27.06.2012 - Avrupa basınından özetler

Avrupa basınının bugünkü ağırlıklı konuları, Suriye ile Türkiye arasındaki kriz ve AB liderler zirvesi öncesinde Euro Bölgesi’ndeki borç krizi...

30 Mart 2013 Cumartesi 23:57
27.06.2012 - Avrupa basınından özetler
 İngiltere’de çıkan sol liberal çizgideki The Independent, Türk jetinin Suriye tarafından düşürülmesi konusunda Ankara ile Şam arasındaki krizin olası sonuçlarını mercek altına almış:

“Arap Birliği ya da Rusya’nın veto hakkının bulunduğu BM Güvenlik Konseyi’nin desteği olmadan NATO’nun resmi bir askeri müdahalesi düşünülemez. Ancak Türk savaş uçağının düşürülmesi gibi olaylar, ülkedeki güvenliğin pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösteriyor. Suriye, Türkiye, İsrail ve İran arasında bir kriz kâbusu her geçen gün daha olası hale geliyor. Moskova, bu çıkmazın anahtarı olabilir. Batı, yeni bir rejimin tesis edilmesi ve eli kanlı Devlet Başkanı Esad’ın bertaraf edilmesine destek vermesi karşılığında, Suriye’deki jeopolitik çıkarlarının zarar görmeyeceği yönünde Moskova'ya güvence vermesi gerek.”

Paris’te yayımlanan Le Figaro gazetesi, Türk savaş uçağının Suriye ordusu tarafından düşürülmesine ilişkin şu yorumu yapıyor:

“Türkiye, savaş uçağının düşürülmesinin ardından sözlü tepki ve NATO’dan dayanışma talebi ile yetindi. Ancak Suriye krizinin ciddi ölçüde tırmandığını gösteren bu olay, Türkiye’nin Suriye’deki muhalif güçlere verdiği desteğin önemini de vurguluyor. Fakat diğer taraftan, Şam’ın Türk F-4 savaş uçağını önceden Moskova’nın desteğini arkasına almadan düşürmeyeceğini de unutmamak gerek.”

Avrupa Birliği devlet ve hükümet başkanları yarın iki günlük bir zirve için Brüksel’de bir araya gelecek. Zirvenin gündemi borç krizi ve bütçe politikaları. Belçika gazetesi De Standaard zirve öncesinde şu yorumu yapıyor:

“Ortak bir borç politikasına ihtiyacımız var. Bankaların standart bir şekilde denetlenmesi ve bankalar için garanti fonları da bunun bir parçası. İleride Euro tahvilleri de gündeme getirilebilir. Ve tüm bunların, güçlü bir parlamentonun gözetiminde olan, bir Avrupa hükümeti ile demokratik bir biçimde meşrulaştırılması gerek. Neden bu yolu izlemediğimiz sorusunun cevabı, çok derinde yatıyor: Avrupa ile özdeşleşme konusunda büyük eksiklik var. Batı Almanlar, Doğu Almanlar ile birleşmek için ağır mali yükün altına girmeye hazırdı, zira sonuçta söz konusu olan Almanlardı. Avrupa'da ise böyle bir his uyanmıyor. Para birliğinin Avrupa fikrini teşvik edeceği ümit ediliyordu. Ancak durum tam tersi: Avrupa'ya inanç olmadan, ortak para birliği de olmuyor.”

İsviçre'nin Zürich kentinden Tages-Anzeiger Avrupa siyasetinde referandumlara ağırlık verilmesi yönündeki talepleri şu satırlarla değerlendiriyor:

“Yarın başlayacak olan kriz zirvesine katılanlara ‘Hadi cesaret' diyesi geliyor insanın. Zira ortak para birimini istikrarlı bir duruma getirmek için gerçekten cesaret gerekiyor. AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy'un da planlarında ima ettiği üzere, atılması gereken adımlar, ancak başkentlerden Brüksel'e dev bir yetki transferi ile mümkün olacak. Bu sürecin sonunda, Birleşik Avrupa Devletleri ya da en azından çok daha büyük uyum içinde bir Avrupa Birliği oluşabilir. Ancak yetki transferi ve uyum hamlesinin şartları var, onlar da yeni Avrupa Birliği'nin meşruluk kazanması ve Avrupa düzeyinde demokratik denetimin güvence altına alınması için yeni bir mimari.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Aydın Üstünel

Editör: Hülya Köylü

27.06.2012 - Alman basınından özetler


Bir Türk savaş uçağının Suriye tarafından vurularak düşürülmesinin ardından Türkiye ile Suriye arasında tırmanan gerginlik ve konu ile ilgili toplanan NATO zirvesi Alman basınında geniş yer tutuyor.

Berlin'de yayımlanan Der Tagesspiegel gazetesi Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konu ile ilgili yaptığı açıklamaları şu şekilde yorumluyor.

“Ankara, ordusunu dizginlemesi için Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı zorlamak istiyor. Aynı zamanda Türk tarafının sınır yakınında Suriye birliklerine askerî saldırılarda bulunma tehdidi, Suriye muhalefeti tarafından uzun süredir talep edilen, rejim karşıtları için bir tampon bölge oluşturulmasına imkân verebilir. Elbette her şey yolunda giderse… Ne var ki bu o kadar da belirgin değil, zira Esad rejiminin ne yapacağını önceden kestirmek zor. O yüzden Erdoğan’ın taktiği kuşkusuz bir çaresizliğin ifadesi. 16 aydır kan dökülen Suriye’de diplomasi hemen hemen hiçbir somut adım atılmasını sağlamadı. Böylesi bir durumda savaş mantığının ön plana geçmesi, Suriye sorununda tüm aktörlerin acizlik içinde bulunduğunu gösteriyor.”

Mannheimer Morgen adlı gazete, Suriye-Türkiye gerilimi çerçevesinde NATO'dan çıkan kararı ve Türkiye'nin bölgedeki rolünü şöyle yorumluyor:

"Suriye-Türkiye gerginliği kapsamında NATO Antlaşması’nın beşinci maddesi, yani toplu savunma yükümlülüğü işletilmedi. NATO Suriye’ye son bir uyarıda daha bulundu, ancak İttifak’ın hiçbir üyesi -buna Türkiye de dahil- Esad rejimine karşı savaş başlatma niyetinde değil. Sadece Türkiye Başbakanı Erdoğan, Suriye ile bir söz savaşına girişti. Bu da anlaşılabilir bir şey, çünkü Türkiye bir askerî jetinin düşürülmesine sessiz kalamazdı. Türkiye son dönemde kendini Ortadoğu’da bölgesel lider güç olarak görüyor ve o yüzden de İttifak içindeki ortaklarıyla her zaman tam olarak örtüşmeyen bazı hedefler gözetiyor. F-4 Phantom tipi jetinin düşürülmesi kadar İsrail askerlerinin 2010 yılında (Filistin’e insanî yardım götüren Mavi Marmara adlı) Türk gemisini vurması Türkiye’nin bölgedeki bu liderlik rolüne ters düşüyor."

Maerkische Oderzeitung gazetesinin aynı konuyla ilgili yorumu ise şöyle:

“Türkiye, güncel tehditlere rağmen şiddetin tırmanmasını engellemeye çalışacaktır. Bölgedeki güç ve çatışma hatları çok karışık, yangının daha da yayılması tehlikesi açık bir şekilde mevcut olduğundan ordunun da daha saldırgan olması gerekiyor. Bunun yanı sıra, NATO üyeleri askerî bir müdahaleden kaçınmak istiyor. Çünkü bir tuzak ortamında tek başına kalma tehlikesi çok büyük.”

Münih kentinde yayımlanan Münchner Merkur gazetesi ise Suriye ile Türkiye arasındaki gerginliğe ilişkin şu görüşlere yer veriyor:

"Suriye toprakları üzerinde bir Türk uçağının vurulmuş olmasının Türkiye'ye bir saldırı olarak değerlendirilmesi, küçük bir kıvılcımdan yangın çıkarmaya çalışan, hem de Ankara'daki öfkeli ittifak ortağına rağmen veya onları bahane ederek yapılan bir kötü niyetlilik olur. Filistin sorunundan İran'ın nükleer programına kadar bölgede ortam zaten yeterince gergin durumda. Uluslararası çıkarlar arasında, NATO'nun askerî çözümü mantıklı bir seçenek olarak kabul edebilmesini imkansız kılan bir dizi farklılık bulunuyor. İttifak üyelerinin, müttefikleri Türkiye'yi etkilemek için ellerinde her türlü neden var."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar / Başak Sezen

Editör: Ercan Coşkun

28.06.2012 - Alman basınından özetler

 

 

Köln’de bir mahkemenin sünneti yasadışı eylem ilan etmesi ve yaklaşan Avrupa Birliği zirvesi Alman basınından seçtiğimiz yorum konuları.

Mannheimer Morgen gazetesi sünneti yasadışı eylem ilan eden mahkeme kararının saçma olduğu yorumunda bulunuyor:

“Dinî gerekçelerle gençlerin sünnet edilmesine cezaî işlem uygulanması tek kelimeyle saçma. Dünyadaki erkeklerin hemen hemen dörtte biri sünnetli, ABD’de bu oran yüzde 75’i buluyor. Kölnlü hâkimler bunların hepsini adam yaralama kapsamında mağdur olarak ilan etmiş oldu. Almanya’da, sünnetleri bir ritüel olarak ihtiyaç ve dinî ödev olarak gören dört milyonun üzerindeki Müslüman ve Yahudi açısından ise mahkemenin hükmü bir hakaret. Tıbbî gerekçeleri mi bahane etsinler, yoksa yurtdışında doktor aramaya mı çıksınlar? En kötü ihtimalle Federal Anayasa Mahkemesi Köln kentindeki bu zırvalığı düzeltmek zorunda.”

Kölner Stadt-Anzeiger gazetesi konuyla ilgili yorumunda Almanya'nın laik bir devlet olmamasına dikkat çekiyor:

“Tevrat’a ve Sünni mezhebine göre sünnet olmak Yahudi ve Müslüman erkekler için şarttır. Alman hukuk devleti, ebeveynleri bu şartı yerine getirmekten imtina edebilmelerini garanti altına alıyor. Din özgürlüğü aynı zamanda dinlerden özgürleşmeyi de kapsıyor. Ne var ki Almanya laik bir devlet değil; anayasanın önsözünde de yer aldığı üzere ‘Tanrı’ya karşı sorumluluk duyarak’ ifadeleriyle monoteist kültürel köklerini kabul eden bir ülke. Tarihten bağımsız bir hukukî pozitivizmi adeta yeni bir din haline getirerek konulan sünnet yasağı ise bu çerçeveyi zedeliyor. Ayrıca bu durumda Almanya'ya ait Müslümanların varlığını kabul eden anlayış da bertaraf edilmiş oluyor.”

Berlin’de yayımlanan Der Tagesspiegel gazetesi AB Zirvesi ve Almanya Başbakanı Angela Merkel başlıklı yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Fransa ve Almanya’nın bile ayak sürüyerek uymaya çalıştığı bütçe disiplinini sağlamaya yönelik zahmetli bilinçlenme süreci Avrupa’nın güneyinde uzun zaman alacaktır. Başbakan Merkel’in tasarruf kavramının yanı sıra kredi kolaylıkları ve gençler arasındaki işsizlikle mücadele gibi kavramları kullanması, durumu tüm boyutları ile kavramaya başladığını gözler önüne seriyor. Almanya Başbakanı, sadece ve sadece akılcılık ve empatiden oluşan bu çifte stratejiyi uygularsa Brüksel’deki zirve buluşmasında da ilerleme talebinde bulunabilir. Bu çifte strateji olmazsa, sadece Euro değil, tüm bir özgürlük modeli de başarısızlığa mahkum edilmiş olur.”

Frankfurter Rundschau gazetesi ise yorumunda, Euro krizinde Başbakan Merkel’in tavrını mercek altına alıyor:

“Merkel şimdiye kadar borçların ortaklaşa omuzlanmasının tek bir şartla, birlik ülkeleri arasında bütçe ve ekonomi birliği oluşturulduğunda mümkün olacağını söylüyordu. Şimdi ise Merkel, Avrupa dayanışması talepleri karşısında pes etmeyeceğini söylüyor. Yani Almanya Avrupa’ya ve dünyaya karşı gibi bir pozisyon alıyor. Bu, polemik gibi gözükse de maalesef realite bu. Merkel’in tavrı, Euro’nun artık sonunun geldiğine ilişkin bahislerin başlamasına imkan verebilir.”


© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar / Ercan Coşkun

Editör: Ercan Coşkun

 

 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    Bumerang - Yazarkafe


    haberler
    Hava Durumu

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv