Ben dilenci değilim...

Ben dilenci değilim...

15 Ocak 2018, 21:23
Ben dilenci değilim...
Ramazan BAYINDIR
Dilek Özçelik...
27 yaşında... Trakya Üniversitesi öğrencisiydi... İngilizce Öğretmenliği bölümünü kazanmış.
19 yaşından beri kansere yakalandığı için okulu bitirememiş.
Lenf kanseri... Binlerce kanser hastasından sadece birisi!
Onu, 2013 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'dan yardım talep ederken tanıdık.
Dilek, Bakan’a derdini tamı tamına anlatmış, anlaşılmayacak hiçbir durum da ortada bırakmamış. Bakan denilen adam başından savarcasına cebine bir miktar para tokuşturmaya çalışmış, bunun sonucunda genç kızın gururu,haysiyeti incinmiş ve oracıkta göz pınarlarından ufak damlalar süzülmesini engelleyememişti.
"Ben dilenci değilim." Demişti. "İnsanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım. Görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda." Şeklinde kulaklarımızın pasını silercesine parayı geri iade etmiş ve ağlayarak oradan uzaklaşmıştı.
Dilek'in bu isteğinin kişisel bir yardım olmadığına tüm kalbimle inanıyorum. Çünkü daha sonra bunun genel anlamda kanser hastaları için istediğini ancak bunu başaramadığını söylemişti.
Yaşananlara istinaden hem hastalarımızın sorunları hem devlet yetkilerininin vurdumduymazlığı hem de vatandaşların olaya itibar etmemesi gündeme bomba bir etki yaratmıştı.
En azından benim açıdan bomba etkisi yaşandığını düşünüyorum. Yüzde 98’i müslüman olarak görülen bir ülkenin ne derece vahim bir sorumsuzluğun içinde yüzdüğünü gözler önüne seriyor.
En büyük yanılgımızı resmen yüzlerimize haykırmıştı. Hasta olan insanlara sadece eline bir miktar para vererek paranın tek çare olduğunu sanmamız...
Hem de ne yanılgı!
Dilek; çaresizliğin ve çaresizlerin sembolü oldu benim gözümde. Daha sonraları Dilek, üstün bir çaba sarf ederek çeşitli gazetelerle yapmış olduğu söyleşilerde kanser hastalarının yaşadıkları sorunları,acıları, ızdırapları ve çaresizlikleri dile getirmiş ve insansızlıktan dem vurmuştu.
Sesini duyan olmadı, yardımına koşanı görmedik.
Bu ülke ne ara bu hale geldi diye geceden beri başımı iki elimin arasına koydum.
Evet, bu sorun sadece Dilek'in sorunu değil. Bu yetkililerin sorunu, görmezden gelip devletin sunduğu zenginliklerin içine dalıp kendini bile unutanların sorunu. Bu tüm insanların 'Ben de bir insanım.' diyenlerin sorunudur.
Benim sorunum, sizin sorununuz...
İlaç bulmak zordu. Yurt dışından getirmek ayrı bir güçlük. Bunu yapabilmek için önce yeterli paranın olması gerekiyor. Halbuki ailesi asgari ücretle geçinen bir aile.
Tabi ilacı temin eden zenginlere diyecek bir şey yok. Çakırkeyifliler onlar. Ya dilek ve dilek gibi ilacı bulmakta zorluk çekenler...
Vicdanlar nasıl bunu kabul edebiliyor. Hangi dinin mensupları bunu dert etmeyecek kadar kendi ibadetleriyle meşgul (!). İnsan hakları diye geçinen dernek,vakıf ve platformlar ne ile dertliler. Sağlık bakanlığı buna nasıl el atmaz.
Aklımda bin bir türlü soru ve hepsi cevapsız. Zaten çıkıp da bunu dert eden yok.
Bencil değildi. Tüm hastalar için aynı sıkıntıyı, zoru, hüznü ve acıyı haykırmıştı. Onların sessiz çığlığı olmuştu.
Yüreğinin en küçük,kuytu ve sessiz hücresine ve damarına kadar bir insan olduğunu gösterdi.
Güzel insan...
O vurdumduymaz ve insansızlığın dibini boylayan olaydan kısa bir süre sonra "Tek korkum bu olayların yaşanmasına rağmen bir kaç gün içinde unutulup tekrar hasıraltı edilmesi çünkü ben hala inanmıyorum ve ne yazık ki güvenmiyorum." Sözleri ise acı bir gerçeği tüm çıplaklığıyla gözlere sokulmasıdır.
Ve haklı çıkacaktı. Bir süre sonra unutuldu. Hasıraltı edildi ve unuttuk.
Ta ki vefat haberi gelene kadar...
Kanserle savaşmaktan yorgun ve argın düşmüş küçük bedeni beyaz bayrağı göndere çekene kadar...
Dört elle sarıldığımız bu dünyaya veda etti. Unutulacağını bilerek, bizlere inanmayarak ve güvenmeyerek gitti.
Bize müthiş bir ders vererek gitti. Alnı açık, başı dik ve onurluca... O ders de öyle okkalı bir tokat ki, hayatım boyunca ben unutmayacağım.
Utanmak!
Utanıyorum...
Utanın... 

banner315

    Yorumlar

Hava Durumu

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv