29.06.2012 - Avrupa ve Alman basınından özetler

Avrupa basınının ağırlıklı konuları, AB Zirvesi, ABD Başkanı Obama’nın sağlık reformuna onay çıkması ve UEFA EURO 2012.

30 Mart 2013 Cumartesi 23:57
29.06.2012 - Avrupa ve Alman  basınından özetler
 AB devlet ve hükümet başkanlarının, Euro’nun içinde bulunduğu krize çözüm aradığı iki günlük zirve dün başladı. Ekonomik büyümenin teşviki için acil olarak 120 milyar euro kaynak temin edilmesi konusunda liderler arasında varılan uzlaşma ise bu sabahın erken saatlerinde gerçekleşti. O yüzden varılan uzlaşma gazetelerin bu sabahki baskılarına yetişmedi. İsviçre’den Neue Zürcher Zeitung adlı gazetenin, AB’nin kriz zirvesi bağlamındaki durum saptamasıyla başlıyoruz basın turumuza:

“Bu hayalet geminin dümenini kırmak için kaptan köşkünde yine bir dümencinin durması gerek. Brüksel’de ilerleme kaydedilmesi, ancak Paris ve Berlin’in sıkı işbirliği içinde olması sayesinde mümkün olabilir. Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana, iki ülke arasındaki işbirliği durakladı. François Hollande kendi imajına ve çizgisini kamuoyunda belirginleştirmeye öncelik verdi. Ancak kazandığı popülerliği Atina veya Roma’da işine yaramayacaktır. Ekonomisi sallanmaya aday ülkeler arasında ağır sikletlerden Fransa ve İtalya, gerçek yapısal reformlar yaparak, kurtarılmak, başkalarını, başta da Almanya’yı beklemediklerini kanıtlamak zorunda. Krizde en fazla ezilenler, kendi kaderlerinin sorumluluğunu kendi ellerine almadıkça, Euro’ya güven de geri gelmeyecek.”

ABD'de Yüksek Mahkeme'nin, Barack Obama yönetiminin en önemli reformlarından biri olan sağlık reformunu anayasaya uygun bularak onaylaması da basında geniş yer alıyor. İspanya'dan sol liberal çizgideki El País gazetesinin bu sabahki yorumu şöyle:

“Çoğunluğu muhafazakâr olan yargıçlar, sağlık reformunun en önemli maddelerini onayladı. Bu, Başkanlık seçimlerine beş aydan kısa bir süre kala Barack Obama için bir zafer. ABD bugüne kadar, tüm toplumu kapsayan sağlık sigortası sisteminden yoksun bir avuç zengin ülkeden biriydi. Bu şimdi değişecek. Roosevelt’ten bu yana tüm Demokrat Başkanlar, reform yapmaya çalışmış ancak hiçbiri başarılı olamamıştı. Başkanlık yarışında Obama’nın rakibi olan Mitt Romney ise seçimleri kazandığı takdirde reformu iptal edeceğini açıkladı. Cumhuriyetçi aday, seçim kampanyasında sağlık reformunu bir çeşit ek vergi olarak sunmayı hedefliyor.”

İtalyan basını ise, UEFA Euro 2012’de dün akşam Almanya'yı 2-1 yenerek, finale yükselen milli takımını kutluyor. Gazzetta dello Sport, Almanya’nın İtalya’yı büyük turnuvalarda hiç yenemediğini hatırlatıyor:

“Almanya yine mağlup oldu. İtalya Süper Mairo ile coşuyor. Balotelli’den şov ve Almanlar çöktü. Almanya Gök Mavililerin gücüne teslim oldu. Balotelli'den iki harika gol geldi ama tüm takım harika bir performans sergiledi. Şimdi sıra İspanyollarda.”

Corriere dello Sport gazetesinde de şu satırları okuyoruz:

“İtalya Almanya’ya ağır bir futbol dersi verdi. Balotelli’nin ikilik paketi tam anlamıyla harikaydı ve Gök Mavilileri, favori İspanya’nın rakibi olarak finale taşıdı. İki yıl önce uğranılan hezimetten sonra milli takımda devrim yapan teknik direktör Prandelli, şimdi birkaç gün öncesine kadar erişilemez gözüken bir sonuca gözünü dikmiş durumda.”

Corriere della Sera, birçok Alman taraftar gibi "Alman Milliler nasıl oldu da bu kadar zayıf kaldı?” sorusuna yanıt arıyor:

“İtalya, beklemediği kadar güçlü bir takıma boyun eğen Almanya’yı evine gönderdi. Almanya, tüm grup maçlarından galip çıkmıştı, oyuncuların dinlenmek için fazladan iki günü vardı. Ancak yine de takım çözüldü ve kimse bunun neden olduğunu anlayamıyor. Prandelli, iyi oynayan ama gol atamayan bir İtalya tabusunu yıktı ve harika bir takım oluşturdu.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Aydın Üstünel

Editör: Murat Çelikkafa

ALMAN BASININDAN ÖZETELER

Brüksel'deki Avrupa Birliği zirvesi, Alman basınında ağırlıklı olarak yorumlanan konuların başında geliyor.

Almanya’nın en çok satan gazetesi Bild Avrupa Birliği zirvesiyle ilgili yorumunda şu satırlara yer veriyor:

“Zirvede ortalık toz duman olana kadar mücadele ediliyor. Daha fazla ödeyemeyecek olan cazırtıyı kopartıyor: Dayanışma! Almanya’yı bu konuda uyarmaya gerek yok. Alman dayanışmasını Euro bazında ölçmek mümkün. Şimdiye kadar bu dayanışmanın tutarı havale formları, teminat veya kefalet şeklinde 310 milyarı buluyor. İyi de o zaman Euro çatısı neden tutuşuyor? Tutuşuyor, zira dayanışma Avrupa’ya yabancı bir kelime. Yunanistan’ın Euro’ya sessizce dâhil edilmesi dayanışmanın tam tersiydi. Bu, tek kelimeyle dolandırıcılıktı. Bankalar baştan savma iş yaparken, borçlar kontrolden çıkarken, Avrupa’da hiç kimse şimdi bu yüzden zor duruma düşen komşusunu düşünmüyordu. Ortak hareket etme bilinci ve dürüstlük konusundaki bu eksiklik şimdi Avrupa’yı tahrip edebilecek patlayıcı maddelerdir. Şimdi dayanışma talebinde bulunuluyor. Ne var ki dayanışma, borçlu ülkeler için el avuç açmak değil, icraat ve feragat anlamına gelmeli. Dayanışma tek yönlü olmaz.”

Münih kentinde yayımlanan Münchner Merkur gazetesinin AB zirvesiyle ilgili yorumu ise şöyle:

“Başbakan Angela Merkel borç krizinin çözümüne sunduğu katkı nedeniyle suçlamalar ve hakaretler değil, teşekkür almalıydı. Avrupa’nın muhteşem dörtlüsü, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Euro Grubu Başkanı Jean-Claude Juncker, AB Konseyi Başkanı Herman van Rompuy ve Avrupa Merkez Başkanı Mario Draghi'nin kurtarıcıyı sefaletin sorumlusu olarak göstermesi bir küstahlık. Hele hele tam da Berlin’de, Federal Meclis'te Euro İstikrar Mekanizması adı altındaki kendi kendini imha anlamına gelen yasasının onaylandığı gün… Başbakan 700 milyarlık şemsiyeyi alternatifsiz olduğu gerekçesiyle savunuyor ve bir açıdan da gerçekten öyle: Berlin Euro kurtarma projesini bugün feshetse, değeri bir milyar euronun üzerindeki tazminatlar Berlin'in üzerine kalır. O yüzden devlet iflası durumu sürüncemede kalmaya devam ediyor ve federal hükümet para kurtarmak için para harcamaya devam ediyor.”

Mitteldeutsche Zeitung gazetesinin yorumunda şu görüşler yer alıyor:

“François Hollande’ın Angela Merkel’e, Merkel’in de Hollande’a ihtiyacı var. Hollande, kriz içindeki Güney Avrupa’nın avukatı, ama aynı zamanda Merkel’in güneydeki tercümanı konumunda. Ancak her ikisinin eski ahbaplığa dönüş yapması ve yeni üyelere kapılarını açması mümkün görünmüyor. Polonya, kendisini istikrar politikaları açısından çoktandır bir Kuzey Avrupa ülkesi olarak nitelendiriyor. Ülkenin Dışişleri Bakanı Radek Sikorski, Avrupa’nın geleceğine ilişkin çok cesaretli önerilerde bulunuyor. Bu anlamda yaşlı Avrupa’nın genç Avrupa’dan öğreneceği çok şey var.”

Braunschweiger Zeitung ise AB Zirvesi çerçevesinde şu görüşleri yorum sütununa taşımış:

“Avrupa’nın gücünü aşmayan standartlarda yaşaması gerekir. Sağlam devlet finansmanı ve ekonominin rekabet gücünde olması, kalıcı refah için olmazsa olmaz şartlardan. Bunun için de Avrupa’nın, mutlak uyulması gereken ve ihlal edildiği durumlarda şikayet mekanizmalarının da açık olduğu belirgin kurallara ihtiyacı var. Başbakan Merkel’in tavizsiz politik çizgisi, orta ve uzun vadede pek çok şeyi harekete geçirecektir.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar / Ercan Coşkun

Editör: Ercan Coşkun

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hava Durumu

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Arşiv