KÜRTAJ KADININ TERCİHİDİR

Eğitim Sen Malatya Şubesi Kadın Sekreteri Songül Canpolat, son günlerde sıkça tartışılan "Uludere,Kürtaj,Sezaryen,Roboski" konularıyla alakalı bir basın açıklaması yaptı...

30 Mart 2013 Cumartesi 23:57
KÜRTAJ KADININ TERCİHİDİR
banner83
 ULUDERE/ROBOSKİ, KATLİAM

Hükümete Sesleniyoruz:
Kadının Bedeninden Elinizi Çekin!
Roboski Katliamının Hesabını Verin!


Eğitim Sen Malatya Şubesi Kadın Sekreteri Songül Canpolat, yaptığı basın açıklamasında AKP iktidarının Roboski katliamı ve kürtajın yasaklanması konularındaki tutumlarını kınadı.
Canpolat, basın açıklamasında şunları dile getirdi:

“Uludere’de çoğu çocuk ve genç 35 yurttaşın TSK’ya ait savaş uçaklarından atılan bombalarla hayatlarını yitirdikleri katliamın ardından beş ay geçmesine rağmen, halen tek bir sorumlu açığa çıkarılmadığı gibi, başta İçişleri Bakanı ve Başbakan olmak üzere, hükümet yetkilileri yaptıkları açıklamalarla kamuoyunun vicdanını kanatmaya devam ettiler.

Yaptıkları açıklamalar; empati, adalet, sorumluluk gibi temel insani yetilerden uzaklaşmaya ve öylesine bir insafsızlık boyutuna ulaşmaya başladı ki en sonunda kendilerini destekleyen kişi, kurum ve medya kuruluşlarından dahi eleştiri almaya başladılar. Erdoğan, “Yatıp kalkıp Uludere’yi konuşuyorsunuz”, “Ben Uludere’yi kapattım” demesine rağmen, doğal olarak Roboski (Uludere) konusu kapanmadı. Medyada, basında, kamuoyunda tartışılmaya devam edildi. Devam edildi çünkü ortada Türkiye tarihine en kara lekelerden biri olarak düşecek büyük bir katliam söz konusu idi. Daha kötüsü ise, siyasi olarak sorumluluk sahibi olan hükümet, açıkça özür dilemediği gibi sorumluların yargı karşısına çıkarılması konusunda açık bir isteksizlik sergilemekteydi. Dolayısıyla katliam gündemdeki yerini korumaya devam etti.
Tam da bu ortamda, Başbakan Erdoğan önce sezaryene karşı olduğunu ve kürtajın cinayet olduğunu dile getirdi, ardından da “Her kürtaj bir Uludere’dir” deyerek, katliam tartışmasına bambaşka bir boyut eklemiş oldu.

“Her kürtaj bir Uludere’dir” ifadesinin fütürsuzluğunda Uludere katliamını unutturmak, bu konudaki bütün sorumluluklarından kaçmak, kamuoyunun dikkatini başka yönlere çekmek gibi amaçlar olduğu açıkça görülmektedir ve bunun kabul edilmesi mümkün değildir. Ancak Uludere katliamının unutturulmaya çalışması kadar vahim olan başka bir boyut da kütrajın cinayet, dahası bir katliam olduğu açıklamasıdır. AKP iktidarının, “üç çocuk”la başlayan kadınların bedenleri üzerinde tasarrufta bulunma gayretinin geldiği nokta dehşet vericidir. Kadını değil aileyi korumayı hedefleyen; kadını, annelik ve eşlik sıfatlarından bağımsız bir birey olarak görmeyen AKP iktidarı en son kürtaj hakkında yapmış olduğu açıklamalarla kadın düşmanlığının ve dinsel muhafazakârlığının boyutlarını göstermiştir.

Savaş uçaklarının bombardımanında yaşamlarını yitiren yurttaşlarının yaşam hakkını hiçe sayan, sorumluları açığa çıkarma gayreti göstermeyen hükümetin, kadınların dünyaya getirmemiş olduğu ceninlerin yaşam hakkının peşine düşmesi göz yaşartıcıdır. Uludere ile kürtajı karşılaştırmanın nasıl bir kafa karışıklığının, akıl tutulmasının ürünü olabileceğini tartışmıyoruz.

Kürtajın bir doğum kontrol yöntemine dönüştüğü açıklamasının da akla mantığa sığan yanı yoktur. Ancak kürtajın kadınlar için nasıl bir travma olduğunu bilmeyen birisi, kürtajın bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanıldığını ifade edebilir. Bu nedenle bu ifadeyi de tartışmaya gerek görmüyoruz.

Çok açık ifade etmek istiyoruz ki, beden kadına aittir ve kürtaj da kadının tercihidir. Buna milliyetçi bir nüfus politikası adına, din adına, sermayenin ucuz işgücü isteği adına ya da devlet adına hiç kimse, hiçbir surette müdahale edemez. Bu nedenle şu an hazırlanmakta olan ve kürtaja sınırlama getireceği dile getirilen bir düzenlemeyi kabul etmediğimizi, etmeyeceğimizi başından bildiriyoruz.

Kürtaja getirilecek bir yasaklamanın Başbakanın pek önemsediği nüfus artışına yol açmayacağı; ama kadın cinayetlerine yenilerini ekleyeceğini, başta Başbakan olmak üzere bu konuyu gündeme getirenler ve yasayı hazırlayanlar iyi biliyor olmalılar. Kürtaj yasağının ardındaki esas etmenin, kadınların bedenlerinin ve cinselliklerinin daha fazla denetim altına alınmasından başka bir şey olmadığı çok açıktır.

Kadınlar, bedenlerinin ve cinselliklerinin üzerindeki ataerkil denetime karşı çıkmak için uzun yıllara yayılan bir mücadele verdiler. Şimdi elde ettikleri hakları geri almaya çalışmak, üstelik bu kadın düşmanı cinsiyetçi politikayı, milliyetçi, argümanlarla yürütmek, hele de Uludere gibi bir katliamı örtbas etme gayretinin aracı haline getirmek, ne siyasete, ne etiğe ve ne de insanlığa sığar.

KÜRTAJ KADINLARIN TERCİHİDİR
ULUDERE/ ROBOSKİ KATLİAMDIR
KÜRTAJ DEĞİL, ESAS KÜRTAJIN YASAKLANMASI CİNAYETTİR!
GÜVENLİ KÜRTAJ HAKKI, KADINLARIN KENDİ BEDENLERİ ve DOĞURGANLIKLARI ÜZERİNDE KARAR VERME HAKKININ VAZGEÇİLEMEZ BİR PARÇASIDIR!”

Sultan KILIÇ sultankilic44@hotmail.com


banner143

    Yorumlar

TÜMÜ Yazarlar
Hava Durumu

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv