banner369

Bugün Dünya İnsan Hakları Günü. Bugünü içine alan bu hafta da Dünya İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası. Kavram olarak anladığımız manada insan haklarının temelini ise 10 aralık 1948 tarihli insan hakları evrensel beyannamesi ile 04 kasım 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi oluşturmaktadır. İnsan hakları tüm insanların sahip olması gereken hak ve özgürlüklere denir. Olması gereken ifadesini kasıtlı kullandım; çünkü bugün dünyaya hakim olduğunu iddia eden devletlerin ve medeniyetin zirvesini yaşadığını iddia eden toplumların ve dahi bugünkü manada anladığımız insan hakları kavramının içinden doğduğu toplumların bile tüm insanları eşit gördüğünü söyleyemeyiz. Nitekim bunu mültecilere ve siyahilere karşı takındıkları tutumdan kavrayabiliriz. Türkiye’nin tüm mağdurlara kucak açmasına, hoşgörüsüne, yardımlarına rağmen Türkiye’yi de insan hakları konusunda “zayıf” diye nitelemekten geri durmaz bu zavallılar.

haklarının içeriğine değinecek olursak ırk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin insan olmak nedeniyle sahip olunan devlet hukukundan önce gelen haklardır diyebiliriz. Tabi ki biz müslümanlar olarak insan haklarının temelini islam dini olarak kabul ederiz. Zira dinimizin amacı temel insan hakları olarak tanımlayabileceğimiz, zarurat-ı hamse denilen beş temel ilkeyi yerleştirmek ve korumaktır. Bunlar: Canın korunması, dinin korunması, aklın korunması, malın korunması ve namuz ve haysiyetin korunmasıdır. İnancımıza göre bu haklar yaratıcının insana sunduğu haklardır; çünkü insanı yaratan Allah onu eşrefi mahluk(yaratılmışların en hayırlısı) kılarak, önemli sorumluluklar yüklemiştir. “Madem ki haklarının temeli islamdır, neden avrupanın kabul ettiği manada insan hakları kavramı islam toplumlarında ortaya çıkmamıştır?” diye sorulabilir. El-cevap; çünkü islam toplumuna o asırlarda ve devam eden asırlarda zaten islamın, kuranın ve server-i kainat Hz Muahmmed (sav) ‘in inancı, anlayışı, ahlakı hakimdi. Bu sebeple islam toplumu içinde böyle bir sıkıntı yaşanmadığı için bu kavram bu konularda asırlar boyu birçok problemler yaşayan Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Zira bu dönemde Avrupa’da kadınlar ve güçsüzler büyük zulümlere maruz kalmaktaydı. İnsanların hangi haklara ne kadar sahip olacağını güçlüler belirliyordu. Hal böyle olunca güçlünün reva gördüğü haklar a verilebiliyordu. Oysa islama göre yaratılan yaratandan ötürü kıymetlidir ve bütün haklar yaratıcının iradesinden doğar.

Müslümanlar evvela islamın kıymetini bilmeli. Bize sunulan inançta müslim-gayrimüslim demeden insanların sahip olması gereken haklar belirtilmiştir. Bu hafta içinde bol bol müslümanların insan hakları konusunda geri kalmışlığı! konuşulur diye tahmin ediyorum. Tabi bu konuşanlar gayrimüslimse inkarındandır; müslümansa cehaletindendir. Bu kimselere tavsiyem otursun ‘veda hutbesini’ okusunlar. Onlar böyle konuşadursunlar biz dinimizi daha iyi öğrenmeye ve yaşamaya devam edelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.