Asya ve Avrupa’nın en büyük müzesi Malatya'da

17 Şubat 2019, 19:01
Asya ve Avrupa’nın en büyük müzesi Malatya'da
Başlığı okuyanlar ilk başta şaka yaptığımızı sanabilirler. O bakımdan başlığı tekrar edeyim Asya ve Avrupa’nın (İngiltere ve Japonya dâhil) en büyüğü Dünyanın üçüncü büyük fotoğraf makineleri müzesi Malatya’da bulunuyor.
Eminim ki Malatya'da yaşayıp da henüz bundan haberi olmayan binlerce kişi vardır. Bunlardan biri de henüz gidip görmemişseniz sizlersiniz.
30 Eylül 2017 tarihinde Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen müze bir anlamda o dönemki büyükşehir belediye başkanımız Sayın Ahmet Çakır’ın yapmış olduğu en hayırlı ve kalıcı bir eser niteliğindeki bu hizmetidir...
Kendisi de aynı zamanda Malatyalı bir koleksiyoner olan ve şuanda Müze koleksiyoneri ve koordinatörü olmasının yanı sıra Malatya Büyükşehir Belediyesi Sanat Danışmanı olarak ta görev yapan Baki Tamer Selçuk, gençlik yıllarından itibaren çeşitli kolleksiyon, müzayede ve antikacıları dolaşarak elde ettiği tarihe ışık tutan fotoğraf makinelerini belediyemize proje olarak sunarak müzenin kurulması sürecini başlatmış…
O dönemki belediye başkanımız sayın Ahmet Çakır, Selçuk’un fikirlerini hayata geçirmek için çalışmaları yürütmek üzere kendisini de projenin başına görevlendirmesi neticesi bu proje hayat bulmuş.
Öyle ki bu müzede yok yok... Fotoğraf makinesinin ilk ortaya çıktığı makinelerin süreç içinde nasıl gelişerek bugünkü halini aldığını keyifli bir sohbet eşliğinde müzeyi gezerken görüp şahit olabilirsiniz.
Tamer bey sadece bir koleksiyoner değil aynı zamanda fotoğraf ve fotoğraf tarihi hakkında da geniş entelektüel bir bilgi ve donanıma sahip. Müzeyi gezen konuklarla birebir ilgilenerek önünde durduğu her fotoğraf makinesi hakkında üretim tarihinden tutun da makinenin tüm teknik özelliklerini bir çırpıda size özetliyor. Bu anlamda kendinizi yüzlerce yıl öncesinde buluyorsunuz. Bir turizm acentesinin “işinde mahir" ve bilgili bir filozof turist rehberiyle karşı karşıya kaldığınız hissi oluşuyor...
Müzedeki makine ve ekipmanlar hakkında da kısa bir bilgi verelim.
Fotoğrafın Tarihi
8. Yüzyılda yaşamış batının Ebu Musa olarak tanıdığı ilk kimya kitabının yazarı Cabir İbn’i Hayyan adlı İslâm bilgini gümüşün kararma nedeninin ışık olduğunu keşfeder. 10. Yüzyılda da yine batıda Alhazen olarak bilinen bir başka islâm bilgini ve matematikçi, optikçi İbn-i Heysem, Camera Obscura'yı bulur ve bununla güneş tutulmasını inceler...
1250’lere gelindiğinde İngiliz Roger Bacon, Arapça’dan yaptığı çevirilerle Camera Obscura’yı batiya taşır ve bunun tanımını da Leonardo da Vinci 1500’lü yıllarda yapar ve derki bu olay aslında insan gözünde de yaşanır...
1550’lerde Milanolu Giraloma Cardano Camera Obscura önüne ince kenarlı mercek konulduğunda daha net görüntü elde edildiğini keşfeder.
1568’de Venedikli Danielo Barbaro ise Camera Obscura önüne çeşitli büyüklüklerde diyafram yerleştirerek görüntünün daha da net olmasını sağlar.
1580’de de Astronom Johennes Kepler çizim masası üzerine görüntü elde etmeye yarayan Çadırlı Camera Obscura'yı geliştirir.
1636’da Alman Matematikçi Daniel Schwenter üç mercekli objektifi geliştirir.
1657’de Kaspar Schoot, önüne iki adet ince kenarlı mercek bulunan ve odak uzaklığını ayarlayarak görüntüyü netleştirmek için birbirinin içinde hareket edebilen iki kutudan oluşan ve elde taşınabilecek bir kameranın tarifini “Mega Optica” isimli kitabında açıklar...
1676’da Matematikçi Johan Christoph Strum, karanlık kutunun arkasına koyduğu 45°lik ayna sayesinde görüntünün yukarıdaki buzlu cama düz olarak yansıtılmasını sağlıyordu ve böylece görüntü üzerine konan saydam kağıtlarla görüntünün "birebir" kopyası elle çizilerek elde edilebiliyordu. Bu sayede elde edilen aletle çeşitli zor çizimler kolaylıkla elde ediliyordu...
Aradan yüz elli yıl geçmiş ve kimya bilginleri de çeşitli buluşlar gerçekleştirmişti. 1826’ya gelindiğinde Fransız Joseph Nicephore Niepce, geliştirdiği bir metodla dünyada bilinen ilk fotoğrafı çekiyordu...
Sizleri teknik bilgilere daha fazla boğmadan kısaca ülkemize fotograf makinesinin gelişiminden de bahsedeyim.
1842’de İstanbul’a Mösyö Kompa, isimli bir zat gelir ve Beyoğlu’nda fotoğraf çekmeye başlar. Ayrıca mösyö Kompa, hem ücret karşılığı fotoğraf çekerken hem de yine ücret karşılığı fotoğrafçılık dersleri verir.
1856 yılında Rabach isimli kimyacı bir ecnebi İstanbul’a gelerek çeşitli engellemelere rağmen ilk stüdyoyu kurar. İşleri kısa sürede büyüyen Rabach, yanına Diyarbakırlı iki Ermeni Kevork ve Wichen kardeşleri yanına çırak olarak alır ve yetiştirmeye başlar.
Rabach adlı Fotoğrafçı, bir süre sonra stüdyoyu Kework – Wichen kardeşlere devredip memleketine döner. Bu sırada saray ahalisi arasında fotoğraf çektirme merakı artar ve bu kardeşler portre ve manzara fotoğrafı çekmekle ünlenirler. Öyle ki ünleri memleketin her yanına yayılır.
Kevork-Wichen kardeşler zamanın padişahı Abdülaziz tarafından takdir edilir ve Abdülhamit’in tahta çıkışında da “Ressam-ı Hazret-i Şehriyarı" unvanı verilir. Bu yıllarda ilk telif eser olarak “Usul-ü Fotoğraf Risalesi" Yüzbaşı Hüsnü efendi tarafından kaleme alınır.
Burada bir noktaya daha dikkatinizi çekmek isterim.
Georges Pabuduijan, isimli Ermeni kökenli Osmanlı vatandaş, 1890’lı yıllarda İstanbul’da 3 şirket kuruyor. 1.si Nadir Fotoğrafçılık ( Fotoğraf Stüdyosu üzerine faaliyet gösteriyor) 2.si Onnik Duraduryan (Teknik Malzeme Satışı Üzerine) 3.sü Karakaş Kardeşler (Fotoğraf makineleri ve Fotoğrafçılık Sarf Malzemesi, ithalat ve satışı) faaliyet göstermektedir.
Bu arada Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşı Fransa'da fotoğraf makine üretimi yapan şirkete patentini almış olduğu kendi firmasının ismini yazdırıp fotoğraf makine üretimine başlıyor. Aynı zamanda ilk yerli marka olma özelliğine sahip Karakaş Kardeşler ( Caracache Freres Constantınople ) isimli fotoğraf makinesini piyasaya sürüyor. Dünyada bilinen tek örneği olan Karakaş kardeşler isimli makina Malatya’da Fotoğraf Makineleri Müzesinde bulunmaktadır.
Sonraki süreçte her yenilik ve buluşlarda olduğu gibi bu firmaya da sahip çıkılmıyor ve yok olup gidiyor.
Hatırlayın o tarihlerde hem kendi uçağımızı ve hem de bu örnekte olduğu gibi daha nice teknolojik icatlar yapılırken çeşitli engelleme ve siyasi nedenlerle üretim durduruluyor. Bugün dünya ile yarışabilecek teknolojiye ne yazık ki hala sahip olamadık...
*** ***
Gelelim müzede sergilenen makinelere ve makinelerin tarihi yolculuğuna;
Müzede 1876 yılından başlayıp 2010 yılına kadar üretilen 44 ayrı segmentte 2023 adet fotoğraf makinesi, 55 ayrı segmentte 3600’ ü aşkın aksesuar kronolojik olarak müzede sergilenmektedir. Yine bu makinelerle çekilen yüzlerce fotoğrafı da müzede görmeniz mümkün. Şuan yaklaşık ayda 10 bin ortalama ziyaretçi müzeyi gezmektedir.
Müzemiz de dünyada oldukça popüler olarak bilinen “Leıca” modellerinin de yer aldığı piyasa değeri oldukça yüksek 50 – 70 bin Euro civarında olan “ Leıca I a - Leıca I c ” modelleri de bulunmaktadır.
İlk casus makinelerin örneklerinin de yer aldığı müzede dikkatimi çeken bir diğer stant , “Özel Üretim” fotoğraf makinelerin içersinde yer alan dünya genelinde az sayıda üretilmiş ( 300 adet ) saf 24 ayar altın kaplama fotoğraf makineleri olduğunu belirtmeliyim.
Müzede 20 kişiye aynı anda hizmet verebilen işlevsel sinema ve projeksiyon salonunun da yer aldığı bölümde, tarihi serüveni 1976 model 16 mm lik kısa metrajlı film makinesinde ziyaretçi ve çocuklara Türkçe seslendirilmiş ilk animasyon çizgi film gösterimi de yapılmaktadır.
Müzede ayrıca temel fotoğrafçılık eğitimi yanında klasik dönem fotoğrafçılığının nasıl yapıldığı öğretilmekte. Karanlık oda, fotoğraf tab etme (baskı) makilerinin teknik özellikleri ve makinelerinin başlıca ekipmanlarının teknik özellikleri ve kullanımları uygulamalı olarak öğretilmekte.
Mevcut Belediye başkanı olan Ahmet Çakır ‘ın belediye başkanlığından istifa ederek milletvekilliğine adaylık sürecinde, genel merkez tarafından geçici olarak atanan Yeşilyurt ilçe belediye başkanımız Hacı Uğur Polat ‘ın “112 Acil eylem planı” kapsamında mevcut konumu Türkiye’nin en büyük fotoğraf makine müzesine, koleksiyon değeri yüksek fotoğraf makineleri alımı yaparak mevcut konumu “2023” adet fotoğraf makinesi ile bir üst statüye yani Asya ve Avrupa’nın En büyük fotoğraf makine müzesi haline getirdiğini de ilave ederek Sayın Polat'a da bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.
*** ***
2023 Fotoğraf Makineleri Müzemiz “Tarihi Kentler Müze Ödülünü” almış ve şimdide Dünya Müze Yarışması EMA ödülüne hazırlanmakta olduğu bilgisini sizlere bir müjde olarak ayrıca belirtmiş olalım.
Şuan müzenin sergi salonları, atölyeler, uygulama ve konferans salonu çalışmaları hızla devam ediyor.
İşitme engelli ziyaretçiler için işaret dili ile (Tercümanlık) , görme engelliler için sesli betimleme ile (Mihmandarlık)'ın yanı sıra fiziki engelli müze ziyaretçileri için engelli asansörü yapılarak, müzelerin en büyük eksikliği olan ulaşım ve erişim sorunu müzede çalışan teknik personel tarafından giderilmiştir.
Burada yakinen tanıdığım, tercümanlık - mihmandarlık ve müze tanıtımı konusunda uzman, söz konusu engelli ziyaretçiler olunca pozitif ayrımcılık gözeterek birebir ilgilenen personellerin de müzede çalışıyor olması Malatya Büyükşehir Belediyesinin vizyon anlamında kayısıdan sonra gelen en büyük değeri fotoğraf makine müzesi olmuş diyebilirim.
Müzedeki Asansörün açılışı için beni davet ederek müzeyi gezdiren Koordinatörümüz B. Tamer Selçuk, teknik personeller Emre İnan ve İrfan Tunay'a davetleri için teşekkür ediyorum.
İnanıyorum ki müzemiz en yakın bir zamanda Dünyanın birincisi olarak hak ettiği yeri bulacaktır. Yeni dönem Malatya Büyükşehir Belediye Başkanına bu konuda büyük bir sorumluluk düşmektedir.
Sayın Başkan Selahattin Gürkan' ın söz konusu kültürel faaliyetler olunca geçmişte yaptığı tarihi ve kültürel çabalarının burada da devam edeceğini biliyoruz. Ben şahsen bundan eminim. Başkanımızın bu projeleri daha da ileriye taşıma noktasında gereğini yapacağından şüphemiz yok. Bu çalışmalar ve sahiplenmeler ışığında hem müzemiz hem de sanat sokağı daha da canlanarak Malatya'mızın saygınlığının artması noktasında bir lokomotif görevini hakkıyla görecektir düşüncesindeyim.
Hazır yeri gelmişken de bu projeyi hayata geçiren Sayın vekilimiz Ahmet Çakır, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı H. Uğur Polat, Büyükşehir Belediyemiz Kültür Sanat Daire Başkanımız İhsan Gencay, Sabri Akın ve tüm çalışanlarını kutluyor ve bir kez de huzurlarınızda tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum.
Sözlerimi uzattığımın farkındayım lakin böyle muhteşem bir hizmeti salt birkaç cümle ile anlatmak yakışıksız olurdu...
Değerli hemşehrilerim ve kıymetli okurlar;
Sizlerde henüz müzelerimizi gezip görmediyseniz ilk fırsatta çocuklarınızı yanınıza alarak makinelerle ve fotoğrafın tarihi yolculuğuna doğru bir adım atabilirsiniz.
Müzemiz hafta içi ve hafta sonları sabah sekiz akşam sekiz (pazartesi resmi tatil) hizmet vermeye devam ediyor ve siz ziyaretçilerini ağırlamayı bekliyor diyerek yazımızı bağlayalım.
Müzenin kurulmasında en büyük emeği olan ve müze koordinatörlüğünü yapan B. Tamer Selçuk hakkında da kısa bir bilgi verip noktayı koyalım.
BAKİ TAMER SELÇUK KİMDİR?
Malatya’nın yerlisi bir ailenin üç çocuğundan en büyüğü olarak Malatya’da dünyaya geldi. İlköğrenimini Feyzullah Taşkınsoy ilkokulunda, ortaokulu Hasan Varol’da, lise eğitimini ise çok severek devam ettiği Ş.K.Ö Endüstri Meslek lisesinin Elektronik Bölümünü bitirerek tamamladı.
1985 yılında Üniversite Eğitimi için Malatya’dan ayrıldı. İ.T.Ü Metalürji ve Malzeme Mühendisliği bölümünden mezun olarak iş hayatına atıldı.
Çocukluk yıllarından itibaren mekaniğe ve elektroniğe büyük bir ilgi duyuyordu. İlkokul yıllarında dedesinin ( Yahya SELÇUK ) desteği ile pul toplamaya başladı. Sanat okulu yıllarında ise Lambalı radyo koleksiyonu yapmaya başlamıştı. Üniversite yıllarında ise saatlere ve özellikle cep saatlerine karşı ilgi duymaya başlayıp bir yandan da cep saatleri toplamaya başladı.
Üniversite son sınıfta okurken “ SELÇUK ELEKTRONİK ” isimli işyerini açarak iş hayatına atıldı.
1998 yılında ise dört ortaklı bir iletişim şirketi kurarak iş hayatını çeşitlendirerek devam ettirdi.
İlk İş yerini açtığında fotoğrafa ilgi duymaya başlayıp, fotoğraf makineleri da toplamaya başladı. Bir yandan antika fotoğraf makineleri bir yandan antika saatler, diğer yandan da antika radyolar, bu şekilde 2007 yılına geldiğinde üç koldan koleksiyon yapmanın maddi ve manevi zorluğundan dolayı Radyo ve saatleri elden çıkararak sadece fotoğraf makineleri üzerine yoğunlaşmaya başladı.
Koleksiyonerlik hayatındaki çok önemli bir dönüm noktası da 2001 yılıdır. Günde iki paket tükettiği sigara alışkanlığını bıraktığı yıldır. ( 21 Haziran 2001 ) Bu tarihten itibaren sanki sigarayı 4-5 pakete çıkartmış gibi düşünüp aldığı antika makinelerin sayısının o günden sonra çığ gibi büyüdüğünü görmüştür.
Ülkemizdeki çeşitli büyük antika pazarlarını takip ederek ( Ankara, İstanbul, Bursa, Kocaeli, Yalova ) ayrıca antikacılar, koleksiyonerlerden alımlar yaparak ve yurtdışındaki pazarların da takipçisi olarak (A.B.D , İngiltere , Japonya gibi) düzenli seyahatler yapıp çeşitliliği ve kaliteyi sürekli üst noktalara taşımaya çalışmaktadır.
2010’ lu yıllar geldiğinde artık koleksiyondaki makineler evine, işyerine, işyerinin deposuna, sığmamaya başlayınca bir arayış içine girer ve bunun müzeleşmesi gerektiğine iyice kanat getirerek uğraşlarını yoğunlaştırır.
Birçok girişimden ve çabadan sonra olumlu haber Malatya Büyükşehir Belediyesinden gelir ve Türkiye’nin en büyük fotoğraf makineleri müzesi Malatya da açılır.
Müze tahminlerin ötesinde çok büyük bir ilgi görünce ( hem şehir içinden gelen ziyaretçiler, hem de şehir dışından gelen ziyaretçiler ) Malatya Büyükşehir Belediyesi bir hamle daha yaparak “ Radyo ve Gramofon “ müzesini kurar. Bu alanda da oldukça geniş tarih ve teknik bilgiye sahip olan Baki Tamer SELÇUK radyo ve gramofon müzesinin koordinatörlüğünüde üstlenmiştir.
Halen evli ve iki çocuk babası olan Baki Tamer SELÇUK büyük bir azimle yeni ihtisas müze projelerini hazırlamakta ve ulusal çapta, uluslar arası çapta büyük olan bu iki ihtisas müzesinin geliştirilmesi noktasında çalışmalarına "Malatya 2023 Fotoğraf Makineleri Müzesi"nde devam etmektedir.

banner315

    Yorumlar

banner334
Hava Durumu

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
Arşiv