İnsanların toprağı işleyip yerleşik hayata geçtikleri andan itibaren “değişim” toplumun her alanına işlemiştir. Tarım toplumundan endüstri toplumuna geçiş, endüstri toplumundan da bilgi toplumuna geçiş bu dönüşümün bir sonucu olarak nitelendirilebilir. Bu dönüşümün her zaman için belirli bir yapısal değişimle meydana geldiği bilinmektedir. Çalışma hayatı da bu değişimlerden doğrudan etkilendiğini söylememiz yanlış olmayacaktır. Çalışma hayatı, insanoğlunun varlığını sürdürebilmesi için, yaptığı fiziksel etkinlikler ile başlamıştır. İlkel çağlarda çalışmak, hayatta kalmanın temel unsuru iken barınmak, beslenmek ve korunmak da ilkel çalışma hayatının temelini oluşturmuştur. Coğrafi Kesifler ve Rönesans’ın başlaması nüfusun artması ve dünya ekonomisinin gelişmesine neden olması, çalışma hayatını da değiştirmiştir. Bu değişim Sanayi Devrimi ile insan yaşamını en üst düzeyde etkilemeye başlamıştır. Çalışma hayatının insan yaşamında önem kazanması ile birçok kavram oluşmaya başlamış olup; “boş zaman” ve “tatil”kavramları çalışma hayatının karmaşıklaştığı bu dönemde ortaya çıkmıştır.

Tatil anlayışı gerçekte Sanayi devriminden önce var olan bir durum olmamıştır. Tatiller, çoğunlukla kırsal kesimde çalışan toplumların geleneklerine göre değişmiştir. Şehirlerde ise toplu çalışma anlayışı olmadığından, kendi hesabına çalışan bireylerin dinlenme ihtiyacı, tatil günlerini belirlemiştir. Dini ve kültürel nedenlerden dolayı insanlar bazı günler çalışmamıştır. Örneğin Hıristiyan dininde pazar günü ibadet yapılır ve çalışılmazken aynı durum Yahudi dininde cumartesi olarak kabul görmüştür. Bu durum insanların iktisadi hayatlarına da yansımış, ticari ilişkiler kutsal günler dışında sürdürülmeye çalışılmıştır. Osmanlı Devleti’nde başlangıçta hafta tatili yoktur. Diğer İslam devletlerinde olduğu gibi Osmanlı’da da namaz vaktinde kısa bir süre işe ara verme dışında Cuma günleri hafta tatili değildir. Osmanlı’da 1820’lerde tatil günleri Pazartesi ve Perşembe iken, 1830’lar da Pazar gününe alınmıştır. Osmanlı da değişik zamanlarda bazen Pazartesi, bazen Perşembe ve Salı, bazen de Cuma günleri tatil yapılmıştır.

Daha sonra Osmanlı yıkılıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonra, bu karışıklığa son vermek için, 1923’te İzmir İktisat Kongresi’nde hangi dinden olursa olsun bütün Türk vatandaşlarının Cuma günü tatil yapmasına karar verilmiştir. 2 Ocak 1924 tarih ve 394 saylı 14 maddelik Hafta Tatili Kanunu ile Müslüm-gayrimüslim tüm Türk vatandaşları için hafta tatili Cuma’ya alınmıştır. Bu 1935 yılına kadar sürmüştür. Hafta tatili 1935 yılında Cuma’dan Pazar’a alınmıştır. Gerekçesi de Mecliste yapılan görüşmelerde hafta tatilinin Cuma’dan Pazar’a alınmasının en önemli nedeni ekonomidir. Avrupa devletleri ile aynı dönemlerde tatil yapmanın zorunluğu olduğu vurgulanmıştır. Avrupa’da tatil Pazar günü olduğunda ticari ilişkilerimizde güçlük oluşmaması nedeniyle tatilin Cuma’dan Pazar’a alındığı TBMM tutanaklarında mevcuttur.

Çalışma hayatına yönelik ilk hukuksal düzenlemeler arasında tatil günleri gelmiştir. Günümüzde tatil hakkının tanınmasının birkaç temel nedeni vardır;

Çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması

Ülkedeki milli ve dini birliğin oluşturulması

İktisadi yapının düzenlenmesi

Çalışanların iş dışında farklı uğraşlara yönlendirme

Çalışanların sosyal çevreye uyumu.

Hafta tatiline hak kazanabilmek içinişçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verilir.

Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir.

Şu kadar ki;

a) Çalışmadığı halde kanunen çalışma süresinden sayılan zamanlar ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan tatil günleri,

b)(Değişik: 4/4/2015-6645/35 md.) Ek 2 nci maddede sayılan izinsüreleri,İlgili madde açacak olursak, İşçiye; evlenmesi veya evlat edinmesi ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü hâlinde üç gün, eşinin doğum yapması hâlinde ise beş gün ücretli izin verilir. İşçilerin en az yüzde yetmiş oranında engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğunun tedavisinde, hastalık raporuna dayalı olarak ve çalışan ebeveynden sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla, bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar ücretli izin verilir.

c) Bir haftalık süre içinde kalmak üzere işveren tarafından verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen hastalık ve dinlenme izinleri,

Çalışılmış günler gibi hesaba katılır.

Zorlayıcı ve ekonomik bir sebep olmadan işyerindeki çalışmanın haftanın bir veya birkaç gününde işveren tarafından tatil edilmesi halinde haftanın çalışılmayan günleri ücretli hafta tatiline hak kazanmak için çalışılmış sayılır.

Bir işyerinde işin bir haftadan fazla bir süre ile tatil edilmesini gerektiren zorlayıcı sebepler ortaya çıktığı zaman, 24 ve 25 inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebeplerden ötürü çalışılmayan günler için işçilere ödenen yarım ücret hafta tatili günü için de ödenir.

Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde hafta tatili ücreti işverence işçiye ödenir.

KAYNAKÇA

4857 Sayılı İş Kanunu

Önder Deniz,”Cumhuriyet Döneminde Tatil Kavramı ve 1935 Tarihli Ulusal Bayram Ve Genel Tatiller Kanunu” Makalesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

160X600