''2011 Yılı Turgut Özal Ödülleri'' Sahiplerini Buldu

TBMM Başkanı Çiçek: "Türkiye belli bir süreden beri konuşamıyor, homurdanıyor, mızırdanıyor ve siyaset bir hakaret furyasına dönüşmüş durumda" "Türkiye'nin bugün neye en fazla ihtiyacı vardır- derseniz, uzlaşmaya ihtiyacı var. Çünkü yüz yıllık, iki yüz yıllık sorunlarımız var. Bakın hala çözemedik, çözemiyoruz, terminolojisinde bile anlaşamıyoruz"

30 Mart 2013 Cumartesi 23:57
''2011 Yılı Turgut Özal Ödülleri'' Sahiplerini Buldu
banner83
 TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği tarafından bu yıl 5'ncisi gerçekleştirilen ''2011 Yılı Turgut Özal Ödülleri'' törenine katıldı.
''Turgut Özal Hukuk ve Demokrasi Ödülü''nü eski başbakanlardan Yıldırım Akbulut'tan alan Çiçek, başta dernek başkanı olmak üzere yönetim kurulu üyelerine teşekkür etti.

''Cenab'ı Hak'tan niyazım; bu ödülün sorumluluğunu taşıyacak gücü, takati, basireti ve feraseti vermesidir'' diyen Çiçek, Turgut Özal'la ilgili bir konuşma olduğunda çok daha fazla heyecanlandığını ve duygulandığını söyledi.
Çiçek, ''Özal elbette bu ülkenin başbakanı, cumhurbaşkanı oldu ama burada bulunan bir çoğumuz bakımından onun ötesinde, bizim genel başkanımız, başbakanımız, cumhurbaşkanımız, bir çoğumuzun ağabeyiydi. Bir çoğumuzun siyasette öğretmeni oldu. Ben şahsım adına ifade edeyim ki, bugün siyasette neye sahipsem, neyi söylüyorsam, büyük ölçüde ona borçlu olduğumu ifade etmek isterim'' dedi.

Çiçek, ödülünü Yıldırım Akbulut'un elinden almanın kendisi için ayrı bir mutluluk olduğunu da kaydetti.

Turgut Özal'ın, Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin yetiştirdiği en önemli devlet ve siyaset adamlarından biri olduğuna işaret eden Çiçek, bu sıfatı da fazlasıyla hak ettiğini söyledi. Çiçek, ''Ona bu millet çok şey borçludur. Bugün hayat kalitesi adına, değişim, gelişim, çağdaşlaşma adına neye sahipsek, hangi kolaylıkları bugün rahatlıkla elde etmişsek, büyük ölçüde ona borçluyuz. Onun yaptığı reformlar olmasaydı bugün bazı şeyleri yapamazdık'' diye konuştu.

O zamanlar bu işin altyapısı hazırlanmasaydı, sahip olunan birçok şeye bundan yıllar sonra sahip olunabileceğini, hatta söze hala ''gelişmekte olan ülke'' diye başlanabileceğini anlatan Çiçek, şöyle devam etti:

'Halbuki bugün diyoruz ki, Türkiye bugün dünyanın gelişmiş 20 ülkesinden bir tanesidir. Bunun ilk ateşini yakan bu konuda en büyük adımları atan hiç şüphesiz ki Turgut Özal'dır. Onu hepimizin özlediğinden hiç şüphem yok. Samimi olarak itiraf edeyim, zaman zaman çok sıkıntılı dönemler yaşadık ve halen de yaşıyoruz. Böyle bir noktada kendi adıma çözüm üretmeye çalışırken diyorum ki, 'Rahmetli Özal olsaydı ne yapardı-' Oralardan Türkiye meselesine bakmaya çalışıyoruz.''
Bir siyaset adamı için en önemli şeyin halkın gönlünde yer almak, ismi geçtiği zaman rahmetle anılmak olduğunun altını çizen Çiçek, Turgut Özal'ın her geçen gün daha fazla rahmetle anıldığını söyledi.
Çiçek, ''Özal'a sağlığında kan kusturanlar, yapmadığı haksızlığı, hukuksuzluğu bırakmayanların zaman zaman samimi olarak itiraflarına ben şahsen şahit oldum'' dedi.

TBMM Başkanı, Özal'ın rahmetle anılmasının en önemli sebebinin, onun milletiyle barışık olması olduğunu vurguladı.

''Bir siyaset adamı ile milletin DNA'sı tutmuyorsa, o siyasetten, o siyasetçiden hayır gelmiyor'' diyen Çiçek, ''Maalesef milletin DNA'sıyla ters düşen, siyasetçilerin sorumluluk taşıdığı bir Türkiye'deyiz. Bunun altını özellikle çiziyorum. O, milletin içinden biriydi. Bu çok önemli bir özelliktir. Bir kısım siyasetçiler konjonktürel olarak, milletle barışık gözükür. Millet gibi düşündüğünü söyler. Bir takım kavramları seçime iki ay kala, üç ay kala söyler. Seçimden sonra unutur. Rahmetli Özal böyle birisi değildi'' diye konuştu.
Çiçek, Özal'a gelinceye kadar bir kısım kavramların ya içinin boşaltıldığını ya yanlış doldurulduğunu ya da milletin büyük çoğunluğu için hakaret ve itham olarak kullanıldığını söyledi. Çiçek, Özal döneminde bu kavramların içinin doldurulduğunu anlattı.

Özal'ın kendisi için siyasette bir öğretmen olduğunu belirten Çiçek, ''Bugün bazı şeyleri yapabiliyorsak ondan öğrendiğimiz, ortaya koyduğu güzel örnekler sebebiyledir'' dedi.

Siyasetin herkese göre tanımı olduğunu ifade eden Çiçek, Özal'ın grup toplantısında söylediği ''Siyaset, çuvalı arabadan patlatmadan indirmektir'' sözünü her zaman hatırladıklarını kaydetti.

Bugün bu tanımı daha fazla anlamak gerektiğinin altını çizen Çiçek, şöyle konuştu:

''Demek ki siyaset bir yöntem meselesidir. Sadece belli lafları, belli sloganları, belli fikirleri söylemekten ibaret değil. Kafanızda çok önemli projeleriniz olabilir, çok önemli düşünceleriniz olabilir. Ama bunu hayata uygularken esas olan çuvalı patlatmamaktır. Çuvalı patlattıktan sonra zaten içindekinden hayır da gelmiyor, geriye dönük yakın siyasi tarihimize baktığımızda çuvalı patlatan çok siyasetçi görürsünüz, bunun bedelini de millet ödemiştir.''

1966'da üniversitede öğrenim gördüğünü ve o yılların gençlerin kutuplaştığı, kavgaların olduğu yıllar olduğunu anlatan Çiçek, ''68 kuşağı'' olduğunu söyledi.
O yıllarda gençlerin bir kısmının ''sağ'', bir kısmının da ''sol'' yumruğunu sıktığını belirten Çiçek, ''Ben sağ yumruğumu sıkarak üniversite yıllarında ömrünü tüketmiş ve o gelenekten gelen bir siyasetçiyim. Siyasete girdikten sonra, siyasetin yumruk sıkmak değil, el sıkmak olduğunu rahmetli Özal'dan öğrendim'' dedi.

Siyasetin el sıkmak olduğunu yineleyen Çiçek, şöyle devam etti:

''El sıkabilmek için de el sıkacak mesafede olmamız gerekir. Konuşabiliyorsanız, anlaşabilirsiniz. Konuşamıyorsanız, anlaşamazsınız, nitekim şimdi anlaşamadığımız gibi. Çünkü konuşamıyoruz. Türkiye belli bir süreden beri konuşamıyor, homurdanıyor, mızırdanıyor ve siyaset bir hakaret furyasına dönüşmüş durumda. Böyle bir ortamda siz istediğiniz kadar kürsünün bu tarafında birlikten, beraberlikten, ülkede huzurdan bahsediniz. Bu ülkenin sorunlarını çözebileceksek, çözmek için gücümüzü enerjimizi bir araya getirebileceksek, konuşabilir durumda olmamız gerekir.''

Özellikle siyaset ve aydın kesiminin tartışmayı bilmediğini ifade eden Çiçek, tartışmak için bilgiye, araştırmaya ihtiyaç olduğunu söyledi.

Çiçek, ''Biz bazı konuları 50 yıldır tartışıyoruz, tartıştığımızı sanıyoruz ama tartıştığımız şey önyargılarımızdır, sloganlardır. Onun için de bu tartışmalardan kimseye bir fayda gelmiyor'' dedi.

Turgut Özal'dan öğrendiği bir diğer şeyin de ''uzlaşma'' olduğunu ifade eden Çiçek, yeni bir şey yapılacaksa bunun çok önemli olduğuna işaret etti.
Uzlaşmanın, bir karakter ve kişilik zafiyeti olmadığının altını çizen Çiçek, uzlaşmanın birlikte iş yapabilmenin ve birlikte yaşamanın temeli olduğunu vurguladı.

Bu başarılabildiği zaman ülkenin birliği ve dirliğinden söz edilebileceğini belirten Çiçek, şunları kaydetti:

''60 yıl aradan sonra halen çok partili hayat adına, demokrasi adına kendi ülkenizden güzel örnekler veremeyip 'İngiltere'de şöyle oluyor', 'Almanya'da böyle oluyor'... diye uzlaşma adına güzel örnekleri oralardan veriyorsak bu siyasetimizi, siyaset yapanlarımızı yeni baştan bir değerlendirme yapmak lazım. 'Türkiye'nin bugün neye en fazla ihtiyacı vardır-' derseniz, uzlaşmaya ihtiyacı var. Çünkü yüz yıllık, iki yüz yıllık sorunlarımız var. Bakın hala çözemedik, çözemiyoruz, terminolojisinde bile anlaşamıyoruz. Bu Kürt sorunu mu, güney doğu sorunu mu, bu terör sorunu mu, hangi yolla çözülecek, nasıl bir araya geleceğiz ortak bir nokta bulacağız, hala bulamıyoruz.''

Çiçek, siyasetin bir tahammül, kahır çekme meselesi olduğunu, kendisinin bunu Turgut Özal'da gördüğünü anlattı.

Özal'ın çok ağır şeylere maruz kaldığını belirten Çiçek, şu değerlendirmelerde bulundu:

''Özal'ın nelere tahammül ettiğini görünce ben şunu anladım, zaten demokrasi bir tahammül ve sabır rejimi ise iyi işleri yapmanın yolu biraz sabırlı olmaktır. Sabırlı olan kazanıyor zaten, siyasetin seviyesini düşürmemek gerekir. Maalesef bugün siyasette kalite gibi ciddi bir sorunumuz var. Orucu kendisi bozuyor, kefareti başkasına ödettiriyor. Böylesine şark kurnazlığı içerisinde olan ucuz siyasetçilerin sorumluluk mevkiinde olduğunu görünce, gelecek hesabına zaman zaman hayıflandığım da oluyor. Bunların seviyesine göre cevap verseniz, siz kendi seviyenizi de kaybedeceksiniz. Vermezseniz, yanlış anlamalara sebebiyet oluyor. Cümleyi tekrarlıyorum, Orucu kendisi bozuyor, kefareti başkasına ödettiriyor. Ama ben Türkiye'nin geleceğinin aydınlık olduğuna inanıyorum.
Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği Başkanı Galip Demirel de amaçlarının Turgut Özal'ı yeni nesillere tanıtmak olduğunu söyledi.

Galip Demirel, Turgut Özal Ekonomi Ödülü'ne Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu İcra Kurulu Başkanı ve Dünya Odalar Federasyonu Başkanı Rona Yırcalı, Turgut Özal Bilim ve Teknoloji Ödülü'ne Prof. Dr. Mehmet Öz, Turgut Özal Barış ve Kardeşlik Ödülü'ne İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu ve Turgut Özal Özel Ödülü'ne de Türkiye Sanayici ve İşadamları Konfederasyonu Başkanı Rızanur Meral'in layık görüldüğünü bildirdi.
İhsanoğlu'nun ödülünü oğlu Mehmet Orhan İhsanoğlu alırken, Prof. Dr. Öz'ün ödülünü de babası Prof. Dr. Mustafa Öz aldı.

Törene Meclis Başkanvekili Mehmet Sağlam, Sayıştaş Başkanı Recai Akyel ile çok sayıda eski bakan ve milletvekili katıldı.
banner143

    Yorumlar

TÜMÜ Yazarlar
Hava Durumu

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv