09.07.2012 - Avrupa ve Alman basınından özetler

Euro krizinin gölgesindeki Fransız-Alman ilişkileri ve ABD’deki başkanlık mücadelesi bugünkü Avrupa basının ağırlıklı yorum konuları arasında yer alıyor.

30 Mart 2013 Cumartesi 23:58
09.07.2012 - Avrupa ve Alman basınından özetler


 İspanyol El Mundo gazetesi, Fransa ile Almanya arasındaki barışın 50. yıldönümü münasebetiyle yapılan liderler buluşmasını şöyle değerlendiriyor:

“Gösterişli Reims Katedrali Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile Almanya Başbakanı Angela Merkel arasındaki buluşmaya 'set' oldu. Bundan tam 50 yıl önce Konrad Adenauer ile General Charles de Gaulle, üç kez savaşan Almanya ile Fransa arasındaki tarihî barışı tasdik etmişlerdi. Her iki ülkenin günümüzdeki liderleri ise seleflerinin ne karizmasına ne de siyasi ağırlığına sahipler. Onlar 20. yüzyıl tarihinin devleriydi. Merkel ve Hollande aralarındaki bütün görüş ayrılıklarına rağmen idealler yerine pratik konularda uzlaşmak mecburiyetindeler.”

Strasbourg’da yayımlanan Dernierres Nouvelles d'Alsace adlı Fransız gazetesi, Avrupa Birliği politikasında Berlin ve Paris yönetimleri arasında baş gösteren ayrılığa şu satırları ayırmış:

“Fransa Cumhurbaşkanı hafta sonunda verdiği bir mülakatta birtakım nüansları öne çıkarıp, öncelikle Fransa’nın egemenliğine vurgu yaptı. Almanya Başbakanı bir gün sonra ona cevap verdi ve para birliğinin daha fazla düzenlemecilikle güçlendirilmesini talep etti. Bu farklılık, son Avrupa Birliği zirvesini izleyen olumlu havanın dağıldığını gösteriyor. Angela Merkel, taviz vermiş gibi yapmakla Almanya’da başına iş açabilir. Alman Anayasa Mahkemesi, önümüzdeki günlerde çok sayıda milletvekilinin Avrupa İstikrar Mekanizması ve malî pakt aleyhinde açtığı davalara bakacak.”

Torino’da yayımlanan liberal İtalyan gazetesi La Stampa’nın yorumu "Euro Krizinde Kuzey Avrupalı Şahinlere Düşen Sorumluluk" başlığını taşıyor:

“Weimar sendromunun etkisiyle süper büyüme motoru haline gelen, bütçe disiplininden taviz vermeyen ve bütün bunları faiz baskısı olmadan yapabilen Almanya bütün Avrupa’ya hâkim. Almanya plan yapmayı, gerektiği takdirde de tek başınaymış gibi davranmayı seviyor. 4 kriz yılında yapılan 25 Avrupa Birliği zirvesinde 'kuzeyin şahinleri' sınıf birinciliği rolünü üstlenip, belayı atlatmaya çalışan Avrupa’yı önemli sorulara muhatap ettiler. Belki biraz abarttık. Ama Yunanistan 2009 yılında kurtarılsa, hesap bu kadar tuzlu olmaz ve çözüme ulaşmak bu kadar zahmet çektirmezdi.”

Hollanda’nın de Volkskrant gazetesi Avrupa’nın dirayet gösterebileceğini dile getirdiği yorumunda şu görüşleri savunuyor:

“Avrupa Birliği fikrini tutanlar kadar ona antipati duyanlar için de iki şık var: Ya Avrupa Birliği'ndeki bütünleşmeye derinlik kazandırılacak, ya da milli devlete dönülecek. Ama bir milletin, itidal ve ölçülü işbirliğini yeterli bulmaması durumunda ne yapılabilir? Birliğin her köşesinde çatlaklar belirmeye başladı. Finlandiya, Euro Bölgesi’ni terk etmek üzere. Almanya’da iktisatçılar birbirine giriyor. Ve savaş sonrasının Avrupa fikrinden şaşmama tabusu yıkılma emareleri gösteriyor. Ama siyasette her şeyin çaresi olduğunu tarih bize öğretiyor. Avrupalıya, tek boy elbisenin herkese uyacağı masalını anlatmak, onu teknokrasi tuzağına düşürmek demektir.”

İsveç gazetesi Dagens Nyheter, Amerikan başkanlık seçimleriyle ilgili yorumunda iki başkan adayının da doğruyu yapamayacağı görüşünü savunuyor:

“Anketlere göre Barack Obama kıl payı farkla önde. Çoğu Amerikalı yönetiminden memnun değil ama ona sempati duyuyor. Herkesin Obama hakkında söyleyebileceği bir şey var. Mitt Romney ise çoğunun umurunda bile değil. İki taraf da uzlaşmaya gönüllü görünmüyor. Bu yüzden ikisi de Amerikan ekonomisi için gerekli olanı yapabilecek durumda değil: Ekonomik büyüme hızını artırırken, borç stokunu da vergi zamlarıyla ve devletin imkânlarını zorlayan sosyal güvenlik harcamalarını kısarak azaltmak.”

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Ercan Coşkun

09.07.2012 Alman basını

Fransa ile Almanya arasındaki ilişkiler, Afganistan konferansı ve Libya seçimleri, bugünkü Alman gazetelerinin öne çıkardığı yorum konuları.

Stuttgarter Zeitung Fransa ile Almanya arasındaki barışın 50. yıldönümünü konu alan yorumunda şu satırlara yer vermiş:

“François Hollande’ın Fransa cumhurbaşkanlığına seçilmesi Avrupa’daki kuvvet dağılımını değiştirdi. Merkel ve Sarkozy krizi tasarrufla göğüslemeye çalışıyordu. Hollande ağırlığı milyarlık büyüme programına kaydırdı. Yeni cumhurbaşkanının doğal müttefikleri Berlin’de değil, Roma ve Madrid’de oturuyor. Bu şimdilik Avrupa bünyesindeki dayanışma açısından yararlı da olabilir. Çünkü Merkel-Sarkozy ikilisinin hâkimiyeti çoğunu rahatsız etmekteydi. Bizzat Hollande bile Alman-Fransız üstünlüğü karşısında uyarıda bulunmaktaydı. Henüz birbirlerine ısınamadıkları görülen Alman ve Fransız liderlerin aralarının çok fazla açılmamasına dikkat etmeleri gerekiyor. Almanya ile Fransa arasındaki görüş ayrılıklarının uzun sürmesi Avrupa Birliği’nin bölünmesine yol açabilir.”

Weser Kurier gazetesi iki ülke arasındaki barışın 50. yıldönümü vesilesiyle Fransa’da düzenlenen Hollande-Merkel buluşmasına değindiği yorumunda, Avrupa Birliği’nin kriz zirvesindeki gerginliğin yerini yumuşamanın aldığını yazıyor:

"On gün önce Brüksel’deki zirvede sergilenen gerginlikten bu defa eser yoktu. Almanya ile Fransa’nın barışmalarının 50. yıldönümü, görüş ayrılıklarının dışa vurulduğu değil, Adenauer ve De Gaulle gibi vizyon sahibi liderlerin tarihî başarısını hatırlatacak ahenk dolu bir buluşmaya sahne oldu. Perde arkasındaki çekişmelere rağmen Hollande ve Merkel’in son derece dostane jestlerde bulunmaları doğrusu beklenmiyordu. Fransa Cumhurbaşkanı seçim kampanyası yükünden kurtulduktan sonra Brüksel zirvesinde Euro tahvilinden vazgeçmiş, karşılığında da Euro’yu kurtarma formülü için Almanya Başbakanı’ndan taviz koparmıştı. Umalım yıldönümünde sergilenen samimi hava diğer alanlara da olumlu yansısın. İki ülke arasında bundan elli yıl önce imzalanan barış anlaşması Berlin ve Paris yönetimlerini sıkı siyasi işbirliği kurmaya ve bütün farklılıklara rağmen ortak paydada buluşmaya adeta mahkûm ediyor. Uzlaşma mecburiyeti bundan önce de karşılıklı sempatinin düşük olduğu liderler arasındaki olumlu ilişkilere yol göstermişti. Aynı şey François Hollande ile Angela Merkel arasında da neden olmasın?"

Tokyo'daki konferansta, Afganistan’a milyarlarca dolarlık kalkınma yardımı yapılması kararlaştırıldı. Berlin’de yayımlanan Neues Deutschland gazetesi buluşmayla ilgili yorumunda şu görüşlerle yer veriyor:

“Hamid Karzai, askerlerini Afganistan’dan çekmek isteyen ülkelere iki alternatif sunuyor: Ya malî yardım yaparsınız, ya da Afganistan yeniden Taliban ve terörist yurdu olur. Karşılığında da güvenlik durumunu düzelteceklerine, yolsuzlukla mücadele edeceklerine ve ülke ekonomisini uyuşturucu ticaretine bağımlılıktan kurtaracaklarına dair söz veriyor. Bu sözler inandırıcı değil. Şimdiye kadar çok az şey yapıldı ve halk ezildi. Fert başına milli gelirin 530 Dolar olduğu Afganistan dünyanın en büyük uyuşturucu üreticisi, Transparency International’ın yolsuzluk endeksinde de 182 ülke arasında 180. sırayı alıyor. Ne seçmen kütüğü var, ne kadın erkek eşitliği. Dört Afgandan üçü okuma yazma bilmiyor. Konferans sırasındaki saldırı ve çatışmalarda onlarca kişi öldürüldü. Bütün bunlara rağmen Batılı ülkeler milyarlarca dolarlık yardım taahhüdünde bulundular. Çünkü askerî misyonu itibar kaybetmeden sona erdirmek ve çalışamaz durumdaki Afgan hükümetine asgarî istikrar sağlamada yardımcı olmak istediler. Yardım bu kez Kâbil yönetimine bazı yükümlülükler getiriyor. Ama çoğu noktası oldukça muğlak. Tam da Karzai’nin istediği gibi.”

Neue Osnabrücker Zeitung'un Libya'daki seçimleri konu alan yorumu özetle şöyle:

"Arap Baharı tıkandı. Mısır’daki iktidar mücadelesi ve Suriye’deki iç savaş, heyecanı aldı götürdü. Ama haklı olarak 'tarihî' bir değişimden söz etmek mümkün. Çünkü şimdiye kadar İslam ile demokrasinin bağdaştırılamayacağı söylenmekte ve Türkiye’nin durumu istisnaların kaideyi değiştirmeyeceği hanesine yazılmaktaydı. Libya’daki seçim, Arap ülkelerindeki yenilenme hareketine odaklanma açısından tam zamanında yapıldı. Mağrip ülkelerinde iç reformlar meyve vermeye başladı. Devrime öncülük eden Tunus hızla istikrar kazanıyor. Libya’daki yüksek katılma oranı ve seçim heyecanı, Kaddafi sonrası dönem açısından ümit veriyor. Mısır’da, sorumlu iç ve dış politikalara geçiş adımları atılıyor. Doğrusu, Batı bu sürece etkili bir şekilde refakat edemediği için, bu kadarı beklenmiyordu. Her ülke kendine bir yol çizmek zorunda olsa da, geleceğe güvenmek zorundayız. Aynı zamanda çıkmaz sokakların olabileceğini de hesaba katmalıyız."

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Ercan Coşkun

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    Bumerang - Yazarkafe


    haberler
    Hava Durumu

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Arşiv