Azmin Kundağında Cihana Doğan Güneş Sinem Güher Büyüknalçacı

31 Ekim 2018, 00:49
Azmin Kundağında Cihana Doğan Güneş Sinem Güher Büyüknalçacı
‘’Azmin kundağında düştüm ben dikenli kollar arasına. Sessizliğimi boğuyorlardı gözlerindeki perdeler. Sabır kundağında korundum ben. Bir varoluş bekliyordum kurak gönlümün sarı sıcağında. Bastığım her yerde şirpençeler haykırıyordu yolumun kemiğine bıçaklar dayanmış ve ben artık Vatanın aziz evladı olmuştum. Çalışmaya yeminli benliğimin kilitli dehlizlerinde kundak kundak gayret büyütüyordum. Bileniyordum gönlümün penceresini taşlayanlarla birlikte. Vücudumun her yanını sarmalamıştı muhtelif baharların kol gezdiği çalışma arzuları. Hedefim dışında silikleşiyordu dünya yavaş yavaş. Şimdi bu yorgun gözlerin çomak sokulduğu yerdeyim. yabancılaşmış gönüllerin öteki yüzü olarak Çabanın elinden tutup geçiyorum korkak koridorları. Çalışmaya aşık gönüllerin mühür vurduğu saatlerde akrep ve yelkovan gibiyiz Azimle beraber. Ey yabancılaşmış gönüller! Cilalı yabancı devrinin serseri gözleri olarak yüreğimin önüne duvarlar dikmekten bıkılmadı. Azimli gönüllere işkence yapmaktan utanç duyulmuyor artık . Lakin bunlar yıldıracak değil başımı dik tutacak Cesaretime kuvvet katacak. Benim yüreğim Vatan Sevdası ile döşeli… Yılların suskunluğuyla sesleniyorum. Katran dökülüş gözler gibi gönüller de hala insan olmayı yakıştırıyor kendine. Şeref vadilerinin eteklerinde ruhu kıyıya vuranlar eşref-i mahlukat diyor kendilerine hala. Ne gayret ne de çalışma aşkına gölge düşüremiyor zehirli sözler. Laf olsun torba dolsun o sözlerdeki tantana. Şeref, gönüllere kısa günün karı motifi olduğu dem yabancılaştı gönüller. Sabrın konuştuğu yerde avarelik ölüme teslim oluyor oysa. Başımı göklere çevirdiğimde aşkla yanan yıldızlar görüyorum. Toprağa baktığımda ise meşakkatle büyümeyi bekleyen kundakta bir başak. Azmin kundağında düştüm ben hayat telaşesi senfonisine. Derim doğuştan nasır tutmuş benim çalışmaktan. Bir çınar misali kış kıyamet demeden ufka dallarımı uzatmam bundandır. Dik duruşumu gönlümdeki çölde dalları iki cihana yayılan ulu çınardan aldım ben. Azmin beşiğinde düştüm ben çalışma aşkına.Gün geldiğinde nihayete erince ömür yine azmin beşiğine düşeceğim ölümün bağrına çalışmak uğruna.’’
Yükselen alkış sesleriyle beraber düşüncelerimden sıyrılıp konferans salonuna geri dönmüştüm. Bu mukaddes insanın hikayesinde kendimi görüyordum. Gayretin sabrın direnişini öyle başı dik ,gönlü pek ve içten anlatıyordu ki hayran kalmıştım. Onun kürsüden inmesiyle beraber sonsuz sandığım bekleyişimi ateşlere attım. Konferans salonundan çıkarken yüreğime bir kor düşmüştü.
Gönlüm direnişe geçip başını kaldırmıştı.Azmim ise Neşvunema yüreğimin baharında. Aklımda tek bir düşünce geziyordu artık.
‘’ Ben gaflete düşen bir yabancılaşmış gönül olmamalıyım.’’
Şair - Yazar: Esra ŞAHİN  

banner315

    Yorumlar

Hava Durumu

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv