28.06.2012 - Avrupa ve Alman basınından özetler

Fransa’nın başkenti Paris’te çıkan Le Monde bugün başlayacak olan liderler zirvesine ilişkin şu yorumu yapıyor:

30 Mart 2013 Cumartesi 23:57
28.06.2012 - Avrupa ve Alman basınından özetler
 "Bu zirveyi Euro'nun kurtuluşu için son fırsat olarak nitelendirip kendimizi gülünç duruma düşürmeyeceğiz. Neredeyse üç yıldır Avrupalılar zirve üzerine zirve yapıyor, bu zirveler hiç belirleyici olmadı. Üzerinde uzlaşılan çözümler de aynı şekilde. Bugüne kadarki kriz yönetimi, sanki ziraî ürünlerin taban fiyatları belirleniyormuş gibi, sürekli pazarlıkla geçti. Fakat şimdi çözümün bir nevi başlangıcı olabilecek genel bir plan geliyor masaya. Bu plan, Euro Bölgesi için bir bankalar ve bütçeler birliğinin çerçevesini çiziyor. Gidişatın yönü doğru.”

İspanya’da yayımlanan Expansión adlı ekonomi gazetesi, mali kriz ile mücadele eden Avrupa Birliği’nin durumunu mercek altına alıyor:

"Avrupa iki cephede mücadele ediyor. İlk muharebe Birlik’in kendi içinde. Bir yanda prensiplerinden ödün vermeyen Almanya, diğer yanda ise daha fazla dayanışma gösterilmesini talep eden Fransa, İtalya ve İspanya gibi ülkeler bulunuyor. İkinci muharebe de finans piyasalarına karşı, zira piyasalar siyasi liderlerin yeteneksizliği yüzünden Avrupa projesine güveni kaybettiriyor. Brüksel’deki zirve de pek iyimserlik yaymıyor. Görünüşe göre liderlerin buluşmasında, kapsamı yetersiz bir kalkınma planı kararlaştırılacak. Euro Bölgesi’nin geleceği ile ilgili diğer tüm konular ileriye atılacak. Bu, yatırımcının, lideri olmayan ve batma tehlikesi ile karşı karşıya kalan bir projeye tekrar güven duymalarını sağlamak için çok yetersiz.”

Hollanda'dan de Volkskrant ise Euro kurtarma şemsiyesi olarak da adlandırılan Avrupa Malî İstikrar Mekanizması’nın daha da genişletilmesini talep ediyor:

"Para birliğinin işleyebilmesi için yetkilerin bir merkezde yoğunlaşması gerekiyor. Ancak Avrupalı halklar, egemenliklerini yitireceklerinden korkuyor. Ancak bu ikilemi çözmek bugüne kadar pek mümkün görünmüyor. Bu yüzden de kıtanın güneyindeki sorunlu ülkelere mali kaynak transferi pek akıcı değil ve sadece reformların ve tasarruf önlemlerinin denetlenebilmesi karşılığında gerçekleşiyor. Dalgalanmalar ancak sorunlu ülkelere daha fazla mali kaynak sağlandığı takdirde yatışabilir. Fakat Euro tahvillerinin siyasi nedenlerle hayata geçirilememesi ve Avrupa Merkez Bankası’nın da sınırsız para sunamaması yüzünden, ortalığı yatıştırmak için başvurulabilecek tek çözüm olarak kurtarma şemsiyesi kalıyor. Hükümet başkanlarının bu fonu büyütmeleri ve yetkilerini genişletmeleri gerekiyor. Ama seçmenlere böyle ufak bir adımı bile satmak zor.”

İsviçre’de yayımlanan Neue Zürcher Zeitung ise Euro krizine ilişkin Almanya’da süren tartışmalara değiniyor yorum sütununda:

"Daha derinden bütünleşmiş bir Avrupa’nın, anayasada değişikliklere gidilmeden mümkün olmayacağı Almanya’da artık herkesin bildiği bir gerçek. Ama tartışmaların asıl odağında, bu değişiklikler için halk oylamasına gidilip gidilmemesi sorusu var. Vatandaşlar görüşlerinin dinlenmesini istiyor, bu talebe kulak verilirse iyi olur. Zira ülkede yavaş yavaş, tehlikeli olabilecek ve gayet savunmaya yönelik bir atmosfer hâkim olmaya başlıyor. Merkel’in kemer sıkmayı ve Avrupa kaynaklı disiplini öne çıkaran çizgisi, çoğunluk tarafından destekleniyor. Ancak aynı zamanda, bir o kadar büyük bir çoğunluk da egemenlik haklarının Brüksel’e kaydırılmasına karşı. Önde gelen siyasetçilerde de buna bağlı olarak bir tedirginlik hâkim. Almanya’nın egemenlik haklarından feragat etmesi, öyle kolay kolay hayata geçirilebilecek bir konu olmayacak.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Aydın Üstünel

Editör: Hülya Köylü

28.06.2012 - Alman basınından özetler

Köln’de bir mahkemenin sünneti yasadışı eylem ilan etmesi ve yaklaşan Avrupa Birliği zirvesi Alman basınından seçtiğimiz yorum konuları.

Mannheimer Morgen gazetesi sünneti yasadışı eylem ilan eden mahkeme kararının saçma olduğu yorumunda bulunuyor:

“Dinî gerekçelerle gençlerin sünnet edilmesine cezaî işlem uygulanması tek kelimeyle saçma. Dünyadaki erkeklerin hemen hemen dörtte biri sünnetli, ABD’de bu oran yüzde 75’i buluyor. Kölnlü hâkimler bunların hepsini adam yaralama kapsamında mağdur olarak ilan etmiş oldu. Almanya’da, sünnetleri bir ritüel olarak ihtiyaç ve dinî ödev olarak gören dört milyonun üzerindeki Müslüman ve Yahudi açısından ise mahkemenin hükmü bir hakaret. Tıbbî gerekçeleri mi bahane etsinler, yoksa yurtdışında doktor aramaya mı çıksınlar? En kötü ihtimalle Federal Anayasa Mahkemesi Köln kentindeki bu zırvalığı düzeltmek zorunda.”

Kölner Stadt-Anzeiger gazetesi konuyla ilgili yorumunda Almanya'nın laik bir devlet olmamasına dikkat çekiyor:

“Tevrat’a ve Sünni mezhebine göre sünnet olmak Yahudi ve Müslüman erkekler için şarttır. Alman hukuk devleti, ebeveynleri bu şartı yerine getirmekten imtina edebilmelerini garanti altına alıyor. Din özgürlüğü aynı zamanda dinlerden özgürleşmeyi de kapsıyor. Ne var ki Almanya laik bir devlet değil; anayasanın önsözünde de yer aldığı üzere ‘Tanrı’ya karşı sorumluluk duyarak’ ifadeleriyle monoteist kültürel köklerini kabul eden bir ülke. Tarihten bağımsız bir hukukî pozitivizmi adeta yeni bir din haline getirerek konulan sünnet yasağı ise bu çerçeveyi zedeliyor. Ayrıca bu durumda Almanya'ya ait Müslümanların varlığını kabul eden anlayış da bertaraf edilmiş oluyor.”

Berlin’de yayımlanan Der Tagesspiegel gazetesi AB Zirvesi ve Almanya Başbakanı Angela Merkel başlıklı yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Fransa ve Almanya’nın bile ayak sürüyerek uymaya çalıştığı bütçe disiplinini sağlamaya yönelik zahmetli bilinçlenme süreci Avrupa’nın güneyinde uzun zaman alacaktır. Başbakan Merkel’in tasarruf kavramının yanı sıra kredi kolaylıkları ve gençler arasındaki işsizlikle mücadele gibi kavramları kullanması, durumu tüm boyutları ile kavramaya başladığını gözler önüne seriyor. Almanya Başbakanı, sadece ve sadece akılcılık ve empatiden oluşan bu çifte stratejiyi uygularsa Brüksel’deki zirve buluşmasında da ilerleme talebinde bulunabilir. Bu çifte strateji olmazsa, sadece Euro değil, tüm bir özgürlük modeli de başarısızlığa mahkum edilmiş olur.”

Frankfurter Rundschau gazetesi ise yorumunda, Euro krizinde Başbakan Merkel’in tavrını mercek altına alıyor:

“Merkel şimdiye kadar borçların ortaklaşa omuzlanmasının tek bir şartla, birlik ülkeleri arasında bütçe ve ekonomi birliği oluşturulduğunda mümkün olacağını söylüyordu. Şimdi ise Merkel, Avrupa dayanışması talepleri karşısında pes etmeyeceğini söylüyor. Yani Almanya Avrupa’ya ve dünyaya karşı gibi bir pozisyon alıyor. Bu, polemik gibi gözükse de maalesef realite bu. Merkel’in tavrı, Euro’nun artık sonunun geldiğine ilişkin bahislerin başlamasına imkan verebilir.”


© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar / Ercan Coşkun

Editör: Ercan Coşkun

 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    Bumerang - Yazarkafe


    haberler
    Hava Durumu

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Arşiv