Evrim Teorisi'nin Günlük Hayattaki Etkisi

19 Nisan 2013, 14:35
Evrim Teorisi'nin Günlük Hayattaki Etkisi
Gülşah GÜÇYETMEZ
 Evrim teorisi konusu açıldığında bazı kişiler ısrarla geçiştirmeye çalışırlar. Kimi ‘evrim teorisini gündeme getirip insanların kafasını karıştırmayın’ der kimi de ‘evrim varsa o zaman maymunlar neden insan olmuyor’ diyerek kendince evrimi çökerttiğini düşünerek evrimin geçersizliğini ispat eden bilimsel delilleri anlatmanın önemsiz olduğunu savunur.
 
Evet gerçekten evrim teorisinin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur ve çürük bir teoridir. Ama şu da unutulmamalıdır ki hala okullarda evrim teorisi propagandası zorunlu olarak devam ettirilmekte ve genç beyinler bilimsellikten uzak eğitilmektedir. O yüzden evrim teorisi üstü örtülecek, geçiştirilecek bir teori değildir. Yıllardır suskun kalındığı için bir çok insan tesadüfleri ilah edinen evrim teorisinin deccali hipnozuna girmiş ve hayatlarında uygulamıştır. En bilinen örnekleriyle Lenin, Stalin ve Mao gibi Darwinist diktatörler dünyayı kana bulamak için evrim teorisinin aldatıcı felsefesini hayat görüşü olarak uygulamaya geçirmişlerdir.
 
Vahşi kapitalizm, komünizm, faşizm gibi felsefeler birbiriyle çelişiyor gibi gözükseler de aslında hepsi Darwinizmin gaddar ideolojisinden doğmuşlardır.
 
 
Vahşi kapitalizmin üç temel unsuru vardır; bireycilik, rekabet ve kazanç sağlanmak. Vahşi kapitalist toplumda bireyler  son derece acımasız bir ortamda rekabet ederek en fazla kazanan olmak için mücadele ederler. Bu, aynı Darwin'in tarifini yaptığı, sadece güçlü olanların ayakta kalabildikleri güçsüz ve zayıfların ise ezilerek yok oldukları iddiasının var olması gerektiğini düşündükleri acımasız rekabetin günlük hayata uygulanmasıdır.
 
Sosyal Darwinizm'in Amerika'daki sözcüsü William Graham Sumner’ın insan toplumları hakkındaki düşüncelerini aktardığı şu sözleri Darwinizmin acımasız yönünü çok açık ortaya koymaktadır.
 
Herhangi birini yükseltmek istiyorsak kaldıraça ve bir reaksiyon noktasına ihtiyacımız var. Toplumda bir insanı yukarı kaldırmak demek, başkasının üzerine basmak demektir.1
 Komünizmde de aynı şekilde Darwinizmin diyalektik yani çatışma mantığından yola çıkılarak tarihin diyalektiğinin uygulanması gerektiği savunulur. Tez, anti-tez ve sentez mantığı silahlı mücadeleyle,
baskı ve zor kullanılarak uygulanmaya çalışılır. Komünist diktatör Lenin nasıl devrim yapmaları gerektiğini şu şekilde anlatır;
 
"POLİSLERİ, ASKERLERİ, DEVLET MEMURLARINI ÖLDÜRMEK, DEVLET KURUMLARINDA YANGINLAR ÇIKARTMAK... DEVLETİN HAZİNELERİNDEN PARALARI ALMAK... Devrimci komünist güçler yenilmez silahlı bir güç olarak ortaya çıkmalı, İNSANLARI ÖLDÜREREK, BOMBALAYARAK, BİNALARI HAVAYA UÇURARAK KORKU YAYMAK ve bu şekilde toplumun üzerinde komünist diktatörlüğü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın önemli unsurlarındandır."
 
 
Faşizm’in Darwinizmle bağını kurmak içinse Nazizmin uygulayıcısı Adolf Hitler’in ‘Ari ırk’ mantığı yeterli olacaktır. Hitler sözde ari ırkın, diğer tüm ırklardan üstün olduğuna ve onları yönetmesi gerektiğine inanmıştı. Koyu bir Darwinist olan Hitler'in en önemli fikri dayanağı, ırkçı Alman tarihçi Heinrich von Treitschke idi. Treitschke’nin ırkçı görüşlerini Darwinizm'e dayandırdığı ise şu sözlerinden açıkça anlaşılmaktadır;
 
"Uluslar ancak Darwin'in yaşam kavgasına benzer şiddetli bir rekabetle gelişebilirler" 3
 
Dünyayı kana bulayan bu felsefeler, canlıların tesadüfen ortaya çıktığını savunan ve dini ortadan kaldırmayı amaçlayan Darwinist görüşten başka bir temele dayanmıyor. Darwinist dünya görüşünde insanlar birbirlerini ruhu olmayan hayvanlar olarak görüyorlar. Böyle bir mantıkta da elbette merhamet ve sevgi duyguları yerine gaddarlık ve sevgisizlik gelişiyor.
 
Bir çok insanın bilinçaltına yerleşen evrim teorisinin sevgisiz felsefesi günlük hayatta nasıl uygulanıyor?
 
 
İnsanlar birbirlerine güvenemiyorlar, sevemiyorlar. Bencillik, rekabet, merhametsizlik gelişiyor. Yoksul ve muhtaç olanlara yardım edilmiyor. Sokaklar birbirlerinden çekinen insanlarla dolu. İnsanlar her an herşeye öfkelenebiliyor, tersleşebiliyorlar. Kuşkuculuk, nefret, gaddarlık çok yaygın. Üstün güç sahibi Rabbimizin kontrolünde olduğunu düşünmeden yaşayanlar tesadüfen başlarına herşeyin gelebileceği tedirginliği ile yaşıyorlar. Allah’ın yarattığı milyonlarca güzelliğin üstünden basıp gidiyorlar, gözleri sanki görmüyor, kulakları sanki işitmiyor. Ama evrim teorisini günlük hayatta uygulamanın zararı aslında kendilerine dokunuyor. Sürekli depresyonda, sağlıksız, üzgün, öfkeli, yalnız ve sevgisiz yaşıyorlar. Depresyondan kurtulmak için ilaçlara sarılıyorlar ama bu onların psikolojisini daha da bozuyor ve bir türlü özlemini duydukları gerçek mutluluğu yaşayamıyorlar. Allah’ın gücünü, büyüklüğünü, sevgisini kabul etmeden de yaşayamazlar. Çünkü bu Allah’ın ayette bildirdiği bir gerçektir;
 
…Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur. (Rad Suresi, 28)
 
İş yerinde, sokakta, okulda evrim teorisinin uygulandığı yetmiyormuş gibi deccali düşüncenin el attığı en önemli propoganda yöntemlerinden biri de insanları medya ile yoldan çıkarmaktır. İnternette, gazetelerde hatta dizi ve filmlerde bile evrim teorisi anlatılır. Özellikle dizi ve filmlerde sürekli evrim teorisinin çatışma mantığı açıkça uygulanır. Kanlı, dövüşlü sahneler, birbirlerini yok eden ülkeler, halklar, sevgisiz zalim entrikacı insanlar bu filmlerin ana temasını oluşturur.
 
Allah sevgisinin ruhta yarattığı mükemmel huzur bulma hissi, güven, sevgi, merhamet ve mutluluk hissi varken hala hayatınızda evrim teorisinin felsefesini uygulamayı istiyor musunuz?
 
Elbette Allah’ın ayette bildirdiği gibi kendinize zulmetmek istemezsiniz.
 
Şüphesiz Allah, insanlara hiç bir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar. (Yunus Suresi, 44)
 
Öyleyse paleontoloji biliminin ortaya koyduğu milyonlarca yıldır hiç evrim geçirmemiş canlılar olduğunu ispat eden 400 milyon bilimsel kanıtı görmezlikten gelmeyin. Deccali sistemin hipnozundan ‘Bismilllah’ deyip çıkın inşaALLAH. Hep birlikte dünya çapında sevgiyi, güzel ahlakı yayalım. Savaşları bitirelim. Allah’ın kontrolünde olduğumuzun bilinciyle huzurla dostça yaşayalım…
 
 ----------------
 
1-      The Challenge of Facts and Other Essays, as quoted in Mason Drukman, Community and Purpose in America: An Analysis of American Political Theory, New York: McGraw-Hill, 1971, s. 202.]
2-       Vladimir Lenin, Teorik ve Pratik Terör Hakkında, Moskova 2005
3-      Burns, Çağdaş Siyasal Düşünceler 1850-1950, s.446; Alaeddin Şenel, Irk ve Irkçılık Düşüncesi, Ankara:Bilim ve Sanat Yayınları, 1993, ss.62-6

Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp düşünmüyorlar.”buyurarak afetlerin insanların düşünmeleri ve öğüt almaları için yaratıldığını hatırlatmaktadır.
Bazı kişiler bu makalede birkaç tanesine yer verebildiğim istatistiklerin ve hadislerin bağlantılı olmadığını iddia edebilirler, bu gibi olayların hep yaşandığına dair kendilerini ikna etmeye çalışabilirler ancak bu çabaları nafiledir ve gerçeği değiştirmeyecektir.

Son 20-30 yıl içinde,doğa olaylarında görülen muazzam artış ve şiddetli yıkımkıyametin yaklaştığını bize haber veren ve mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

Dünya hayatında bizlere verilen her gün, her saat hatta her an daha iyi bir insan olmak, Allah’a yönelip dönmek ve İslam ahlakını yaşamak için verilmiş birer fırsattır. Aklını ve vicdanını kullanan insanlar bu fırsatı iyi değerlendirmelidirler.

banner143

    Yorumlar

TÜMÜ Yazarlar
Hava Durumu

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv