banner369
Dinde hiç bir zorlama yoktur, hak da batıl da birbirinden ayrılmıştır. Dileyen iman eder, dileyen inkâr eder. Nedir bu tahammülsüzlük ve hoş görüsüzlük? Bırakın dileyen dilediği gibi inansın ve dilediği gibi düşünsün.

Allah insanlara irade vermiş, akıl-fikir vermiş, insanlar tercihini hangi yönde kullanmak istiyorsa o yönde kullanır. Allah insanlara böyle bir serbestlik vermişken kimin haddine, "öyle inanmayacaksın, böyle inanacaksın; şöyle düşünmeyeceksin böyle düşüneceksin" demek? Kendisi gibi inanmıyor ve düşünmüyor diye "şucu, bucu" diyerek itibarsızlaştırmak ve ötelemek ne kadar doğrudur ve ne kadar ahlakidir? Böylesi bir yaklaşım, ülkeyi ve toplumu böler, parçalar. Bölünen ve parçalanan toplumlar gücünü ve kuvvetini yitirir.

Zayıf düşürülerek bölünen devletler ve toplumlar, güçlüler tarafından sömürülmeye ve köleleştirilmeye mahkûmdur. Bu ülke insanları ve liderleri geçmişte yaşanan sağ-sol söylemlerinden hiç mi ders alınmadı? Bu toplum 1970'den 1980'lere kadar ayrıştırıcı ve öteleyici dilin acısını çok ağır bir şekilde ödedi. Özellikle liderler konuştukları dile çok dikkat etmeli ve birleştirici dil kullanmalıdır; ayrıştırıcı değil, nefret değil...

Gelin sevgi dilini kullanalım, ayrışmayalım bir olalım, güçlü olalım, kardeş olalım, herşeyden önce akıllı olalım, köle değil özgür olalım. Gelin makam için, koltuk için, mal için, mülk için bu ülkeye ve insanlarına kıyıp yazık etmeyelim. Geçmişinden ders alamayan toplumlar ve liderler geleceğini kuramazlar. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.