorumlar

TÜMÜ Yazarlar
Hava Durumu

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv