Hiçbirimiz savaş istemiyoruz

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, "Hiçbirimiz savaş istemiyoruz, ancak Suriye'de zaten bir savaş var. Eli kanlı bir diktatör kendi halkını öldürüyor" dedi.

30 Mart 2013 Cumartesi 23:57
Hiçbirimiz savaş istemiyoruz
 Bakan Bağış, bugün Almanya'nın başkenti Berlin'de Ekonomi ve Teknoloji Bakanlığı'nda "Türkiye ile İletişim: Türkiye İmajı ve AB Üyeliği" sloganıyla düzenlenen Türkiye-AB KİK toplantısına katıldı.

Almanya Türk Toplumu (TGD) Genel Başkanı Kenan Kolat'ın, sünnetle ilgili mahkeme kararını hatırlatarak, ancak bu kararın temyiz yolunun açık olduğunu söylemesi üzerine, buna rağmen böyle bir kararı kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirten Bağış, şöyle konuştu:

"Gerçekten de bu mahkeme kararını anlamakta ve algılamakta zorlanıyorum. Sünnete 'yaralama suçu' demek en basit tabiriyle cahilliktir, gaftır. Bu bizim için mahkeme salonlarında tartışılmayacak kadar kutsal, değerli bir konudur. Bu din ve vicdan özgürlüğü meselesidir. Eğer Alman yargıçların bu konuda bir algılama sorunu varsa, biz Türkiye'den fenni sünnetçiler gönderip, onlara sünnet eğitimi verebiliriz. Bu konuda bir müttefik ve dost ülke olarak, her türlü katkıda bulunmaya hazırız. Ama bu konuda oldu bittiyi kabul etmemiz mümkün değildir. Böyle bir konuda bir oldu bittiyle din özgürlüğünün, vicdan özgürlüğünün, bireysel tercihlerin kısıtlanmaya çalışılması, Almanya gibi AB'nin güçlü ülkelerinden birine yakışmıyor. İnşallah dediğiniz gibi bu karar değişir, bir oldu bitti olmaz, biz de 'Oldu da bitti Maşallah, damat olur İnşallah' der, geçeriz."

Bir Alman sendikacının, Türkiye'deki gelişmelerin olumlu olmasına rağmen, yaklaşık 70 sendikacının gözaltına alınması konusunda ne düşündüğünü sorması üzerine de Bağış, yargının bağımsız olduğunu ve bu kişileri neyle suçladığını bilmediğini, bu nedenle bu konuda fazla bir yorum yapamayacağını söyledi.

Kendisinin de bir zamanlar sadece "Millet neyse, vekili de o olmalıdır" şeklinde bir söz söylediği için yargılandığını hatırlatan Bağış, bunun askeri zihniyetle hazırlanan 1980 anayasasının bir sonucu olduğunu, kendisinin her zaman yargının AB standartlarına uygun olarak reforme edilmesinden yana olduğunu söylediğini ifade etti.

Bağış konuşmasında, Suriye'de yaşananlara da değinerek, "Hiç birimiz savaş istemiyoruz, ancak Suriye'de zaten bir savaş var. Eli kanlı bir diktatör kendi halkını öldürüyor" dedi.

Suriye'li mültecilerin yaşadığı kamplara yaptığı bir ziyaret sırasında, oradaki insanların Türkiye'de çok büyük bir misafirperverlik ve sıcaklık gördüklerini söylediklerini anlatan Bağış, insan haklarının savunucusu olmakla övünen diğer Avrupa ülkelerinin yardımlarının ise yetersiz olduğunu ve bu konuda bu ülkelerden de daha fazla destek beklediklerini söyledi.

Vize muafiyeti konusu

Bakan Bağış konuşmasında, AB ile vize muafiyeti konusunda başlatılan müzakerelere de değinerek, "Şu anda biz vizede tarihi bir eşiği aştık. Ama bu demek değil ki her şey bitti. Aksine, her şeyin yeni başladığı ve artık mutlu sona yaklaşırken üzerimizdeki yükün de karşılıklı olarak arttığı bir dönemdeyiz. O yüzden sizlerden ricam, bu zamana kadar fedakarca ve cesurca yaptığınız girişimleri aynı kararlılıkla devam ettirmeniz, sesinizi daha da yükseltmenizdir. Bu iş bittiğinde, yani hakkımız olan vize muafiyetini elde ettiğimizde artık 'gurbetçi' tabiri de tarihe karışacak, hasretler sona erecek, Almancısı, Anavatan'ı bir arada kardeşliğini doyasıya yaşayacaktır" diye konuştu.

Berlin'deki toplantıya katılabilmek için bile heyetinden herkesin vize almak zorunda kaldığını, Türkiye'de böyle bir toplantı düzenlenmesi durumunda ise yabancıların Türkiye'ye rahatlıkla girebildiğini belirten Bağış, bunun adil olmadığını ve Türk vatandaşlarının da Avrupa'da özgürce dolaşabilmesi gerektiğini söyledi.

Geri kabul anlaşması

TGD Genel Başkanı Kolat'ın, vize muafiyeti müzakerelerinin Geri Kabul Anlaşmasından ayrı ayrı ele alınması gerektiğini düşündüklerini, aksi takdirde kazanılmış hakların kaybedilebileceği endişesini taşıdıklarını ifade etmesi üzerine de Bağış, "Geri kabul anlaşmasında vize konusunda kazanılmış haklara yönelik herhangi bir madde yok. Bu konu sıkça dile getiriliyor. 'Türkiye vize muafiyeti müzakerelerine başlamakla elde edilmiş, kazanılmış haklarından feragat ediyor' deniliyor. Ben size bir soru sormak istiyorum. Türkiye'den buraya vizesiz gelebilen herhangi bir kişi var mı- Hangi kazanılmış hak, böyle bir hak varsa, kullanan da varsa bilip, gidip elini öpeyim. Maalesef yine iğneyi kendimize batırmak zorundayız. 80 darbesinin vizyonsuz yöneticileri, Türkiye'nin bahsettiğiniz 63 Ankara Anlaşması'nda, 74 Katma Protokol'de elde ettiği o haklardan feragat etmişlerdir. Askeri zihniyetin, darbeci zihniyetin memlekete attığı kazığı biz hala burada çıkarmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

Türk hükümetinin, Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamasını kaldırmak için çaba harcadığını kaydeden Bağış, "Benim 75 milyon insanım AB'ye girebilmek için vize almak zorunda. Vize başvurusu yapmak için ayrı bir harç yatırmak zorunda, vizeyi alabilmek için ayrı bir harç yatırmak durumunda. Tapusundan, bordrosundan çalışma evraklarından, komşusunun iyi hal kağıdından, neredeyse kayın validesinin göbek adına kadar, her türlü soruya cevap vermek zorunda. Böyle bir saçmalık olabilir mi- Bizim bunu bir şekilde ortadan kaldırmamız lazım. Bunun için de AB ile bir süreci başlattık. Bu sürecin içerisinde hiçbir şekilde bizim haklardan feragat etmemiz sözkonusu değildir" dedi.

Vize muafiyet belgesine de değinen Bağış, "Vize muafiyet belgesini almak vize almaktan çok daha zor. Hiç kimse gidip onunla uğraşmak istemez. Çocukların bile güleceği bir uygulamayla karşılaştık. Ben pragmatik yaklaşmaktan yanayım. Ortada bir sorun var, ortada bir hukuksuzluk var. Ortada bir mantıksızlık var ve maalesef mantıkla duyguların iç içe geçtiği bir süreç var. Avrupa'da yaşanan ekonomik krizden dolayı korkular ve endişeler var. Bunları gidermek durumundayız. Avrupa'nın da, Geri Kabul Anlaşmasıyla ilgili Türkiye'nin sınırlarının güvence altına alınması talebi var. Türkiye'ye daha az yasa dışı göçmenin gelmesi ve dolayısıyla Avrupa'ya da daha az gelmesi talebi var. Bu benim çıkarlarıma ters düşen bir şey değil ki. Eskiden Türkiye transit ülkeydi. Artık bir hedef ülke oldu" diye konuştu.

Türkiye'nin bölgesinde bir cazibe merkezi haline geldiğini kaydeden Bağış, "Türkiye'ninde kendi sınırlarını güvence altına alması lazım. Bir de terörle mücadelemiz var. AB standartlarında sivil bir güvenlik teşkilatının kurulmasının bana bir zararı yok. Tam tersine. Veyahut da ülkeme gelen yabancılar için bir takım mülteci merkezlerinin kurulmasının, onlara insani koşullarda barınak sağlanmasının benim ülkem için bir zararı yok" dedi.

Bu durumun maliyeti olsa bile, vatandaşlara hizmetten geri kalamayacaklarını ifade eden Bağış, "Sonuçta hedefimiz 75 milyon Türk'ün, diğer tüm aday ülke vatandaşları gibi AB ülkelerine vizesiz gidip gelebilmelerini sağlamaktır" diye konuştu.

Bakan Bağış, "Biz terörle mücadele eden bir ülkeyiz. Bakın bu sabah ülkemizden yine şehit haberleri geldi. Aynı Türkiye Cumhuriyeti'nin terörle mücadelede gösterdiği kararlılığı AB ülkelerinden, müttefiklerimizden, dostlarımızdan bekliyoruz" dedi.

"Bir yandan NATO üyesi olarak, birbirimizin güvenliğinden sorumlu olduğumuzu ilan edeceğiz" diyen Bağış, öte yandan, bir terör örgütünün, Türkiye gibi önemli bir müttefikin vatandaşlarına, askerlerine, polislerine saldırıları karşısında, müttefik ülkelerin daha aktif bir çaba içerisine girmesi gerektiği vurgulamak durumunda olduğunu belirtti.

AB üyesi ülkelerde terör örgütünün farklı isimlerle, şantajla, tehditle para topladığını bildiklerini ifade eden Bağış, "Ama işin acı tarafı benim vatandaşımı mermilerle, kurşunlarla öldüren PKK, AB ülkeleri vatandaşlarını, gençlerini de öldürüyor. Sizin gençlerinizi de uyuşturucuyla öldürüyor. Çünkü Avrupa'nın en geniş uyuşturucu ağı PKK'nın kontrolündedir. İnsan kaçakçılığında şu anda Avrupa'nın bizimle müzakerelerde açıkça dile getirdiği yasa dışı göçle mücadele konusunda aslında insan kaçakçılığının en büyük rantını PKK elde etmektedir. Bu yüzden terörle mücadelede mutlaka birlikte hareket edilmesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye, El Kaide konusunda, diğer terör örgütleri konusunda nasıl Avrupalı müttefikleriyle yakın bir işbirliği içerisindeyse PKK konusunda da bütün müttefiklerimizin koşulsuz, amasız, fakatsız, keşkesiz Türkiye'nin yanında olmasını bekliyoruz. Bu da bizim en doğal hakkımızdır" diye konuştu.

KİK toplantısının, 3 milyonun üzerinde Türkün yaşadığı Almanya'da düzenlenmesini de son derece anlamlı bulduğunu kaydeden Bağış, "Atalarımız, 'Danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış' demişler. AB sürecinde de istişare kanallarını her zaman açık tutan ve bu sayede dağı aşma kararlılığı gösteren Türkiye ile danışmadan, başına buyruk, keyfi kararlarıyla Türkiye'nin müzakere sürecini engellemeye çalışanların mücadelesini yaşadığımız bir dönemdeyiz. Buradaki manzara da gösteriyor ki bu mücadeleden aklı selim ve istişareden yana tavır koyan Türkiye kazançlı çıkacak, ülkemizin AB üyelik sürecini engellemeye çalışanlar hayal kırıklığına uğrayacaktır" şeklinde konuştu.

AB sürecinin önündeki en büyük engel olarak önyargıları gördüğünü belirten Bağış, bunların aşılmasında hükümetler ve parlamentolar arasındaki müzakerelerin yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının çabalarının son derece önemli olduğunu, sade vatandaşlar arasındaki iletişimin AB üyelik sürecine en önemli katkıyı yaptığını söyledi.

Merkel'e dostluk çağrısı

Bakan Bağış, Alman Milli Takımının Türk kökenli oyuncusu Mesut Özil'e kendilerinin de büyük bir hayranlık duyduğunu ve Türk Milli takımına gol atmadığı sürece her attığı gole sevindiklerini ifade ederek, "Bakınız Almanya ile Yunanistan arasında oynanan Euro 2012 çeyrek final maçından sonra Bayan Merkel, futbolcuları tebrik etmek üzere soyunma odasına iniyor ve Mesutumuza diyor ki 'Senin en büyük hayranların arasındayım.' Ben de buradan Bayan Merkel'e diyorum ki gelin bu hayranlığı dostluğa dönüştürelim. Siz nasıl Mesut'un başarılı performansını hayranlıkla izliyorsanız, Almanya'nın Türkiye'nin AB sürecine ve vizelerin kaldırılmasına vereceği desteği de biz hayranlıkla izleyelim" şeklinde konuştu.

Katılım müzakereleri devam ettiği halde, Avrupa'da Türkiye'ye ilişkin, Türkiye'de de AB ile ilgili olarak bazı iletişim, algılama ve anlayış sunumlarıyla zaman zaman yanlış anlamaların olduğunu da gördüklerini belirten Bağış, Türkiye'nin öncelikli hedefinin AB üyeliği olduğunu, Türkiye'yi bu yolda engellemeye çalışan çevrelerin de bulunduğunu, ancak Türk milletinin daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük ve daha fazla adalet istediğini, bunu da hak ettiğini kaydetti.

Bağış, Türkiye'nin eski Türkiye olmadığını, hala eksiklikleri bulunmasına rağmen, çok büyük ölçüde geliştiğini belirterek, AB'nin Türkiye'yi bünyesine dahil ederek "kıtasal bir birlikten global bir birliğe dönüşeceğini" söyledi.

"Türkiye'de Avrupa'nın en reformcu hükümeti görev yapmaktadır"

Bakan Bağış, Türkiye'de günümüzde çok dinamik bir hükümetin bulunduğunu da ifade ederek, "Türkiye'de Avrupa'nın en reformcu hükümeti görev yapmaktadır. Reform konusunda Avrupa'da ben şu anda Türkiye'dekinden daha hızlı bir hükümet göremiyorum" dedi.

Türkiye'nin sayısız Avrupa kuruluşuna ve NATO'ya diğer birçok ülkeden daha önce üye olduğuna işaret eden Bağış, "Bu bağlamda samimiyetle ifade etmek isterim ki AB'nin 'genişleme yorgunluğundan' ziyade yeni 'genişleme dalgalarını' konuşması, bunları tartışması daha isabetli, daha anlamlı bir yaklaşım olacaktır" diye konuştu.

Bağış, Avrupa genelinde Türkiye ile ilgili olarak yeni bir bilinç geliştirilmesi gerektiğini, kendilerine ayrımcılık yapılmasını kabul edemeyeceklerini kaydederek, artık pragmatik olunması gerektiğini, Türkiye'nin dinamik ve büyüyen ekonomisiyle Avrupa'ya büyük fayda sağlayabileceğini söyledi.

Bakan Bağış, Türkiye'de gittikçe gelişen dil ve din özgürlüğüne de dikkat çekerek, AB'nin daha da gelişen pazarlara ve bu bağlamda Türkiye'ye de ihtiyacı olduğunu sözlerine ekledi.

Toplantıya Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu ile Türk sivil toplum kuruluşu temsilcileri de katıldı.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    Bumerang - Yazarkafe


    haberler
    Hava Durumu

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv