Çelik: CHP, Türk Demokrasisi Açısından Maalesef Bir Utanca İmza Atmıştır

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu'nun AB Dışişleri Bakanları’na Şikâyet Mektubu hakkında bir basın açıklaması yaptı..

30 Mart 2013 Cumartesi 23:58
Çelik: CHP, Türk Demokrasisi Açısından Maalesef Bir Utanca İmza Atmıştır
banner83
 "CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sn. Faruk Loğoğlu, 16 AB Dışişleri Bakanı’nın yayınlamış olduğu, Türkiye’nin yüksek prestijinin altını çizen, “AB ve Türkiye: Birlikte Daha Güçlü” makalesine cevaben kaleme aldığı 2 Temmuz 2012 tarihli şikâyet mektubu ile Türk siyasetinin temel sorunlarından birini gözler önüne sermektedir: ciddi ve inandırıcı bir muhalefet eksikliği.

AB Dışişleri Bakanları, Türkiye’nin geldiği güçlü noktayı teslim eden stratejik bir bakış ortaya koymuşlardır. Buna karşılık, Sn. Loğoğlu, örneği daha önce görülen bicimde, Türkiye’nin prestijinin teslim edilmesinden rahatsızlık duymuştur.

AK Parti’nin milletten aldığı desteği siyasi tarihimizde görülmemiş şekilde her seçimde yükselttiği 2002 yılından bu yana, hükümetimizi farklı şekillerde, özellikle parçası olduğumuz özgür dünyada farklı iddialarla şikâyet etme girişimleri devam etmektedir. AK Parti’nin gizli ajandası olduğu yönünde başlayan propagandalar, baş döndürücü bir hızla başlayan AB reform süreci ve daha önce görülmemiş ölçüde yaşanan demokratik iyileştirmelerle çürütülmüştür.

Sn. Loğoğlu Türkiye’yi şikâyet eden mektubunda, sanki sekiz muhalefet mensubu milletvekili meclisten hapishaneye götürülmüş havası yaratmaya çalışmaktadır. CHP’nin seçimde aday gösterdiği ve meclise girmeye hak kazanan isimler, Türkiye’de, Hükümeti meşru siyasi yöntemler dışında, bir cunta oluşumuyla, askeri darbeyle yıkmaya kalkışmak suçundan yargılanmaktadır. Yargı süreci devam etmektedir ve sonuçlanana kadar kimse suçlu ilan edilemez. Fakat yargı surecinin Hükümetle bir alakası olmadığı da açıktır. Esas olarak CHP, 12 Haziran 2011 seçimleri öncesinde tutuklanmış olan bu isimleri aday göstererek bu krizin ortaya çıkmasında başrol oynamıştır.

Yine CHP’nin gerçekleri çarpıtarak kullandığı, ifade ve basın özgürlüklerinin kısıtlanması bağlamında “tutuklu gazeteciler” konusu bir diğer kara propaganda aracıdır. Adalet Bakanlığı, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformunun hazırlamış olduğu liste üzerinde yaptığı çalışma ile “tutuklu gazeteci” olarak nitelendirilen isimlerin meslekten olmadığını; sayılan isimler arasında sadece 6 kişinin basın kartı sahibi olduğunu belirlemiştir. Ayrıca yargılama süreçleri ve listedeki isimlerin aldığı hükümler ile isnat edilen suçlar dikkate alındığında, listedeki hiç bir ismin, gazetecilik faaliyeti  üzerinden yargılanmadığı görülecektir. Bu kişiler gazetecilik faaliyetiyle ilgisi olmayan suçlardan yargılanmaktadır.

Türkiye, tarihten gelen yapısal sorunları süratle geride bırakmaktadır; hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu, yargının bağımsız olduğu ve özgür hukukçuların deliller ışığında davaları takip ettiği bir ülkedir. Sn. Loğoğlu’nun devletin yasama ve yargı organlarını kontrol etmekle itham ettiği AK Parti ve onun Genel Başkanı, Başbakanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan dâhil yönetici kadrosu, bu ülkede mahkemeye ve hatta cezaevine yolu en çok düşen kesim olmuşlardır. Ayni dönemlerde ise CHP "militan yargı" ve "post-modern darbelerle" işbirliği içinde olmuştur.

Türkiye artık CHP ile özdeşleşmiş "militan yargı" düzenini geride bırakmıştır. AK Parti’nin hedefi kimsenin görüş ve düşüncelerini ifade ettiği için yargılanmadığı bir Türkiye’dir. Ülkemizde, özgürlükçü bir anayasa ve kapsamlı yargısal reform yapma çabası içinde olan en güçlü irade AK Parti iktidarıdır.

AK Parti, 10 yıldır devam eden karalama ve jurnalleme kampanyalarına rağmen, Türkiye’ye yönelen tehditleri demokratikleşme, hukukun üstünlüğü ve özgürlüklerin artırılması ile bertaraf ettiği için varoluşunu demokratik bir Türkiye'nin teminatı kılmıştır.

Bu süreçte kendi hezeyan ve siyasi erozyonlarından dolayı kara propaganda ile ülkemizi yabancılara şikâyet eden ana muhalefet partisi CHP, Türkiye’nin gerçeklerini görmekten aciz olduğunu göstermektedir.

AK Parti’nin samimiyetini ve somut icraatını gören milletimiz bu çabaları takdir etmeye devam edecektir. Kendi halkının bu takdirini sığ muhalefet algısı ile anlamayı başaramayan zihniyetin, AB Dışişleri Bakanları tarafından kaleme alınmış ve  hakkı teslim etme niteliğinde olan makaleyi doğru okuması beklenmemelidir. Görülen odur ki, 16 AB Dışişleri Bakanlarının “Türkiye komşularına büyüyen orta sınıfıyla laik ve demokratik bir ülke için ilham veriyor.” cümlesi gibi yaklaşımlar CHP’yi son derece rahatsız etmiştir. Ancak, AK Parti iktidarları ile yükselen "Güçlü Türkiye" imajından rahatsız olanların beyhude karalama kampanyaları ne ülkemizde ne de uluslararası camiada karşılık bulmayacaktır. Başarısız muhalefet geleneğini sürdürmekte olan CHP, Türk demokrasisi açısından maalesef bir utanca imza atmış, bu şikâyet mektubu da bir siyaset ve demokrasi vizyonsuzluğu olarak tarihe geçmiştir."
banner143

    Yorumlar

TÜMÜ Yazarlar
Hava Durumu

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv