DERİNDEN BİR AH!

Her sabah kalktığımda ilk işim evimizin küçük ama bana dünyaları açan balkonuna çıkmak olur. Bugün de öyle yaptım. Oturdum tahta mahata(sedir) güneşin tebessüm etmesini bekledim. Hatuniye(Meydan) Camiinin bahçesi yine cıvıl cıvıldı. Çınar ağaçlarının ıhlamur ve ceviz ağacı ile uyumu muhteşemdi. Kuşların cıvıltısı ruhuma güzel bir ferahlık verdi. Güneş Gıjgıj tepesini aşmak için cilveleşirken, kalenin mahzun yüzü hala uyanamamışlığın verdiği mahmurluğu yaşıyordu sanki.

30 Mart 2013 Cumartesi 23:58
DERİNDEN BİR AH!

Her sabah kalktığımda ilk işim evimizin küçük ama bana dünyaları açan balkonuna çıkmak olur. Bugün de öyle yaptım. Oturdum tahta mahata(sedir) güneşin tebessüm etmesini bekledim. Hatuniye(Meydan) Camiinin bahçesi yine cıvıl cıvıldı. Çınar ağaçlarının ıhlamur ve ceviz ağacı ile uyumu muhteşemdi. Kuşların cıvıltısı ruhuma güzel bir ferahlık verdi. Güneş Gıjgıj tepesini aşmak için cilveleşirken, kalenin mahzun yüzü hala uyanamamışlığın verdiği mahmurluğu yaşıyordu sanki.

 

Tokat’ın köylerinden gelen arabalar ve o arabalardan inen insanlar. Hepsinde bir telaş, hepsinde bir heyecan vardı. Kuşlar da cıvıltıları ile sanki bu koşturmaca ya eşlik ediyordu. Yılın her mevsiminde bu ve benzeri manzaraları görmek mümkündür burada. Her mevsimde farklı heyecanlar yaşanır. Kendine özel aroması ve lezzeti ile tokat perverinin(salça), pekmezinin, cevizinin, tokat yaprağının, çökeleğinin, peynirinin, sebze fidelerinin, bademinin, köy yumurtasının ve aklınıza gelecek her türlü organik ürürünün alıcıları ile buluştuğu yerdir burası.

 

Eski güzel günlerini bozan en büyük görüntü kirliliği araba yığınları ve bu güzel dokuyu bozan çarpık şehirleşme olsa gerek. Bu alan aslında Tokat’ımızın kalbi bana göre. Hatuniye Camii ve içinde bulunan Külliye, Taşhan ve Gök Medrese yıllara meydan okurcasına dimdik ve görkemli ama bir o kadarda  ihmal edildiklerini düşünürcesine mahzun bir görüntü sergiliyor. Asırlarca ticaret merkezi olmuş artık zamanın çarkına ayak uyduramaz hale gelmiş otantik bir bölge.

 

Yaratan tüm güzel nimetleri bu şanslı memlekete hediye etmiş. Tarih boyunca da insanlar bu nimetlerin büyüsü ve gücü ile onlarca uygarlık kurmuş, günümüze kadar bu uygarlıkların her tonu bizlere kadar ulaşmıştır. O uygarlıkların izlerini görmek farklı bir heyecan verir bana.

 

Ben bugün biraz daha farklı bakıyorum sanki karşımda gördüklerime.

Kuşlarının cıvıltısının o kadar da mutlu olmadığını hissediyorum sanki. Özgür bir gökyüzü olmasına rağmen birkaç ağaçla sınırladığım bir açık hava hapishanesi kurmuşuz onlara. 

 

Eski yıllarda daha mı güzel öterlerdi ne?

Acaba bizim mutsuz yüzlerimiz onları da mı olumsuz etkilemişti?

Meydan camii ve çınar ağaçlarının hüznünü gördüğümde karaladığım birkaç dize aklıma geliyor;

“Yapraklar dökülünce hep düşünüp dalarım
Bir hüzün çöker bana gözyaşları salarım

Yalnızlık çok zor gelir bu hallere görünce
Dost ve yaren kalmazmış inandım ben erince

Nerede muhabbetle seni saran bakışlar
Dallarını yurt tutmuş barınak etmiş kuşlar

İnsanlar sıcaklarda altında serinlerdi
Resimlerini çekip tablonu düzenlerdi

Şimdi yokmuşsun gibi yanından geçiyorlar
Dalını budağını baltayla biçiyorlar

Bu kadar ihanete neden hiç çatmıyorsun
Yoksa çok kızıyor da belli mi etmiyorsun

Bu küçük ölüm bana çok büyük dersler verir
Varlık anlam kazanır yokluk içinde erir”

 

Gülümsemeyen yalnız mı yalnız bir topluluk. Şimdi aşağıdan gelip geçen insanlara daha dikkatli bakmaya başladım. Düşüncelerimi yalanlamak istercesine tebessüm eden insanlar aradım. Allah’ım neler oluyor bize. Ben neden yıllarca bu ayrıntıyı kaçırmışım. Neden hep tozpembe görmüşüm, görmek istemişim anlamıyorum.

 

İnsanların selamlaşmalarının sıcak olmadığını görmek ne acı.

 

Evde, işyerinde, caddede, ibadet yerinde, düğünde, dernekte aklınıza nere geliyorsa toplum olan her yerde;

 

O topluluğu güzel kılan sevgi değil midir?

 

O topluluğu güçlü kılan birbirlerine olan inancı ve bağlılığı değil midir?

O topluluğu özel kılan birbiri ile olan muhabbeti değil midir?

Tokat; bir güzel şehir. Her türlü övgüyü almış güzel insanların yaşadığı güzel bir şehir. Buram buram tarih kokan, eşi benzeri olmayan doğal güzelliklere ev sahipliği yapan, kültürü, sanatı, edebiyatı ile el üstünde tutulan güzeller güzeli bir Anadolu şehri.

 

“Gülümseyen Şehir” sloganı ile anılan bu şehir neden gülümsemiyorsun bana söyle?

Doğru ya suç sende değil ki, nasıl sana kızma cüreti gösterebilirim.

Suç bende, suç hepimizde.

İçten bir selamı en yakınımızdan esirgiyorsak suç bizde.

Birbirimize olan inancı ve güveni kaybettirdiysek suç bizde.

Kendimizi, çevremizi, şehrimizi hoyratça kirlettiysek suç bizde.

Ah Taşhan! Ah Meydan Camisi ve Külliyesi! Ah Gökmederese! Ah Tokat Kalesi! Ah ah!!!

Balkonumdan görebildiklerim bizleri affedin. Göremediklerimle hiç yüzleşmeye cesaretim yok.

Sizler;

Hep onurluydunuz, hep kucaklayıcı oldunuz, bizlere tarihin derinliklerinden hep mesajlar verdiniz?

Bizler mi?

O onura layık olabildik mi, kucaklayıcı olabildik mi, mesajı alabildik mi?

Artık bilmiyorum…

 

Ünal KAR

Şair-Yazar


Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hava Durumu

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Arşiv